10.Sınıf Türk Dili Ve Edebiyatı 3.Ünite: Şiir Özeti

10.Sınıf Türk Dili Ve Edebiyatı 3.Ünite: Şiir Özeti
14 Ocak 2024 01:58
69
A+
A-

İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK ŞİİRİ

İslamiyet öncesi Türk edebiyatı, Türklerin henüz İslamiyet’le tanışmadıkları ve başka kültürlerden etkilenmedikleri dönemde oluşturdukları ve 10. Yüzyıla kadar devam eden dönemi kapsamaktadır.

Bu dönem edebiyatı “ sözlü” ve “ yazılı” olmak üzere iki başlık altında incelenir

Bu dönemde yapılan sığır ve yuğ törenleri ile şölenlerde kam, baskı, şaman adı verilen din adamları kopuz eşliğinde şiirler okur.

İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK ŞİİRİ

GENEL   ÖZELLİKLERİ

  • Bu dönem şiirleri törenlerde din adamları tarafından söylenmiştir.
  • Şiirler kopuz eşliğinde söylenmiştir.
  • Şiirler sözlü ve anonimdir.
  • Dil sadedir
  • Nazım birimi dörtlüktür, ölçü hece ölçüsüdür.
  • Bu dönem nazım türleri sagu, koşuk, destandır.

KOŞUK

  • İslamiyet öncesi Türk edebiyatı nazım biçimidir.
  • Sığır ve şölen adı verilen törenlerde söylenmiştir.
  • Aşk, doğa ve yiğitlik konuları işlenir.
  • Halk edebiyatında en çok kullanılan ve en sevilen nazım biçimidir.
  • İlk örnekleri Kaşgarlı Mahmut’un Divân-ı Lugati’t Türk adlı eserinde yer alır.
  • 7’li, 8’li veya 11’li hece ölçüsü kullanılır.
  • Genellikle yarım kafiye kullanılmıştır.
  • Kopuz adı verilen saz eşliğinde söylenmiştir.
  • Dört dizeli bentlerden oluşmaktadır.
  • Halk edebiyatındaki mani ve koşmaların temelini oluşturur.
  • Kafiye düzeni aaaa, bbba, ccca şeklinde olup düz kafiyedir.
  • Edebiyatımızda yazarı bilinmeyen anonim eserlerdir.
  • Halk şiirinde koşmaya, divan şiirinde gazele benzer.
  • Milli bir dil kullanılmıştır. Dil son derece sadedir.
  • Koşuk türünde elimize geçen ilk şiir Aprin Çor Tigin tarafından kaleme alınmıştır.
  • Aprin Çor Tigin ilk Türk şairidir. 

SAGU

Sagu, İslamiyet öncesinde toplumun önde gelen kişilerinden birinin ölümü üzerine söylenen şiirlerdir.

  • İslamiyet öncesinde kullanılan bir nazım biçimidir.
  • Sevilen bir kişinin ya da kahramanın ardından söylenir.
  • Ölen kişinin iyiliği, dürüstlüğü, ahlakı, fazileti ve ölümünden duyulan acıyı dile getirir.
  • 7’li hece ölçüsüyle yazılırlar.
  • Nazım birimi dörtlüktür.
  • Her dörtlüğün ilk üç mısrası birbiriyle kafiyeli olup dördüncü mısralar da kendi arasında uyaklıdır.
  • Halk edebiyatında ağıt, divan edebiyatında mersiyenin karşılığıdır.
  • Sagular, kopuz adı verilen bir saz eşliğinde okunurlar.
  • Yuğ adı verilen cenaze törenlerinde okunan şiirlerdir.
  • İlk sagu örneği Alp Er Tunga sagusudur.
  • Alp Er Tunga Saka (İskit) Türklerinin hükümdarıdır.
  • İlk sagu örneği olan Alp Er Tunga sagusu 6 dörtlükten oluşur.
  • Kafiye düzeni koşukla aynıdır.
  • Kafiye düzeni aaaa, bbba, ccca şeklinde olup düz kafiyedir.

