9.Sınıf Türk Dili Ve Edebiyatı 3.Ünite: Şiir Özeti

9.Sınıf Türk Dili Ve Edebiyatı 3.Ünite: Şiir Özeti
14 Ocak 2024 01:55
38
A+
A-

         Şiir: Duygu, hayal ve düşüncelerin bir düzene bağlı olarak, etkileyici bir dil ve ahenk mısralar içinde aktarılmasıdır. Şiir, bir ana duygu etrafında örgülenir. Şiirde “duygu’ temel unsurdur ama duygunun dışında ‘düşünce” ve “hayal” de vardır. Şiirde “sanat” öğesi ağır basar. Bu bakımdan şiirde sözcük seçimi öne çıkar.

ŞİİRLE İLGİLİ TERİMLER

  • Nazım Birimi: şiiri oluşturan mısra kümeleri nazım birimidir. Mısra,beyit,dörtlük, bent gibi yapı birliklerinin her biri birer nazım birimidir.
  • Mısra(dize): Dize, şiirin temel birimidir. En küçük nazım birimidir.

Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil

  • Beyit (ikilik): İki dizeden oluşan ve bir bütünlük gösteren bölümlere “beyit” denir. Divan şiirinin temel nazım birimidir. 

Yâ Râb belayı aşk ile kıl âşinâ meni

Bir dem belâ-yı aşkdan etme cüda meni

  • Bent :Aynı ölçüye sahip üçer, beşer, altışar vb. mısralık birimlerdir.

Monna Rosa, siyah güller, ak güller
Gülce’nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah, senin yüzünden kana batacak
Monna Rosa, siyah güller, ak güller

  • Dörtlük (kıta): Dört dizeden oluşan nazım birimi.

Nice sultanları tahttan indirdi,
Nicesinin gül benzini soldurdu,
Nicelerin gelmez yola gönderdi,
Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm.

  • Nazım Şekli( Nazım Biçimi): Bir şiirin dış yapısı; şiirde dizelerin kümelenişi, ölçüsü ve uyak düzenine göre aldığı biçimdir.
  • Nazım Türü: Bir şiirin işlediği konuya göre aldığı isimdir.

Not: Şiirin nazım biçimi belirlenirken şekline ait özellikler(nazım birimi, kafiye düzeni,ölçü vb), Nazım türü belirlenirken içerik (konu,tema vb) esas alınır.

  • Tema:  bir şiirde yoğun olarak işlenen duygular ve hayaller şiirin temasını oluşturur. Şiirde işlenen temalar soyut bir kavram veya düşüncedir.
  • İmge: Şair; benzetme, kişileştirme, mecaz ve söz sanatları yoluyla düşüncelerini alışılmışın dışında, çarpıcı bir şekilde dile getirir. Bu şekilde imgeler oluşturur.

         Ben sana mecburum bilemezsin adını mıh gibi aklımda tutuyorum (Attila İlhan)

  •  Şiirde söyleyini (Anlatıcı): Şiirde konuşan, olayları yaşayan ve okur tarafından sesi duyulan, şairin ürettiği kurgusal kişilik “söyleyici” olarak adlandırılır.
  • Mahlas- Tapşırma: Sanatçıların eserlerinde kullandıkları takma isme halk şiirinde tapşırma, divan şiirinde mahlas denir. *Halk şairleri mahlaslarını son dörtlükte kullanır.
  • Manzume: Nazım yoluyla yazılmış yani ölçülü ve uyaklı bir şekilde kaleme alınmış metinlerdir.Manzume, biçimsel olarak şiire benzeyen ancak şiir olmayan metinlerdir.

Manzume

Olay örgüsü, kişi, zaman ve mekân unsurları vardır.

Manzume, anlatmaya bağlı metinler grubuna girer.

Kafiye, redif, ölçü gibi unsurlar vardır.

Asonansa, aliterasyona, sözcük tekrarlarına yer verilebilir.

Manzumeler düzyazıya çevrilebilir, çevrildiğinde anlamını pek kaybetmez.

