7.Sınıf Sosyal Bilgiler 5.Ünite Özeti Üretim Dağıtım ve Tüketim

7.Sınıf Sosyal Bilgiler 5.Ünite Özeti Üretim Dağıtım ve Tüketim
24 Nisan 2023 00:41
17
A+
A-

İNDİR

7.Sınıf Sosyal Bilgiler
5.Ünite Özeti Üretim Dağıtım ve Tüketim
İndirmek İçin Tıklayınız

 

SOSYAL BİLGİLER 5.ÜNİTE: EKONOMİ VE SOSYAL HAYAT

TOPRAK:

Toprak bütün canlılar için hayat kaynağıdır.

Yeryüzündeki yaşam toprak sayesinde devam eder. İnsanlar topraktan tarım faaliyetleri ile yararlanır.

Toprak hem bizi beslediği hem de bize vatan olduğu kutsal kabul edilerek “Toprak Ana” olarak anılmıştır.

 

7.SINIF TÜM DERSLERİN PAYLAŞILDIĞI WHATSAPP GRUBU İÇİN TIKLAYINIZ


KİTAP ÇEKİLİŞLERİNİN YAPILACAĞI GRUBUMUZA KATILMAK İÇİN TIKLAYINIZ

 

TARİHTE TOPRAK YÖNETİMİ

1- ESKİÇAĞ ANADOLU’DA TOPRAK YÖNETİMİ

Erken çağlarda Anadolu’ya hâkim olan Hititler devlete ait toprakları ekip biçmek üzere devlet görevlilerine veriyor bunun karşılığında bu görevliler de devlete asker yetiştiriyordu.

2-FEODALİTE (DEREBEYLİK) YÖNETİMİ

Orta çağ Avrupa’sında rastlanan toprak yönetim şeklidir.

Toprak sahibi soylulardı.

Derebeyi (senyör) büyük şatolarda yaşarlardı.

İstediği zaman toprağı üzerindeki köylülerle beraber satabilirdi.

Köylünün toprak üzerinde hiçbir hakkı yoktu.

3-SELÇUKLULARDA TOPRAK YÖNETİMİ

Selçuklularda tarım yapılan topraklar ikta denilen bölümlere ayrılmıştı. İktalar hizmet veya maaş karşılığında belirli süreler için askerlere, komutanlara ve devlet adamlarına verilirdi.

Bu usulle verilen topraklar has, ikta ve haraci olarak üçe ayrılıyordu.

İKTA SİSTEMİNİN FAYDALARI ŞUNLARDIR:

1-Tarımsal üretimde süreklilik sağlanmış, tarım alanları boş kalmamıştır.

2-Önemli sayıda asker devlet hazinesine yük olmadan yetiştirilmiş ve savaşa hazır tutulmuştur.

4-OSMANLILARDA TOPRAK YÖNETİMİ

MÜLK ARAZİ

Mülkiyet hakkı arazi sahibinin olan topraklardır.

Mülk arazi ikiye ayrılır:

ÖŞRİ TOPRAKLAR: Fethedildiği zaman Müslümanlara verilen topraklardır. Topraklar, sahiplerinin mülkü sayılır isteyen topraklarını satabilir, bağışlayabilir, vakfedebilir, miras bırakabilirdi.

Toprağı işleyenler, elde ettikleri ürünün 1/10’unu vergi olarak devlete verirlerdi. Bu vergiye öşür denirdi.

HARACİ TOPRAKLAR: Bu toprakların sahipleri Gayrimüslimlerdi (Müslüman olmayanlar). Bunlardan alınan toprak vergisine haraç denirdi.

MİRİ ARAZİ

Mülkiyeti devlete ait olan topraklardır.

Devlet bu toprakları işletmesi için üzerinde yaşayan kişilere verirdi.

Toprağı iyi ekip biçmeyen veya üç yıl üst üste boş bırakanlardan toprakları geri alınır, başkasına verilirdi.

Amaç; tarımda üretimin devamlılığını sağlamaktır.

MİRİ ARAZİNİN BÖLÜMLERİ:

YURTLUK ARAZİ: Sınırları koruma karşılığında sınır boylarında ayrılan araziye denirdi.