GEÇİŞ DÖNEMİ ESERLERİ

Geçiş Dönemi, Türk edebiyatı için “ İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı”  ile “İslamiyet Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı” arasında yer alan ve İslami Dönem’e geçişi ifade etmektedir.

Geçiş döneminin 10-13.yy arasını kapsadığı kabul edilir.

Bu eserlerin amacı Türklere İslamiyet’i anlatmak ve sevdirmektir.

Eserler didaktik bir özellik taşır.

Nazım birimi olarak beyit ve dörtlük birlikte kullanılmıştır.

Şiirler hece ve aruz ölçüsüyle yazılmıştır.

1) KUTADGU BİLİG

  • İslamiyet’in etkisiyle yazılan ilk eserdir.
  • 11. yüzyılda Yusuf Has Hacip tarafından kaleme alınmıştır.
  • Karahanlılar hükümdarı Tabgaç Buğra Han’a sunulan bir eserdir.
  • Mutluluk veren bilgi, mutlu olma bilgisi anlamına gelir.
  • Eser 1069 ya da 1070 yılında tamamlandığı düşünülmektedir.
  • Kitaba bu ismin verilme nedeni; okuyanlara mutluluk vermesi ve yol göstermesini hedeflediği içindir.
  • Türk edebiyatında siyasetname türünün de ilk örneğidir.
  • Eser Fars etkisiyle yazılmış olup mesnevi nazım biçiminin kullanıldığı ilk eserdir.
  • 6645 beyit ve 173 dörtlükten oluşmaktadır.
  • Eserde o dönemin Türkçesi son derece iyi kullanılmıştır.
  • Eserin yazılış amacı; dünyada ve ahirette insanın mutluluğa ulaşmasının yollarını göstermektir.
  • İçerik açısından düşünüldüğünde eser daha çok devlet adamlarında olması gereken erdemleri anlatmaya çalışmıştır.
  • Didaktik (öğretici) bir eserdir.
  • Beyit nazım biçiminin kullanıldığı ilk eserdir.
  • Olaylar sembolik dört kişi ve bunların temsil ettiği dört kavram üzerinden anlatılmaya çalışılmıştır.
  • Türk edebiyatında yazılan ilk alegorik eserdir.
  • Geçiş dönemi Türk edebiyatının ilk yazılı eseridir.
  • İslamiyet’in etkisi eserde açıkça hissedilmektedir.
  • Aruzun feülün/feülün/feülün/feül kalıbıyla yazılmıştır.
  • Aruz ölçüsünün kullanıldığı ilk eserdir.

   Kutadgu Bilig’deki Sembolik Karakterler ve Karşıladıkları Kavramlar

  • Kün Togdı – Hükümdar – Adalet
  • Ay Toldı – Vezir – Saadet
  • Ögdülmiş – Vezirin Oğlu – Akıl
  • Odgurmuş – Vezirin Oğlunun Arkadaşı – Akıbet 

2) ATABET’ÜL-HAKÂYIK

  • Edip Ahmet Yükneki tarafından 12. yüzyılda yazılmıştır.
  • Eser “Hakikatlerin Eşiği” anlamına gelir.
  • Sipehsalar Mehmet Bey’e sunulan bu eser bir nasihatnamedir.
  • Manzum bir ahlak ve öğüt kitabıdır.
  • Dini-ahlaki içerikli didaktik bir eserdir.
  • Eserde İslamiyet’in etkisiyle Arapça, Farsça sözcükler fazlaca kullanılmıştır.
  • Eserin giriş kısmı aa, ba, ca şeklinde kafiyelenmiş 40 beyitten oluşur ve bu bölümde eserin yazılış amacı belirtilir.
  • Eserin asıl bölümü 101 dörtlüğün kullanıldığı bölümdür.
  • Dörtlüklerin kafiye düzeni manide olduğu gibi “aaxa” şeklindedir.
  • Vezin ve kafiye bakımından çok sağlam değildir.
  • 14 bölümden oluşur.
  • Atabet’ül Hakayık’ta bilgi, dil, dünyanın geçiciliği, cömertlik, tevazu, hasislik, kerem, kibir, zamanın bolluğu eserde ele alınan konulardır.
  • Eserin Uygur alfabesiyle yazılmış bir nüshası bulunmaktadır.
  • İstanbul’daki Ayasofya Kütüphanesi’nde yer alan bu eseri ilk defa 1918’de Necip Asım Yazıksız yayımlamıştır.

