5.Sınıf Fen Bilimleri 2.Ünite Canlılar Dünyası

5.Sınıf Fen Bilimleri 2.Ünite Canlılar Dünyası
15 Temmuz 2022 18:31
17
A+
A-

1.CANLILARI TANIYALIM

5.SINIF TÜM DERSLERİN PAYLAŞILDIĞI WHATSAPP GRUBU İÇİN TIKLAYINIZ

KİTAP ÇEKİLİŞLERİNİN YAPILACAĞI GRUBUMUZA KATILMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Doğada milyonlarca canlı çeşidi vardır. Yeryüzünde birlikte yaşadığımız bu canlıların özelliklerinin

bilinmesi ve tanınması doğadaki dengenin korunması için önemlidir. Bilim insanları, canlıları benzer özelliklerini dikkate alarak gruplara ayırmışlardır. Bu gruplandırma sırasında canlıların yapıları ile hareket, beslenme ve çoğalma(üreme) şekli gibi özellikleri dikkate alınır. Canlıların benzer özelliklerine göre gruplandırılması sınıflandırma olarak adlandırılır. Bu gruplandırma, canlıları incelememizi kolaylaştırır.

Canlıları; Mikroskobik Canlılar, Mantarlar, Bitkiler ve Hayvanlar olarak sınıflandırılır.

Aristoteles (Aristo, MÖ 383 – 322): Canlılar dünyasını inceleyen ve canlıları sınıflandıran ilk bilim insanıdır.

Carolus Linnaeus’dir (Karl Linne, 1707-1778): Canlıların sınıflandırılmasının günümüzde kabul görmüş halini gerçekleştiren bilim insanıdır.

Mikroskop, görüntüyü farklı boyutlarda büyütme özelliği gösteren merceklerden oluşan bir alettir.

MİKROSKOBİK CANLILAR

Bazı canlılar gözle görülemez. Sadece mikroskop adı verilen bir araç yardımıyla görülebilirler. Bu canlılar mikroskobik canlılar olarak adlandırılır. Bakteriler, terliksi hayvan, amip ve kamçılı hayvan(öglena) mikroskobik canlılara örnek verilebilir. Mikroskobik canlılar hareket, solunum, üreme, beslenme gibi canlılık olaylarını gerçekleştirir. Bakteriler çoğalırken uygun sıcaklık, nem ve besine ihtiyaç duyarlar. Doğada her yerde bulunabilir. Yararlı ve zararlı çeşitleri vardır.

      Besinlerin çürüyüp bozulmasına sebep olur. Sütün peynir ve yoğurda dönüşmesini sağlar. Üzümden sirke oluşumunu ve şaraba dönüşümünü sağlar. Suda yaşayan pek çok canlı için besin kaynağıdır. Bazı yararlı bakteriler bağırsaklarımızda yaşar ve bizim için gerekli olan B ve K vitaminlerini üretir. Bitki ve hayvan ölülerinin çürümesini sağlar. Mikroskobik canlılar Bitki ve hayvanlarda pek çok hastalığa yol açar. Dişlerin çürümesine sebep olur. Verem, zatürre, tifo, kolera, AIDS, çocuk felci ve kuduz gibi bulaşıcı hastalıklara sebep olur.

MANTARLAR

Mantarın kök, yaprak ve çiçek gibi yapıları yoktur. Kök benzeri ince yapılar vardır. Mantarlar, kendi besinini üretemeyen basit yapılı canlılardır. Şapkalı, küf, maya ve parazit mantarları olmak üzere dört çeşittir..               

Şapkalı mantarlar: Şapkalı mantarlar bitkiler gibi toprağa bağlı yaşar. Ancak bitki değildir. Bazı çeşitlerini besin olarak tükettiğimiz mantar türleridir. Besin değerleri yüksektir. Mantarların zehirli çeşitleri de vardır. Şekillerine ve renklerine bakılarak zehirli olup olmadıkları ayırt edilemez. Bu yüzden bahçede, ormanda, tarlada bulduğumuz şapkalı mantarları kesinlikle tüketmemeliyiz. Kültür mantarları adı altında satılan mantar türlerini güvenle tüketebiliriz.  