OCAKLIK ARAZİ: Kale muhafızlarına ve tersane giderlerine ayrılan sınır boylarındaki araziye denirdi.

VAKIF ARAZİ: Geliri cami, hastane, kervansaray, medrese gibi bilim ve hayır kurumlarının yapımı, idaresi ve bakımı için ayrılan topraklardı.

Vakıf topraklarının gelirlerinden vergi alınmazdı.

MUKATAA: Geliri doğrudan doğruya hazineye kalan araziye denirdi. Bu topraklardan elde edilecek gelir peşin olarak mültezim denilen varlıklı kişilere satılır ve mültezimlerden alınan paralar doğrudan hazineye aktarılırdı.

Bu sisteme “İltizam Sistemi” denirdi.

DİRLİK ARAZİ: Geliri devlet memurlarına ve askerlere maaş ve görev karşılığı olarak verilen topraklardır.

Dirlik gelirlerine göre üçe ayrılırdı:

HAS: Yıllık geliri 100 000 akçeden fazla olan toprağa denirdi. Padişaha, divan üyelerine, beylerbeylerine, şehzadelere ve sancak beylerine verilirdi.

ZEAMET: Yıllık geliri 20 000 ile 100 000 akçe arasındaki topraklara denirdi. İkinci derecedeki memurlara verilirdi.

Alaybeyleri, kapıcıbaşı, Divan kâtipleri gibi.

TIMAR:

Yıllık geliri 3 000 akçe ile 20 000 akçe arasındaki topraklara denirdi. Savaşlarda yararlılık gösterenlere verilirdi.

Tımarlı Sipahi’ler gelirlerinin bir kısmıyla atlı asker yetiştirirler, bir kısmını da maaş olarak alırlardı.

5- CUMHURİYET DÖNEMİNDE TOPRAK YÖNETİMİ

Cumhuriyetin ilanından sonra tarıma verilen destek artmıştır. Tarım sektöründe çalışan nüfus giderek azalmaktadır.

Modern tarım yöntemleri kullanılmaya başlandığından topraktan yüksek verim alınmaya başlandı.

Tarıma destek veren devlet kuruluşlarımızdan bazıları şunlardır:

–Tarım ve Orman Bakanlığı

– Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO)

– T.C. Ziraat Bankası

– Devlet Su İşleri (DSİ)

– Tarım Kredi ve Kooperatifleri (TKK)

– Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM)

– Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP)

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ÜRETİM

Başlangıçta avcı toplayıcı olarak yaşam süren insanlar, zamanla araçlar geliştirmeye başlamışlardır.

Bu araçlardan biri de ilk olarak Mezopotamya’da MÖ 5000’lerde kullanıldığı düşünülen tekerlektir.

O dönemlerde seramik kap üretiminde çark olarak kullanılmakta olan tekerleğin taşımacılık amacıyla ilk kez Sümerler tarafından MÖ 3000’de kullanıldığı düşünülmektedir.

Tekerlek dişlilerle birleşerek tarih boyunca birçok teknolojiye zemin oluşturmuştur.

Makineler dişlilerin gelişmesi ile ortaya çıkmıştır. Makinelerde buhar gücünün kullanılması ise Sanayi Devrimini başlatmıştır.

İnsan yaşamında önemli değişimlere yol açan Sanayi Devrimi, insan ve hayvan gücünden makine gücüne geçiş olarak da ifade edilebilir. XVIII. yüzyılda İngiltere’de başlayan Sanayi Devrimi, kısa sürede başka alanlara yayılmış etkisini tüm dünyada göstermiştir.

Sanayi Devrimi öncesinde insan gücüne dayalı olan üretim, makine gücüne dayalı hâle gelmiştir.

Üretim teknolojisindeki bu gelişme ile seri üretime geçilmiş, üretilen ürün miktarı artmıştır.

Önceden üretim denilince akla tarım, hayvancılık, zanaat gelirken Sanayi Devrimi ile üretim alanı genişlemiştir.

Üretim teknolojisinde ortaya çıkan bu değişim, toplumsal yaşamı da etkilemiş, insanlar kentlere göç etmeye başlamışlardır.

Bu göçler ise zamanla kalabalık kentlerin sayısının artmasına yol açmış; geniş aileler yerini giderek çekirdek ailelere bırakmıştır.