3) DİVÂN-I HİKMET

  • 12. yüzyılda Ahmet Yesevi tarafından kaleme alınmıştır.
  • Halka İslamiyet’i öğretmek amacıyla yazılmıştır.
  • Didaktik özellikteki bu şiirlere hikmet, şiirlerin toplandığı bu kitaba da Divan-ı Hikmet adı verilmiştir.
  • Hikmetler dini-tasavvufi bir içeriğe sahiptir.
  • Eser 217 hikmet ve 1 münacattan oluşmaktadır.
  • Göçebe Türklerin anlayabileceği sade bir dil kullanılmıştır.
  • Eserde Allah’a ulaşma yolları, Peygamber Efendimizin hayatı ve mucizeleri, İslam inancının esasları anlatılmaktadır.
  • Bunun dışında tasavvuf adabı, kıyamet ve dünyada insanın içinde bulunduğu haller anlatılmıştır.
  • Bu eser didaktik özellik taşıdığı için sanat yönü zayıftır.
  • Nazım birimi dörtlük olup 7’li ve 11’li hece ölçüsü kullanılmıştır.
  • Eserin geneli koşma nazım biçimiyle yazılmış olup az da olsa gazel ve mesnevi de kullanılmıştır.
  • Bu eser Anadolu’da tasavvufun temellerini oluşturur.
  • Allah’a iyi bir kul olmak için yazılan bu eser öğüt niteliği taşımaktadır.

4) DÎVÂNU LUGÂTİ’T-TÜRK

  • Kaşgarlı Mahmut tarafından 1072-1074 yılları arasında kaleme alınan Türk edebiyatının ilk sözlüğüdür.
  • Dönemin halifesi El-Muktedi Biemirillah’a sunulmuştur. (Ebulkasım Abdullah)
  • Türkçenin zenginliğini ortaya çıkararak Araplara Türkçeyi öğretmek için kaleme alınmıştır.
  • Bu eser Arapça olarak yazılmıştır.
  • Eserde yer alan 7500 civarındaki Türkçe sözcüğün Arapça karşılığı verilmiştir.
  • Eserde yer alan sözcüklerin anlamlarını açıklamak için birçok metinden yararlanılmıştır.
  • İslamiyet öncesine ait sav, sagu, koşuk, destan gibi nazım biçimlerinin ilk örnekleri bu eserde yer alır.
  • Türklerin örf ve gelenekleri ile birlikte Türk boyları ve coğrafyasına ait bilgilere de bu eserde ulaşılmaktadır.
  • Sözlü gelenekte oluşan tüm ürünlere ilk defa bu eserde yer verilmiştir.
  • Eser nesir (düzyazı) olarak kaleme alınmıştır. Ancak eserde yer alan örnek metinler dörtlükler halinde yazılmıştır.
  • Eserin tek nüshası bulunmaktadır. İstanbul’da yer alan Millet Kütüphanesi’nde 1266’da el yazısıyla kopyalanmış bir örneği bulunmaktadır.
  • Geçiş Dönemi Türk edebiyatının yazılan ikinci eseridir.
  • Eserin başlangıç kısmından itibaren İslamiyet’in etkisi açık açık görülmektedir.

HALK ŞİİRİ

İslamiyet’in kabulünden sonra gelişim gösteren edebiyat kültürünün içinde yer alan zengin bir şiir geleneğini ifade etmektedir.

Günümüze kadar varlığını devam ettiren “ Halk Şiiri” geleneğinin temelleri İslamiyet öncesi Türk edebiyatına dayanmaktadır.