Manzumede olay ön plandadır.

Sözcükler, genellikle gerçek anlamıyla kullanılır. Tek anlamlılık vardır.

Edebî sanatlara çok yer verilmez.

Sanat yapmak yerime öğretme amacı vardır.

Şiir

Olay örgüsü, kişi, zaman ve mekân unsurları yoktur.

Şiir ise coşku ve heyecana dayalı bir türdür.

Kafiye, redif, ölçü gibi unsurlar vardır.

Asonansa, aliterasyona, sözcük tekrarlarına yer verilebilir.

Şiir düzyazıya çevrilemez, çevrilmeye çalışıldığında anlamını kaybeder.

Şiirde duygu ön plandadır.

Sözcükler, genellikle mecaz anlamıyla kullanılır. Çok anlamlılık vardır.

Edebî sanatlara çok yer verilir.

Sanat yapma amacı ön plandadır.

        ŞİİRDE AHENK UNSURLARI

 Ahenk, bir şiirde seslerin oluşturduğu uyum ve akıcılıktır. Şiirde ahengi sağlayan unsurlar ölçü, kafiye(uyak) ,redif, aliterasyon, asonans vb

  • Ölçü ( Vezin): Şiirde dizelerin hece sayısına veya hecelerin ses değerine göre bir uyum içinde olmasıdır.
  • Hece Ölçüsü: Her dizedeki hece sayısının eşitliğine dayanan ölçüdür. Türklere aittir. Türk halk edebiyatının millî ölçüsüdür. En fazla kullanılan hece ölçüsü kalıpları 7’li, 8’li ve 11’li hece kalıplarıdır.

Ben yürürüm yana yana

Aşk boyadı beni kana

Ne âkilem ne divane

Gel gör beni aşk neyledi (8’li hece ölçüsü)

  • Durak: hece ölçüsüyle yazılmış dizelerde ölçü kalıbı içindeki durma yerleridir.

Gâh eserim / yeller gibi (4 + 4 = 8)
Gâh tozarım / yollar gibi (4 + 4 = 8)
Gâh akarım / seller gibi (4 + 4 = 8)
Gel gör beni / aşk neyledi (4 + 4 = 8)
(Yunus EMRE)

  • Aruz Ölçüsü: hecelerin söyleyiş özelliklerine göre (kısa-açık-kapalı)  sıralandığı bir vezin çeşididir. Açık heceler (.) , kapalı heceler(-)  işareti ile gösterilir.

    Dinle neyden / kim hikâyet / etmede

                 _  .   _     _ /    _      . _   _ /  _   .  _

  • Serbest Ölçü: Serbest ölçü, hece, aruz gibi herhangi bir ölçüye bağlı kalınmayan ölçüdür.

Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.

  • Redif: Mısra sonlarında yazılışları, okunuşları, anlamları ve görevleri aynı olan eklerin, kelime ve kelime gruplarının tekrar edilmesine “redif” denir.

 Nice güzellere bağlandım kaldım
Ne bir vefa gördüm ne fayda buldum
Her türlü isteğim topraktan aldım
Benim sadık yârim kara topraktır

  • Kafiye: Mısra sonlarındaki yazılışları ve okunuşları aynı, anlamları ve görevleri farklı kelimelerin, eklerin benzerliğine kafiye(uyak)  denir.

Yanıp tutuşmadan aylarca yummadım gözü,
Nücuma sor ki, bu kirpikler uyku görmüş 

  • KAFİYE ÇEŞİTLERİ:

Yarım Kafiye:Tek ses benzerliğine dayanan kafiyedir.

…………dizildi        -diz         -z

…………yazıldı.      -yaz

Tam Kafiye:İki ses benzerliğine dayanan kafiye türüdür.

………karanlık    -ık

………artık          

Zengin Kafiye:Üç ya da daha çok ses benzerliğine dayanan kafiye türüdür.

……….. yolculuk    -luk

                    ……….. soluk          

     Cinaslı Kafiye:  Anlamları ayrı, fakat yazılış ve okunuşları aynı olan kelime ve kelime gruplarının mısra sonunda tekrarı ile oluşan kafiyedir.