Şehirleşmeye bağlı olarak çevre sorunları da ortaya çıkmıştır.

Makineleşme, çevre sorunlarının yanı sıra işsizliğin artmasına da yol açmıştır.

VAKIFLAR

Osmanlıda Vakıf Sistemi

Vakıf, kişinin mal varlığının bir bölümün hayır işleri için bağışlamasına denir.

Vakıf arazi gelirleri cami, han, hamam medrese gibi sosyal hizmetlere ve hayır kurumlarının masraflarına ayrılan topraklardır.

Vakıf sistemi, Karahanlı, Gazneli ve Selçuklu devletlerinde de görülmüştür.

Türk-İslam devletlerinde sosyal devlet anlayışı hakimdi.

Osmanlı Devleti döneminde eğitim, sağlık, kültür ve bayındırlık alanlarında vakıflar önemli bir yer tutar.

Vakıflar devlet tarafından desteklenir aynı zamanda devletin gözetiminde bulunurdu.

Vakıflar Osmanlı topraklarında kent ve kasabaların gelişmesinde önemli bir yer tutar.

Ulaşım, ticaret, taşımacılık alanlarında şehirler önemli derecede gelişmiştir.

Halkın her türlü gereksinimini karşılayan vakıflar, eğitim-öğretim kurumları, hastane, kütüphane, imaret gibi yapıların giderlerini karşılamıştır.

16.yy’dan sonra vakıflar, yönetim ve adalet alanlarındaki bozulmaların etkisiyle önemini kaybetmeye başlamıştır.

Kanunlara aykırı bir şekilde vakıfların kişilere dağıtılması vakıflar amaçlarından sapmasına neden olmuştur.

1836 yılında II. Mahmut vakıf sistemini kaldırarak Evkaf Nezaretini (bakanlığı) kurmuştur.

GÜNÜMÜZDE VAKIF SİSTEMİ

Cumhuriyetin anayasa ile belirlenen niteliklerine, anayasanın temel ilkelerine, hukuka ahlaka, milli birliğe dayalı olarak Türkiye’de çok vakıf kurulmuştur.

Sosyal adaleti pekiştirmek, sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı sağlamak vakıfların amaçları arasındadır.

Türkiye’de kurulan vakıfların belirli organları olmalıdır.

Yönetim organı, mütevelli heyeti ve denetim birimi gibi bölümleri olmalıdır. Bunun nedeni, vakfın işleyişini kolaylaştırmak amacının kapsamına ve faaliyetlerine uygun olarak çalışmaktır.

VAKIFLARIN KURULMA AMAÇLARI

Toplumda çoğulcu ve özgürlükçü demokrasinin yerleştirilmesi

İnsanlara, emeğe ve doğaya saygı çerçevesinde insanların düşünce anlayışını geniş alanlara yayma Eşitlik, dayanışma, adalet, dürüstlük gibi değerlerin tüm topluma benimsetilmesi.

Sosyal devlet anlayışının ve demokrasinin gelişmesi için çalışma yapmadır.

Günümüzde Türkiye’de;

Kızılay

Yeşilay

Darüşşafaka

Darülaceze

TEMA

gibi farklı alanlarda farklı vakıflar kurulmuştur.

MESLEK EDİNDİREN KURUMLAR

Geçmişte Meslek Edindiren Kurumlar

AHİLİK

Ahilik, Anadolu’da 13. yüzyılda kurulmuş esnaf ve zanaatkârların birliğine denir. Ahi teşkilatının kurucusu olan Ahi Evran‘ın asıl adı Şeyh Mahmut Nasiruddin’dir.

Azerbaycan’ın Hoy şehrinde dünyaya gelmiştir. Anadolu’daki bütün esnaf ve

zanaatkârların piri sayılan Ahi Evran, dericilik sanatıyla uğraşmıştır.

Ahi Evran, ahlak, sanat ve konukseverliğin uyumlu bir birleşimi olan ahiliği kurarak saygın bir konuma ulaştırmıştır.

Bu teşkilat, asırlarca esnaf ve zanaatkârlara rehberlik ederek çalışma ilkelerini belirlemiş, devlet adamları bu teşkilata girmeyi onur saymışlardır.