       Halk Şiiri 3 başlık altında incelenir:

  • Anonim Halk Şiiri
  • Âşık Tarzı Halk Şiiri
  • Dini Tasavvufi Halk Şiiri
  1. ANONİM HALK ŞİİRİ
  2. Kimin söylediği unutularak zamanla anonim hâle dönüşmüş şiirlerdir.
  3. Sade ve anlaşılır bir dili vardır.
  4. Ürünler yayıldığı bölgenin dil özelliklerini taşımaktadır.
  5. Nazım birimi olara dörtlük, ölçü olarak hece ölçüsü kullanılmıştır.
  6. Mani, ninni, türkü ve ağıt anonim halk şiiri ürünleridir.

MANİ: Anonim halk şiiri içinde yer alan, belirli kurallar çerçevesinde oluşturulan, tek dörtlükten oluşan halk edebiyatının en küçük nazım biçimidir.

  • Halk şiirinin en küçük nazım biçimidir.
    • Anadolu coğrafyasında en çok kullanılan nazım biçimidir.
    • Manilerin belirli kuralları vardır, yüzyılların deneyimlerinden süzülerek günümüze kadar ulaşmıştır.
    • Anonim (yazarı bilinmeyen) şiirlerdir.
    • Geçmişten geleceğe yön veren şiirlerdir.
    • Manilerde ilk iki dize doldurma sözlerdir. Asıl anlatılmak istenen son iki dizededir.
    • Şiirlerde halkın düşüncesi, beğenisi, özlemleri, sevgileri, dertleri, kıskançlıkları, aşkları sıkça işlenen konulardır.
    • Konu sınırlaması yoktur.
    • Tek dörtlükten oluşan bu nazım biçiminde 7’li hece ölçüsü kullanılır.
    • Maniler aaxa şeklinde kafiyelenir ve “Mani tipi uyak” olarak adlandırılır.
    • Manilerde amaç, gelenek ve göreneklerin kuşaktan kuşağa aktarılmasıdır.
    • Sözlü edebiyat içerisinde yer alırlar. Yani Anonim halk şiiri nazım biçimidir.
    • Maniler dilden dile aktarıldığından kişi, yer ve zaman unsurlarında değişim görülebilir.

  MANİ ÇEŞİTLERİ

  • Düz Mani: aaxa şeklinde kafiyelenip 7’li hece ölçüsünün kullanıldığı manilerdir.
  • Kesik Mani – Cinaslı Mani: Birinci dizesinde 7’den daha az heceye sahip olup cinaslı kafiyeyle kurulan dörtlüklere denir.
  • Yedekli Mani –Artık Mani: Dörtten fazla dizeden oluşan manilere denir. Genellikle bir dörtlüğe iki mısranın eklenmesiyle oluşur.

TÜRKÜ

  • Halk şiirinin en çok kullanılan nazım biçimlerinden biridir.
    • Türkülerde genellikle Anadolu halkının sevinçleri ve dertleri işlenmiştir.
    • Anonim olanları da yazarı bilinenleri de vardır.
    • Genellikle Anonim halk şiiri içinde yer alır.
    • Türküler bent adı verilen ilk bölüm, nakarat, bağlama veya kavuştak adı verilen iki bölümden oluşur.
    • Bentler ve kavuştaklar kendi aralarında kafiyelenir.
    • Türküler hece ölçüsünün her kalıbıyla söylenebilir.
    • Genellikle 7’li, 8’li ve 11’li hece kalıpları kullanılır.
    • Türkülerde genellikle aşk ve hasret gibi konular çoğunlukla işlense de konu sınırlaması yoktur.
    • Türküler; bölgelere, ezgilerine ve konularına göre değişik isimler alırlar.
    • Türküler hoyrat, oturak, kayabaşı, oyun havaları, kırık, doğa, askerlik, çocuk türküleri gibi türlerdir.
  • ÂŞIK TARZI HALK ŞİİRİ
  • Âşık edebiyatı, halk edebiyatının bir kolu olup Türklerin İslam medeniyetinin etkisine girmesinden sonra âşık adı verilen saz şairlerince oluşturulmuştur.
  • Âşıklar, halk edebiyatına ait nazım biçimlerini ve bu edebiyatla özdeşleşmiş hece ölçüsünü kullanmışlardır.
  •  Dil sade, halkın kullandığı günlük konuşma dilidir.
  •  Âşık, şiirlerini saz eşliğinde ve doğaçlama bir şekilde söyler.
  • Âşıklık geleneğinde usta-çırak ilişkisi önemlidir.
  • Geleneğe görekişinin âşık olduğunun en önemli göstergesi bade içme veya rüya görmedir.
  • Âşıkların bazılarırüyalarında Hızır aleyhisselamı görüp uyanınca saz çalıp şiir söylemeye başlamışlardır.
  • Bazıları da yine rüyalarında pir elinden bade içerler, pirin gösterdiği sevgilinin yüzüne âşık olurlar ve böylece âşıklık makamına ulaşırlar.
  • Âşıklar şiirlerini “Cönk” adını verdikleri defterlerde toplamışlardır.
  • Nazım birimi dörtlük, ölçüsü hecedir.
  • Âşık tarzı halk şiirlerinde şairlerin mahlası yer alır.
  • Koşma, semai, varsağı, destan âşık tarzı halk şiiri ürünleridir.