Küf mantarları: Küf mantarları uzun süre açıkta ve nemli ortamlarda bırakılan besinler üzerinde hızla çoğalarak yiyeceklerin renginin, kokusunun ve tadının değişmesine yol açar. Küflenmiş besinlerin tüketilmesi sağlığımız açısından tehlikelidir. Zehirlenmemize sebep olur. Küf mantarları mikroskopla görülen mantar türleridir. Küf mantarları ise çoğalarak yüzlercesi bir araya geldiğinde gözle görünür hâle gelir. Meyve, sebze, peynir, ekmek gibi çeşitli besinlerin üzerinde yaşar. Besinlerimizi çürütüp bozar. Antibiyotiklerin elde edilmesinde küf mantarlarından faydalanılmaktadır. Penisilin ilk olarak Alexander Fleming (Aleksandır Fileming) tarafından peynir küfünden elde edilmiştir.

Maya mantarları: Maya mantarları hamurun mayalanmasında ve sütten peynir yapılmasında rol oynar. Maya mantarları çoğalırken besin, nem ve uygun sıcaklığa ihtiyaç duyar. Bu şartlar sağlandığında çoğalmaya başlar. Maya mantarları çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük canlılardır. Şekerli ılık su içerisinde hızla çoğalırlar. Örneğin, hamurun mayalanmasını sağlayan mantarlar maya mantarlarıdır.

Parazit mantarlar: Parazit mantarlar genelde insan, hayvan ve bitkilerde mantar hastalıklarına neden olurlar. Parazit mantarlar akciğerlere, bağırsaklara, deriye, boyuna, yüze, ellere, ayaklara hatta kemiklere yerleşip bu yapı ve organlara zarar verebilir. Bebeklerin ağzında oluşan pamukçuk hastalığı bu hastalıklara örnektir.

Mantar hastalığının tedavisi mümkündür. Ancak öncelikle mantar hastalığının oluşmasını engellemek için temizlik çok önemlidir. İnsanlarda hastalık yapan mantarlar dokunarak veya ortak eşyaların kullanılmasıyla insandan insana geçer. Ayakkabı, terlik, tarak, havlu gibi eşyalar ortak kullanılmaması gerekir. Ter emebilen pamuklu çoraplar yerine sağlıksız çoraplar giyildiğinde, çoraplar sık sık değiştirilmediğinde ve ayaklarımız uzun süre havasız ortamda kaldığında ayaklarda mantar oluşumu gözlenir. Mantar hastalığın tedavisi için mutlaka doktora gitmek gerekir.  

                                             2.CANLILARI TANIYALIM 

BİTKİLER

Bitkiler Güneş ışığı, su, mineral madde ve karbondioksit gazını kullanarak besin ve oksijen üretir.

Bitkiler toprağa bağlı olarak yaşar. Genellikle yeşil renge sahip canlılardır. Bitkilerin ürettiği besin ve oksijeni hem kendileri hem de diğer canlılar kullanır. Bitkiler; karada ve suda yaşayabilir.

ÇİÇEKLİ BİTKİLER

Çiçekli bitkiler meyve ve tohum oluşturur. Çam, ladin, köknar, ardıç, leylak, elma, buğday, mısır, lale, fasulye, nohut, orkide, pamuk vb. bitkiler çiçekli bitkilere örnektir. Çiçekli bitkiler genel olarak dört temel kısımdan oluşmaktadır.

Bitkinin Kısımları

1- Çiçek   2- Yaprak   3- Gövde 4- Köktür.

Kök: Bitkilerin toprak altında kalan kısmıdır. Bitkinin toprağa tutunmasını sağlar. Topraktaki suyu ve mineral maddeleri alır.Bazı bitkilerde besin depo eder.

Gövde: Bitkinin toprak üstündeki bölümüdür.

• Kök tarafından  alınan su ve mineralleri bitkinin diğer bölümlerine taşır. Bitkinin dik durmasını sağlar. Çiçeği, meyveyi ve yaprağı taşır. Yapraklarda üretilen besini bitkinin diğer bölümlerine taşır.

Yaprak: Bitkilerin besin üretimi, gaz alışverişi ve terleme yapan bölümüdür. Yapraklar farklı şekil ve büyüklüğe sahip olabilir. Üzerlerinde küçük gözenek (delikler) ve madde taşıyan damarlar vardır.

Çiçek: Çiçekli bir bitkide çiçek, bitkinin üreme organıdır. Bitkilerin üreyip çoğalmasını sağlar. Çiçek olmadığı zaman tohum ve meyve oluşmaz ve bitkiler neslini devam ettiremez. Çiçekli bitkiler, güzel renkli olmaları ve çevrelerine güzel kokular yaymaları nedeniyle böcekleri kendilerine çekerler. Bu canlılar çiçeklerden hem kendileri için besin sağlar hem de bitkilerin üremelerine yardımcı olur. Bitkiler çiçekli ve çiçeksiz olarak sınıflandırılır.