AHİ TEŞKİLATININ GÖREVLERİ

1-Üye sayısını, malların kalitesini ve fiyatları belirlemek

2-Arz-talep dengesine dikkat etmek

3-Müşterinin haklarını korumak

4-Üretimi ihtiyaca göre belirlemek

5-Zanaatkârlara sanat ahlakını yerleştirmek

6-Esnaf ile devletin ilişkilerini düzenlemek

7-Üyelerin zararlarını karşılamak ve kredi vermek

8-Çalışamayacak durumdaki üyelerini korumak

9-Esnaflar arasındaki haksız rekabeti önlemek

10-Esnafların ürettiği malların hiçbirinde halkın kıtlık yaşamamasını sağlamak.

11-Ülkeye yapılacak saldırılarda devletin ülkeyi savunmak ve yerleşim bölgelerinde Türk-İslam kültürünü yaymak.

1-Yamaklık Dönemi: 10 yaşından küçük olmayan çocuklar alınırdı. 2 yıl bedava ve düzenli şekilde çalışırlardı.

2-Çıraklık Dönemi: Artık emeğin karşılığında ücret alabilirlerdi. Ona büyüklere karşı saygılı olması, yalan söylememesi gibi öğütler verilirdi.

Üç yıl boyunca çıraklık yapılırdı.

3-Kalfalık Dönemi: Bu dönemde tören yapılır. Törene katılan kalfa o gün esnafa özgü kıyafetler giyer ve peştamal kuşanırdı.

Üç yıl boyunca kalfalık yapılırdı.

4-Ustalık Dönemi: Kalfalık döneminde herhangi bir olumsuzluk durumu olmadığında ustalığa yükseltilirdi.

Müşterilere ve diğer kalfalara iyi davranması, ayrı bir dükkan yönetebilecek kanısı uyandırmış olması yetiştirici niteliği kazanmış olması gerekmektedir.

Ahi teşkilatında kurallara uymayan esnafa, kusurun büyüklüğüne göre eğitici ve uzlaştırıcı cezalar verilirdi.

Örneğin, çay, kahve ya da yemek ısmarlamak gibi…

FÜTÜVVETNAME

Ahi yönetmeliği olan Fütüvetnamelere göre;

Ahi, helalinden kazanmalıdır. Yoksul ve düşkünlere yardım etmeli, cömert olmalıdır. Hepsinin bir zanaatı olmalıdır.

Fütüvvet kişinin yardım etmesi, haksızlığı önlemesi, kişini ayıbını görmemesi, kötü söz söylememesi, cana, mala ve onura el ve dil uzatmaması demektir.

LONCA TEŞKİLATI

Ahi teşkilatının Osmanlı Devleti Esnaf ve Sanatkârları üzerindeki etkileri 15. yüzyıldan itibaren zayıflamıştır.

Ahiliğin zayıflamasından sonra devletin denetim ve gözetimine açık Lonca Teşkilatları doğmaya başlamıştır.

Üst düzey idarecilerinin Hükümdarın “Berat-ı Şerif’i” ile atandığı lonca teşkilatı, gittikçe güçlenerek esnaf ve zanaatkârlara hakim olmuştur. Loncalar sayesinde esnaf, idarede söz sahibi olmuştur.

LONCALARIN BAŞLICA FONKSİYONLARI ŞUNLARDIR;

1-Ürünün kalitesini ve fiyatlarını belirlemek

2-Üyelerin birbirleriyle ve müşteriyle olan anlaşmazlıklarını çözmek

3-idarenin taşra temsilcilerine yardımcı olmak

4-Hükümet emirlerini halka, halkın isteklerini idarecilere aktarmak

NARH UYGULAMASI: Osmanlı da “Narh” uygulaması tüketicinin korunmasında en önemli unsurlardan biriydi.

Bununla kalite ve fiyat kurallarına uymayanlar ile tüketiciyi aldatanlara üretimden el çektiriliyor ve üretim yapmaları yasaklanıyordu.

OSMANLI’DA EĞİTİM

Mahalle Mektepleri (Sıbyan Mektebi)

Osmanlı Devleti’nde çocuklar mahalle mektebinde okula başlarlardı. İlk örnekleri 13.yüzyılda görülen bu okullar

Tanzimat Dönemi’ne kadar varlıklarını korudular.