KOŞMA

  • Koşmalar 11’li hece ölçüsü ile dörtlükler hâlinde söylenmektedir.
  • Dörtlük sayısı 3-5 arasında değişmektedir. Kafiye düzeni abab – cccb – dddb … şeklindedir.
  • Bazen ilk dörtlüğün kafiye düzeni değişir ve aaab/abcb şeklinde de olabilir.
  • Şiirde halk edebiyatının bir özelliği olarak sade, halkın her kesiminden insanın anlayabileceği yalınlıkta bir dil kullanılmıştır.
  • Koşmalarda genellikle lirik konular işlenmektedir.
  • İslamiyet’in Kabulünden Önceki Dönem’de yer alan koşuklara benzer.
  • Koşmalar lirik söyleyişi yönüyle divan şiirindeki gazellere benzetilebilir.

KONULARINA GÖRE KOŞMA TÜRLERİ

Güzelleme: Aşk, sevgi, güzellik, doğa gibi bireysel temaları işleyen koşmalardır 

Koçaklama: Yiğitlik, kahramanlık konularını işleyen koşmalardır.

Ağıt: Ölen bir kişinin ardından duyulan üzüntüyü, acıyı dile getiren koşmalardır.

Taşlama: İnsanların ya da toplumların aksayan yönlerini eleştiren koşmalardır.

Güzelleme türünün halk edebiyatındaki temsilcisi Karacaoğlan, koçaklama türünün ki Köroğlu, taşlamanınki Seyrâni’dir. Ağıtlar ise âşık edebiyatı nazım türlerinden olmakla birlikte daha çok anonim halk edebiyatı ürünleri olarak bilinir.

 C) DİNİ- TASAVVUFİ HALK ŞİİRİ

  • Dinî- Tasavvufi Halk Edebiyatı, dinî yönü ağır basan ve özellikle de tasavvufi düşünce sahibi şairlerin oluşturduğu gelenektir.
  • Tasavvuf, nefsin kötü isteklerden arındırılıp Allah’a yaklaşma ve sevmeye dayalı bir dinî öğretidir.
  • Tasavvuf felsefesinin temelinde “ Vahdet-i Vücut” yatmaktadır.
  • 12. Yüzyılda Ahmet Yesevî ile başladığı kabul edilir.
  • Anadolu’da bu geleneğin yaygınlaşmasında Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli gibi isimler önemli katkı sağlamışlardır.
  • Verilen ürünlerde estetik zevk arka planda kalmış, öğreticilik ön plana çıkmıştır.
  • Eserlerdesade, halkın anlayacağı bir dil kullanmışlardır.
  • İlahi, nefes,deme, nutuk, devriye, şathiye dinî-tasavvufi halk şiiri ürünleridir.

İLAHİ

  • İlahiler; mutasavvıf şairler tarafından dinî konularda, Allah’ı övmek ve Allah’a yalvarmak amacıyla oluşturulan, kendine özgü bir ezgiyle söylenen şiirlerdir.
  • Divan edebiyatındaki tevhitlere ve münacatlara benzer.
  • İlahiler, hem hece ölçüsüyle hem de aruz ölçüsüyle oluşturulur. Aruzla yazılanlar gazel şeklinde karşımıza çıkmaktadırHeceyle yazılanlar ise dörtlükler hâlinde kurulmuş ve koşma gibi kafiyelenmiştir.
  • İlahiler farklı tarikatlarda farklı isimlerle anılmıştır:İlahi yerine Mevlevîler âyinBektaşiler nefesYesevîler hikmet adlarını kullanmışlardır.