………..vakit çok geç

………..nasıl geçersen geç.

      Tunç Uyak: Birbiri ile uyaklı sözcüklerden biri, diğerinin içinde aynen yer alırsa tunç kafiye oluşur. Yine unutulmamalıdır ki tunç kafiye (tunç uyak) bir zengin uyak türüdür. Yani ses benzerlikleri en az üç sesten (harften) meydana gelmeli.

            Her şey akar, su tarih, yıldız, insan ve fikir;
            Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.

  •  KAFİYE ÖRGÜSÜ (ŞEMASI):

a) Düz Kafiye

Bir dörtlükteki dizelerin a,a,a,a ya da a,a,a,b şeklinde sıralanmasına düz kafiye denir. Görüldüğü gibi ilk üç dize ya da dört dizenin tamamında bir benzerlik söz konusudur.

Gene bülbül bilir gülün hâlinden
Yeter deli oldum yârin elinden
Âşık aşıp gelir yaya belinden
Yardan bize gel olduğu zamandır

b) Çapraz Kafiye

Bu kafiye düzeninde ise çaprazlama bir şekilde birinci ve üçüncü dize ile ikinci ve dördüncü dize arasında bir ses benzerliği vardır. Çapraz kafiyenin düzeni şu şekildedir: a,b,a,b

El gibi dolaşma Anadolu’nda,
Arkadaş, yurdunu içinden tanı.
Dinle bir yosmayı pınar yolunda,
Dinle bir yaylada garip çobanı

c) Sarma Kafiye

Bu kafiye şemasında birinci ile dördüncü dize, ikinci dile ile üçüncü dize arasında bir benzerlik söz konusudur. Yani bir ve dördüncü dize ikinci ve üçüncü dizeyi sardığından bu düzene sarma ya sarmal kafiye denir.

Bozkırın ortası bir kara duman
Bitmez yelleri, soğuğu bitmez
Yaz bahar gelmeden kar kalkıp gitmez
Bulutlu göklere ağlıyor aman

d) Mani Tipi Kafiye

Türk edebiyatında yaygın bir nazım biçimi olan ve tek dörtlükten oluşan manilerin kafiye şeması olan a,a,x,a şeklindeki düzen şiirlerde karşımıza çıkmaktadır.

Arabası sürgülü
Saçları da örgülü
Babasından istedim
Güzel yüzlü sümbülü

e) Örüşük Kafiye

Üç dizeli bentlerde kullanılan ve ilk örnekleri Servet-i Fünun döneminde verilmiş bir uyak örgüsü çeşididir. Örüşük kafiye şu şekilde  olur: aba, bcb, cdc

…………….  a

…………….. b

…………….. a

…………….. b

…………….. c

…………….. b

…………….. c

  • Aliterasyon: Bir şiirde ahenk oluşturmak amacıyla aynı ünsüz harfin yinelenmesidir.

Seherde seyre koyuldum semayı deryayı. ( “s” sesi ile aliterasyon sağlanmıştır)

  • Asonans: Bir şiirde ahenk oluşturmak amacıyla aynı ünlü harfin yinelenmesidir.

Karşı yatan karlı kara dağlar karayıptır, otu bitmez. (Dede Korkut )

( “a” sesi ile asonans yapılmıştır.)

 KONULARINA GÖRE ŞİİR TÜRLERİ

  • Lirik Şiir: Duyguların coşkulu ve dokunaklı bir biçimde anlatıldığı; duygu, ritim ve hayal gücünün öne çıktığı şiir türüdür.Aşk, gurbet,özlem gibi konular işlenir.
  • Epik Şiir: yiğitlik, yurt sevgisi, savaş ve kahramanlıkla ilgili konuları işleyen şiir türüdür.
  • Pastoral Şiir: Doğanın güzelliğini, çobanların yaşantısını, kır ve köy hayatını işleyen şiir türüdür.

İdil:Kır hayatının güzelliklerini işleyen kısa pastoral şiirlerdir.