Sıbyan Mektepleri ise cami, medrese imaret ve çeşmelerle birlikle hayırseverler tarafından yapılan okullardı.

Bu mekteplerde Kuran okumayı, yazı yazmayı öğretirlerdi. Bu eğitim imamlar ya da orta derecede medrese mezunları tarafından verilirdi.

Medreseler

Ders okunan yer anlamına gelen medresede Osmanlı Devleti’nin kurulusunun ilk dönemlerinden itibaren ilim ve kültür alanında çalışmalar yapıldığı bilinmektedir.

Osmanlıda ilk Medrese İznik’te Orhan Bey tarafından kurulmuştur.

Osmanlılar medreselerdeki eğitim ve öğretim faaliyetlerini vakıflar aracılığıyla devam ettirdiler.

Medreselerde ders veren öğretim görevlilerine “Müderris” adı verilirdi. Müderrisler Divan üyesi olan Kazasker tarafından atanırlardı.

Fatih Sultan Mehmet zamanında İstanbul’da Sahn-ı Seman Medresesi açılmıştır. Genel olarak medreselerde belirlenen programlar çerçevesinde İslami ilimler, matematik, geometri, mantık, tıp, felsefe, fizik, kimya, tarih, coğrafya, tabiat bilimleri vb. okutulurdu.

Medreselerin yüksek bölümü, ücretsiz ve yatılıydı. Yüksek bölümden mezun olanlar, medrese hocası (müderris), kadı ya da yönetici olurdu.

Enderun Mektebi

Devlet memuru, asker, idareci ve komutan yetiştirmek amacıyla kurulmuştur. Kelime anlamı “iç kısım” dır.

Sultan II. Murat zamanında çıkarılan “Devşirme Kanunu” ile Devşirilen gençlerin zeki ve kabiliyetli olanları saraya alınarak burada açılan Enderun Mektebinde eğitilmeye başlandı.

Enderun’da iyi bir eğitim alan bu gençler, nitelikli devlet adamı ve usta zanaatkârlar olarak yetiştirilirlerdi.

NOT: Medreselerden farkı Enderun Mektebinde devşirilen Gayrimüslimlerin çocuklarının yetiştiriliyor olmasıdır.

Enderun’da eğitim, dört konu üzerinde toplanmıştı:

1- Beden eğitimi

2- Uygulamalı saray isleri eğitimi

3- Yeteneklerine uygun bir sanat eğitimi

4- Teorik olarak İslami bilgiler öğretimi

Öğretim, uygulamalı ve teorik olarak iki şekilde yapılırdı. Uygulamalı olanlar, saray ve protokol hizmetleri, güreş, atlama, meç ve ok atma gibi spor çalışmaları, hat sanatı, müzikti. Teorik olanlar ise Türkçe, Arapça dil bilgisi olan sarf ve nahiv, Farsça, edebiyat, tarih, fen bilimleri, cebir ve İslami ilimlerdi.

Bu önemli eğitim kurumu, Osmanlı devlet hayatına çok sayıda sadrazam, vezir, yüksek rütbeli asker ve birçok hattat, sair, müzisyen, minyatür ustası ve ressam yetiştirmiştir.

GÜNÜMÜZDE MESLEK SEÇİMİ

Meslek Seçimini Etkileyen Faktörler:

1- Kişinin ilgi ve yetenekleri,

2- Kişilik özellikleri

3- Ailenin etkisi

4- Çevrenin etkisi

5- Kişinin beklentileri

Meslek seçerken su sorulara cevap verebilmemiz gerekir.

  1. Neler yapabilirim?
  2. Neleri yapmaktan hoşlanırım?
  3. Nasıl bir karaktere sahibim?
  4. Ne istiyorum?

 

Mesleki Liseleri

Türk Milli Eğitiminin genel amaçları doğrultusunda, ilköğretimi bitiren öğrencilerin devam edebileceği 4 yıllık eğitim sonunda meslek kazandıran ülke ekonomisine katkı

sağlayacak ara eleman yetiştiren ortaöğretim kurumlarıdır.