NEFES

  • Bektaşi tarikatlarında vahdet-i vücut, tarikat ilkeleri ve Allah’a olan aşk olmak üzere tasavvufi konularda saz eşliğinde söylenen şiirlerdir.
  • Genellikle hece ölçüsünün7,8,11’li kalıplarıyla yazılır.
  • İlahiye benzer özellikler gösterir.

DİVAN EDEBİYATI

Divan edebiyatı, XIII. yüzyılda Hoca Dehhani ile başlayıp XIX. yüzyıla kadar varlığını devam ettirmiştir.

Saray edebiyatı, klasik edebiyat, yüksek zümre edebiyatı gibi değişik adlarla anılan bu edebiyat için en yaygın kullanılan isim divan edebiyatıdır. Buadlandırmada şairlerin, eserlerini “divan” adı verilen bir kitapta toplamaları etkili olmuştur.

 Bu edebiyatın içinde şiirin önemli yeri vardır.

  • Arapça, Farsça kelime ve tamlamalara sıkça yer verilir.
  • Ağır, sanatlı, süslü söyleyişlere yer verilir.
  • Mazmun adı verilen kalıplaşmış sözler bulunur.
  • Soyut konular daha çok işlenir.
  • Bütün güzelliği yerine parça güzelliğinin esas alınır.
  • Aruz ölçüsü kullanılmıştır.

GAZEL

  • Gazel, Türk edebiyatına Arap edebiyatından geçmiştir.
  • Divan şairlerinin en çok kullandığı nazım biçimi olan gazelbeyitlerle kurulup kafiye düzeni aa-ba-ca-da… şeklindedir.
  • Gazellerde beyit sayısı 5-15 arasında değişmektedir.
  • Gazelin ilk beytine matla, son beytine makta denir.
  • Şairin mahlasının bulunduğu beyte mahlas beyit ya da mahlas-hâne adı verilmekte ve mahlas genellikle gazelin son beytinde yer almaktadır.
  • Gazelin en güzel beyti beytül-gazel ya da şâh-beyit olarak adlandırılmakta ve gazelin herhangi bir yerinde bulunmaktadır. Beyitler arasında anlam birliği bulunan gazeller yek-âhenk gazel diye adlandırılırken anlam birliğinden başka, bütün beyitleri aynı güçte, değerde ve güzellikte olan gazeller için yek-âvâz ifadesi kullanılmaktadır.
  • Gazeller, lirik şiirlerdir, en çok kullanılan temalardan biri olan aşk, basit bir duygudan hastalık derecesine varan alışkanlık ve tutkulara kadar çeşitli boyutlarda işlenmiştir.
  • Gazeller; başta aşk ve güzellik olmak üzere ayrılık, sevgilinin güzelliği, baharın verdiği neşe gibi konuları işler.
  • Gazeller işledikleri konuya göre birtakım isimler alır. Aşkın verdiği mutluluğu, sıkıntıyı, sevgilinin güzelliğini anlatan gazeller âşıkane gazel; hayata karşı kayıtsızlığı, yaşamaktan zevk almayı anlatan gazeller rindane gazel; kadını ve aşkın zevklerini şuh bir tavırla ifade eden gazel türü şûhane gazel; ahlâkla ilgili öğütler veren, özdeyiş niteliğindeki sözlerin ağır bastığı gazeller ise hikemî gazel olarak adlandırılır.
  • Türk edebiyatında Fuzûli, âşıkane gazelin; Baki, rindane gazelin; Nedim, şûhane gazelin; Nâbî de hikemî gazelin öncüsü sayılır.