Eglog: Çobanların karşılıklı konuşmaları şeklinde yazılan pastoral şiirlerdir.

  • Didaktik Şiir: Belli bir konuda öğüt ve bilgi veren, bilimin metot ve prensiplerini, sanat eserlerinin güzel yönlerini öğreten, ahlaki, kültürel dersler veren şiirlerdir.
  • Satirik Şiir: Kişisel veya toplumsal eleştiri(yergi) içeren şiirlerdir. Halk edebiyatında taşlama, divan edebiyatında ise hiciv olarak adlandırılır.
  • Dramatik Şiir: Manzum tiyatro olarak kaleme alınmış şiirlerdir. Bu şiirler olay merkezlidir.

EDEBİ SANATLAR (SÖZ SANATLARI)

Söz sanatları (edebi sanatlar), ifadeye zenginlik katmak, ifadenin etkisini artırmak ya da az sözle çok şey ifade etmek için kullanılır.

  • Teşbih( Benzetme): Aralarında ortak yön bulunan iki şeyden zayıfın kuvvetliye benzetilmesine teşbih denir. Benzetmede dört unsur vardır:

Benzeyen (zayıf unsur)(temel öge)
Kendisine benzetilen (kuvvetli unsur)(temel öge)
Benzetme yönü (iki varlık arasındaki ortak yön)(yardımcı öge)
Benzetme edatı (gibi, kadar, sanki misal, tıpkı, benzer, andırır, âdeta …) (yardımcı öge)

Benzetmenin dört ögesi kullanılarak yapılan benzetmeye tam benzetme(ayrıntılı / mufassal benzetme) ; sadece temel ögeler kullanılarak yapılan benzetmeye ise güzel benzetme (teşbih-i beliğ) denir.

Cennet gibi güzel vatan bizimdir.( Tam benzetme)

Cennet vatan bizimdir. (Güzel benzetme)

  • İstiare (Eğretileme): Benzetmenin iki unsurundan sadece birisinin kullanılması ile yapılır.

a. Açık istiare: Benzetmenin iki temel unsurundan sadece kendisine benzetilenin (kuvvetli unsur) kullanılması ile yapılan istiaredir.

İki kapılı bir handayım

Gidiyorum gündüz gece”

(dünya” iki kapılı bir hana benzetilmiş, ama benzeyen “dünya” söylenmemiştir.)

b. Kapalı istiare: Benzetmenin iki temel unsurundan sadece benzeyenin (zayıf unsur) söylenmesi ile yapılan istiareye kapalı istiare denir. “Süzülüp akasya dallarından gün   Erir damla damla ayaklarında “

(“gün”, “su”ya benzetilmiş, kendisine benzetilen “su” söylenmemiş)

  • Mecaz-ı Mürsel (Ad Aktarması): Benzetme amacı olmaksızın bir sözün, başka bir sözün yerine kullanılmasıdır.

Mecaz-ı mürsele düz değişmece de denmektedir. Bu söz sanatında iki sözcük arasında parça-bütün, genel-özel, iç-dış, yazar-eser ya da başka bir çağrışım ilişkisi bulunur.

“Sınıf, yeni öğretmeni merakla bekliyordu.”

  • Kinaye (Değinmece): Bir sözcüğün hem gerçek hem de mecaz anlama gelecek şekilde kullanılmasıdır. Asıl kastedilen mecaz anlamdır.

       “Eh,bu hızla gidersek, okula belki yarın sabah varırız.” 

  • Tariz (Tersini Söyleme): Tariz sanatında söz gerçek ya da mecaz anlam yerine, doğrudan zıddıyla kullanılır.

“  Bir yetim görünce döktür dişini

Bozmaya çabala halkın işini

Günde yüz adamın vur kır dişini

Bir yaralı sarmak için yeltenme”

  • Teşhis (Kişileştirme): İnsan dışındaki varlıklara insan özelliği verme sanatıdır.