Öğrenciler öğrenimleri süresinde haftanın belirli günlerinde mesleki eğitimlerine yönelik, kurum ve kuruluşlarda staj yaparlar.

GELECEĞİN MESLEKLERİ

Günümüzde, teknolojinin etkisi ile değişen dünyada yeni meslekler ortaya çıkarken bazı meslekler de bu değişime ayak uyduramadığı için yok olup gitmiştir.

Varlığını önceden beri devam ettiren öğretmenlik, doktorluk, mühendislik gibi mesleklerin yanı sıra teknolojinin gelişmesi ile son yıllarda;

Sosyal Medya Uzmanlığı

Mobil Uygulama Geliştiriciliği

Yapay Zekâ Mühendisliği

Drone Operatörlüğü

Havacılık ve Uzay Mühendisliği gibi yeni meslekler ortaya çıkmıştır.

DİJİTAL DÜNYA

Günümüzde teknolojiyi hayatımızın birçok alanında kullanıyoruz.

Özellikle son yıllarda ekonomide de teknoloji kullanımı artarak devam ediyor. Üretim, dağıtım ve tüketim sürecinde bunu rahatlıkla görebiliyoruz.

Tarımda, Tahmin ve Erken Uyarı Sistemi ile çiftçilerin cep telefonlarına uyarı mesajı gönderiliyor.

Zirai don tehlikesinin yanı sıra hava durumuna göre olası hastalık ve zararlıların meyve ağaçlarına vereceği zarar 3-7 gün önceden tespit ediliyor.

3D yazıcılar, dokunmatik ekranlar ve diğer birçok dijital araç yaşamımıza girmeye devam ediyor.

Akıllı saatler de bunların en güzel örneklerinden. Akıllı işletim sistemine sahip olan telefonlar ile eşleştirilebilen akıllı saatler telefona ulaşmaya gerek kalmadan birçok uygulamanın çalıştırılabileceği yeni nesil kol saatleridir.

E-TİCARET

Genel Ağ üzerinden yapılan alışverişe “e-ticaret” diyoruz. E-ticaret, ticari işlemlerin elektronik ortamda en basit hızlı ve verimli şekilde yapılmasıdır.

E-ticaretin avantajları, bu yolla zamandan ve mekândan bağımsız olarak dünyanın herhangi bir yerinde ve herhangi bir saatinde müşterilere alışveriş imkânı sunulabilmesidir.

E-ticarette süreçlerin büyük kısmı dijital ortamda yürütüldüğü için kısıtlayıcı zaman ve mekân problemleri bulunmamaktadır.

E-ticaret, geleneksel alışverişe göre müşterinin zaman kaybını azaltır. Binlerce müşteri beklemeksizin aynı anda alışveriş ve ödeme yapabilir.

E-ticarette müşteriler farklı firmaların web siteleri ve farklı ürünler arasında hızlıca fiyat araştırması yapabilir.

Bu da rekabetin artmasını ve fiyatların düşmesini sağlar.

E-ticaret, ulaşım sorunu ve giderlerini azaltır. E-ticaret yoluyla tüketiciler çok sayıda ürün çeşidini görebilirler.

Genel Ağ üzerinden uçak, tren veya otel odası rezervasyonu, çevrim içi bilet alma gibi işlemler zaman kaybetmeden kolayca gerçekleştirilebilir.

E-ticaretin dezavantajları da vardır.

Genel Ağ üzerinden yapılan alışverişlerde müşterinin ürünü canlı olarak görüp inceleme ve deneme şansı yoktur

Genel Ağ üzerinden yapılan alışverişlerde kredi kartı kullanıldığı için güvenlik riski olabilir.

Drone: İngilizcede erkek arı anlamına gelen drone (dıron) günümüzde insansız hava araçları (İHA) anlamında kullanılıyor.

Uzaktan kontrol edilen pilotsuz ya da insansız hava aracı drone, XX. yüzyılın birçok buluşu gibi öncelikle savunma sanayi için geliştirilmiştir.

Dağıtım açısından yeni gelişen bir teknoloji de olsa drone kullanımı günden güne artmaktadır.

Bazı kargo şirketleri fiilen drone kullanımına başlamış, birçok kargo şirketi de gündemlerine drone ile taşımacılığı almıştır.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

error: Content is protected !!