       KASİDE

  • Kaside, divan edebiyatında sıklıkla kullanılan bir nazım biçimidir. Arap edebiyatından İran edebiyatına oradan da Türk edebiyatına geçmiştir.
  • Kasideler, din veya devlet büyüklerini övmek amacıyla yazılır. Bazen de kasidelerde yergi söz konusudur.
  • Kaside denilince akla gelen ilk isim Nef’î’dir.
  • Kasideler divan şiirinin beyitlerle kurulan nazım biçimlerindendir.
  • Beyitler aa-ba-ca-da … şeklinde kafiyelenmekte ve beyit sayısı 33-99 arasında değişmektedir.
  • Bütün divan şiiri nazım biçimlerinde olduğu gibi ölçü, aruz ölçüsüdür.
  • Gazeldeki gibi ilk beyit matla, son beyit makta adını alır. Kasidenin en güzel beytine beytü’l-kasid, şairin mahlasının bulunduğu beyte ise tâç-beyit adı verilmektedir.

                  KASİDENİN BÖLÜMLERİ

NESİB/TEŞBİB: Kasidelerde şair, doğrudan övgüye başlamaz. Önce sanat gücünü göstermek, hayal gücünün zenginliğini ortaya çıkarmak için bir giriş yapar. Şair; burada bir şehrin, mevsimin, atın, gecenin tasvirini yapar. Beyit sayısı 15- 20 arasında değişir.

GİRİZGÂH: Nesibden sonra övgüye geçeceğini haber veren bölümdür.

METHİYE: Kasidenin yazılma nedeni olan övgünün yer aldığı bölümdür.

TEGAZZÜL: Övgüden sonra şair kasidesinde bir gazele yer verir. Bu bölüm her kasidede olmayabilir.

FAHRİYE: Şairin kendini övdüğü bölümdür.

DUA: Şair burada övdüğü kişinin uzun ömürlü olması, bahtının açık olması gibi iyi dileklerde bulunarak ona dua eder.

          KONULARINA GÖRE KASİDELER

TEVHİD: Allah’ın birliğini, yüceliğini anlatan kasidelerdir.

MÜNACAT: Allah’a yalvarıp yakarmayı konu edinen kasidelerdir.

NAAT: Peygamber Efendimiz’in övgüsünün yer aldığı kasidelerdir.

HİCVİYE: Bir kişiyi eleştirmek için yazılan kasidelerdir.

METHİYE: Bir kişinin övüldüğü ( genellikle devlet büyükleri) kasidelerdir.

FAHRİYE: Şairin kendini övdüğü kasidelerdir.

MERSİYE: Ölen bir kişinin arkasından duyulan üzüntünün dile getirildiği şiirlerdir

                 ŞARKI

  • Türkler tarafından Divan edebiyatına kazandırılan ve bestelenmek için dörtlükler halinde yazılan nazım biçimidir. ( Türklerin Divan edebiyatına kazandırdığı iki nazım biçimi vardır : şarkı ve tuyuğ)
  • En başarılı örnekleri Lale Devri’nde  Nedim tarafından verilmiştir.
  • Dörtlüklerden oluşur.
  • Kafiye şeması genellikle aaaaA/bbbA/cccA… şeklindedir.
  • Şarkılarda genellikle aşk ve güzellik konuları işlenir.

                    İSİM TAMLAMALARI

 Birbiriyle ilgisi olan, biri diğerini sahiplik (iyelik) yönünden tamamlayan, en az iki isimden oluşan kelime guruplarına “isim tamlamaları” denir.

En az iki tane ismin oluşturduğu isim tamlamalarında birinci isim “tamlayan” ikinci isim ise “tamlanan” olarak görev yapar.                       

                       Tamlayan                   Tamlanan

                       Sınıfın                        kapısı                Cep                              telefonu                            
Evimin  bahçesinin     çiçekleri

 İsimler arasındaki bağlantıyı kurarak tamlama oluşmasını sağlayan ekler vardır, bu eklere “tamlama ekleri” denir.

Tamlayan Ekleri  (İlgi Hali Eki, Genitif Eki): -ın, -in, -un, -ün, -(n)ın, -(n)in, -(n)un, -(n)ün.

             Ceket –in düğmesi      

             Yol – un   sonu                  

             Kanape – (n)- in    rengi

Tamlanan Ekleri (İyelik, Sahiplik Eki) : -ı, -i, -u, -ü, -(s)ı, -(s)i, -(s)u, -(s)ü.