Çiçeksiz bitkiler: Çiçeksiz bitkilerin çiçekleri ve tohumları yoktur. Genellikle nemli ortamlarda yaşar. Kara yosunları, Su Yosunu(alg), Liken, Atkuyruğu, Eğrelti otu, Kibritotu ve Ciğer otları örnek verilebilir. Çiçeksiz bitkiler, basit yapılı bitkilerdir. Genellikle nemli yerlerde (göl, bataklık, nemli toprak, nemli taş) ve ağaç gövdelerinde yaşarlar. Nesillerini devam ettirmek için çeşitli üreme şekilleri geliştirmişlerdir.

HAYVANLAR

Hayvanlar derin okyanus diplerinden, yüksek dağların zirvesine kadar birçok alanda yaşayabilir. Kendi besinlerini üretemez dışarıdan hazır olarak alır. Bazıları otla, bazıları etle, bazıları ise hem et hem de otla beslenir. Hayvanlar vücutlarında iskelet ve omurganın bulunup bulunmamasına göre iki grupta incelenir. Hayvanları, omurgalı hayvanlar ve omurgasız hayvanlar olarak sınıflandırılır.

Omurgasız hayvanlar: Omurgasız hayvanlar karada ve suda yaşayabilir. Omurgasız hayvanlar genellikle yumurta ile çoğalırlar. Omurgasız hayvanların vücutlarında kıkırdak ve kemikten yapılmış bir iskelet ve omurga bulunmaz. Sivrisinek, kelebek, Arı, Örümcek, Midye, İstakoz, Kırkayak, Bit, Yengeç, Çekirge gibi hayvanlar omurgasızlar sınıfına girerler. Midye ve Salyangoz gibi Omurgasızların bazılarının vücutlarının dışında kabuk gibi sert destek sağlayan yapıları vardır. Arı, kelebek vb. canlılar bitkilerle, solucanlar toprak içindeki çözünmüş maddelerle, suda yaşayan omurgasızlar ise küçük hayvanlar ya da bitki artıklarıyla beslenirler.

Omurgalı hayvanlar:  Omurgalı hayvanlar; Balıklar, Kurbağalar, Sürüngenler, Kuşlar ve Memeliler olmak üzere beş ayrı grupta incelenirler. Omurgalı hayvanların kıkırdak ve kemikten oluşan iskeletleri ve omurga denen yapıları vardır.

Balıklar:  Balıklar tatlı ve tuzlu sularda yaşayan omurgalı hayvanlardır. Balıklar yüzgeçleri ve solungaçları vardır. Solungaç solunumu yaparlar. Vücutları pullarla kaplıdır. Genellikle yumurtayla çoğalırlar. Köpek balığı, hamsi, sazan, alabalık,palamut ve vatoz balığı bu gruba örnektir.

Kurbağalar: Kurbağalar hem suda hem de karada yaşar. Kurbağalar nemli yerlerde yaşar, sinek ve böceklerle beslenir. Kurbağalar yumurtayla çoğalır. Derileri nemli ve kaygandır. Semender (kuyruklu kurbağa), su kurbağası ve kara kurbağası bu gruba örnektir.

Sürüngenler: Sürüngenlerin çoğunluğu karada yaşar. Vücutları sert ve kuru pullarla kaplıdır. Yumurta ile çoğalır. Yılan, timsah, kertenkele, kaplumbağa bu gruba örnektir.

Kuşlar: Kuşların vücutları tüylerle kaplıdır ve kanatları vardır. Yumurta ile çoğalır. Kartal, akbaba, serçe, saksağan, karga hepimizin bildiği uçan kuş türlerindendir. Penguen, deve kuşu, tavuk, hindi uçamayan kuş türleri de vardır.

Memeliler: Omurgalı hayvanların en gelişmiş grubudur. Doğurarak çoğalır ve yavrularını sütle beslerler. Karada yaşayan memelilere koyun, deve, fare, köstebek, tavan, kedi, kaplan, köpek örnek verilebilir. Memeli hayvanların vücut büyüklükleri değişkendir. En küçük memeli yabanarısı yarasasıdır.

En büyük ise mavi balinadır. Balina, yunus, fok balığı suda yaşayan, yarasa ise uçabilen memeli hayvandır. Memeli hayvanlar farklı besinlerle beslenebilir. Kaplan, kedi, köpek et ile; keçi, koyun, at ot ile; fare ve ayı ise hem ot hem de et ile beslenir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

error: Content is protected !!