Tarihin dilinden düşmez bu destan Nehirler gazidir, dağlar kahraman

  • İntak (Konuşturma): Konuşturma, söyletme anlamına gelen intak, edebiyatımızda kişileştirilen varlıklara, hayalî yaratıklara söz söyletme, onları konuşturma sanatıdır.

“Kulağının dibinde haykırdı fırtına: Isınmak istiyorsan toprağı çek sırtına”

  • Tenasüp (Uygunluk): Aralarında anlamca ilgi bulunan iki ya da daha çok sözcüğü bir arada kullanma sanatıdır.

Ne nergis, ne leylak, ne lâle, ne gül Hepsiyle dolu bir selesin, sevgili”

  • Tecahül-i Ârif (Bilmezlikten Gelme): şairin, bilinen bir şeyi, sanatsal bir nükte ile bilmiyormuş veya başka bir türlü biliyormuş gibi göstermesi sanatıdır.

“Şakaklarıma kar mı yağdı, ne var Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz”

  • Hüsn-i Ta’lil (Güzel Neden Bulma):Bir tabiat olayını ya da herhangi bir durumu gerçek oluş nedeni dışında daha güzel bir nedene bağlama sanatıdır.

“Ateşten kızaran bir gül arar da Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi”

  • Mübalağa (Abartma): Sözün etkisini artırmak için bir konuyu, düşünceyi, varlığı ya da duyguyu olduğundan büyük ya da küçük gösterme sanatıdır.

“Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan şühedâ”

  • Tezat (Zıtlık):  bir cümle ya da mısrada karşıt anlamlı sözcüklerden hareketle iki zıt düşüncenin karşılaştırılmasıdır.

“Güleriz ağlanacak halimize.”

  • Telmih (Anımsatma): Şairin, birçok kişi tarafından bilenen bir olaya, konuya, atasözüne ya da inanca işaret etmesi, bir iki sözle onu hatırlatmasıdır.

“Gökyüzünde İsa ile  Tur dağında Musa ile  Elindeki asa ile  Çağırayım Mevlâ’m seni”

İstifham (Soru Sorma): Anlatımı daha etkili hâle getirmek için cevap alma amacı gütmeden soru sormaktır.

“Her gün bu kadar güzel mi bu deniz Böyle mi görünür gökyüzü her zaman?”

                  SIFAT (ÖN AD)

İsimlerin önüne gelerek isimleri renk, şekil, durum, sayı vb. yönlerden niteleyen veya belirten sözcüklere sıfat denir.

Sıfatlar, niteleme sıfatları ve belirtme sıfatları olarak ikiye ayrılır:

1. Niteleme Sıfatları

Varlıkların durumlarını, biçimlerini, özelliklerini, renklerini kısaca nasıl olduklarını bildiren sözcüklerdir.

İsimlere sorulan “Nasıl?” sorusunun cevabıdır.

Gökyüzünü aniden kara bulutlar kaplamıştı.

İhtiyar adam yerinden yavaşça kalktı.

2. Belirtme Sıfatları

Varlıkları işaret, sayı, yer, belgisizlik ve soru gibi yönlerden belirten sözcüklerdir. Belirtme sıfatları dörde ayrılır:

a)      İşaret Sıfatları

Varlıkları işaret yoluyla belirten sıfatlardır. İşaret sıfatları, isimlere sorulan “Hangi?” sorusuna cevap verir.

 Bu kitabı senin için aldım.

  • İşaret sıfatları mutlaka isim soylu bir sözcüğü etkilemelidir ve ek almamalıdır, yoksa bu sözcükler sıfat olmaktan çıkar.

O benim değil.
İşaret zamiri

b) Sayı Sıfatları

Varlıkları sayı yoluyla belirten sıfatlardır. Sayı sıfatları dörde ayrılır:

·         Asıl Sayı Sıfatları:Bir ismi tam sayı olarak belirtir. İsme sorulan “kaç?” sorusuyla bulunur.

              Her akşam on beş sayfa kitap okurum.

·         Sıra Sayı Sıfatları:Varlıkların derecelerini, sıralarını belirten sıfatlardır. Sıra sayı sıfatları isimlere gelen “-ıncı, -inci” ekleri ile yapılır. İsme sorulan “kaçıncı?” sorusunun cevabıdır.

On ikinci soruyu çözebilmiş.

·         Üleştirme Sayı Sıfatları:Paylaştırma anlamı taşıyan, varlıkların eşit bölümlerini belirten sıfatlardır. Sayılara “-er, -ar” eki getirilerek oluşturulur. İsme sorulan “kaçar?” sorusunun cevabıdır.

Çocuklara ikişer elma verdim.

·         Kesir Sayı Sıfatları:Bir ismi kesirli sayılarla belirten sayı sıfatıdır, isme sorulan “kaçta kaç?” sorusunun cevabıdır. Senelik kârdan beşte üç pay aldı.
  • “yarım, çeyrek” sözcükleri bir ismi belirttiğinde kesir sayı sıfatı olur.

   Yatmadan önce yarım bardak süt içer.

c)      Belgisiz Sıfatlar:

         Varlıkları sayı ve miktar bakımından tam olarak belirtmeyen sözcüklerdir. “bir, birkaç, birçok, çoğu, kimi, bazı, bütün, tüm, başka, birtakım, her, hiçbir, herhangi” gibi kesinlik bildirmeyen, belirsizlik anlamı taşıyan sözcükler kullanılır.

     Bu yazarın bütün kitaplarını okudum.

  •  “Bir” sözcüğü “herhangi bir” anlamında kullanılırsa belgisiz sıfat, “tek” anlamında kullanılıp ismin sayısını ifade ediyorsa asıl sayı sıfatıdır.

Bir gün beni anlarsın, dedi.
Belgisiz sıfat

 Bir gün sonra tatil bitiyor.
Asıl sayı sıfatı

d) Soru Sıfatları:

İsimleri soru yoluyla belirten, yani isimleri anlamca tamamlayan soru sözcükleridir. Soru sıfatlarının cevabı yine sıfattır. “nasıl, kaç, kaçıncı, kaçar, hangi, ne kadar, ne?” gibi sorular soru sıfatı olarak karşımıza çıkar.

     Sen, tatilde kaç kitap okumuştun?

Adlaşmış Sıfat: Niteleme sıfatlarından sonra gelen isim kaldırıldığında sıfat, isim yerine kullanılmış olur, dolayısıyla sıfat adlaşır.

Akıllı insan zamanı boşa harcamaz.

Akıllılar zamanı boşa harcamaz.

     SIFATLARIN ANLAM ÖZELLİKLERİ

     1. Sıfatlarda Küçültme

Sıfatlarda küçültme anlamı ”-ce, -cik, -(i)msi,                         

-(i)mtırak” ekleriyle yapılır. Bu ekler sıfata “…e yakın” anlamı katar.

 Küçük bir evleri vardı./  Küçücük evleri vardı.

 Ekşi erik            /     Ekşimsi erik 

     2.Sıfatlarda Pekiştirme (Anlamca Pekiştirilmiş Sıfatlar)

Niteleme sıfatlarının anlam kuvvetlendirilmesiyle pekiştirilmiş sıfatlar oluşturulur. Sıfatlarda pekiştirme, yani anlamın kuvvetlendirilmesi iki şekilde yapılır:

  1. Pekiştirilecek sıfatın ilk hecesi (ilk ünlüye kadar olan kısmı) alınır, “p, r, s, m” (PıRaSaM şeklinde kodlayabiliriz.) harflerinden uygun olanı getirilir ve sözcüğün tamamı yazılır.

            Beyaz → be–m-beyaz

 b) Sıfat olan sözcüğün tekrar edilmesi diğer pekiştirme yöntemimizdir.

Çeşit çeşit meyveler vardı masada.

3. Sıfatlarda Derecelendirme

Sıfatlarda derecelendirme “pek, çok, daha, en…” gibi sözcüklerle yapılır.

Kardeşin onlardan daha akıllı biri.

En güzel kitap buydu.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

error: Content is protected !!