            Ceketin  düğme-(s)–i                

            Yolun   son-u                  

            Kanapeninreng-

             İSİM TAMLAMALARI ÇEŞİTLERİ

1) BELİRTİLİ İSİM TAMLAMASI

Belirtili isim tamlaması hem tamlayan (1. isim) hem de tamlananın (2. isim)  tamlama eklerini almış olduğu isim tamlamasıdır. Bir tamlamanın “belirtili isim tamlaması” olabilmesi için;

  • İki tane isimden oluşması,
  • Ayrıca her iki ismin de tamlama eklerini almış olması yani birinci isim tamlayan ekini (ın, in, un, ün), ikinci isim de tamlanan ekini (ı, i, u, ü) alması gerekir.
                                Taşın                 üstü
                             Tamlayan        Tamlanan
                              (1. isim)             (2.isim)

*evin  yolu                *kalbimin sahibi           *yemeğin tadı         *havuzun dibi           *elinin kiri                   *saçının teli *dumanın karası,       *kaderin cilvesi            *hayatımın anlamı 

NOT: Belirtili isim tamlamalarının tamlayanı ya da tamlananı zamir olabilmektedir. “Ben” ve “biz”  kişi zamirlerinde tamlayan eki ve tamlanan eki “-im ve -imiz” şeklinde değişiklik gösterir.

 *Bizim evimiz          *Benim kararım         *Onun hedefi       

 *Odanın biri            *Ünlülerin birkaçı      *Tellerin bazıları     

NOT: Belirtili isim tamlamalarında tamlayan ile tamlanan arasına bir veya birden fazla sözcük girebilmektedir.

*Kitabın   yırtık   sayfası   (Tamlananı niteleyen  bir sıfat girmiştir.)
(Tamlayan)       ( Tamlanan)

NOT: Belirtili isim tamlamalarında tamlayan ile tamlanan yer değiştirebilir.  Özellikle şiirlerde bu yola sıkça başvurulur. 

* Sevgisi her şeye değerdi annemin.
(Tamlanan)                   (Tamlayan)

* Bu konudaki tek eksiği hızlı okuyamamaktı Elif‘in.
                      (Tamla                        (Tamlayan)

NOT: Belirtili isim tamlamalarında tamlayan ya da tamlanan cümle içinde kullanılmamış olabilir, ya da tamlanan eki düşmüş olabilir. Biz bunu cümledeki anlamdan çıkartabiliriz.

* Odası darmadağın olmuştu.   (Ahmet’in odası)
(Tamlanan)

* Kimsesi olmadığı için bakım evine alındı. (Kadının kimsesi)
(Tamlanan)

* Bu arsa onların. (onların arsası)
             (Tamlayan)

NOT: “-den” eki, isim tamlamasındaki tamlayan ekinin görevini üstlenerek belirtili isim tamlaması oluşturabilir:
çocuklar-ın birkaç-ı yerine çocuklar-dan birkaç-ı gibi.

2)BELİRTİSİZ İSİM TAMLAMASI

Sadece tamlananın (2. ismin) ek aldığı (-ı, -i, -u, -ü  iyelik ekleri), tamlayanın (1. ismin) ek almadığı isim tamlamalarıdır.

  *Gül bahçe-(s)-i         *Aşk acı-(s)-ı   u       *Sabah rüzgar-ı

  *Ölüm  uyku-(s)-u     *Hazine avcı-(s)-ı      *Nar ağac-ı

  *Bebek koku-(s)-u     *Deniz su(y)-u           *Süveyş Kanal-ı

NOT:Belirtisiz isim tamlamalarında tamlayan ile tamlanan arasına hiç bir sözcük girmez. Bu kurala aykırı kullanımlar bulunmaktadır fakat yanlış olarak değerlendirilir.

Kırşehir eski milletvekili (Yanlış)
Eski Kırşehir milletvekili (Doğru)

NOT:Belirtisiz isim tamlaması halinde olan yer ve mekan adları oldukça fazladır.

*Tuz Gölü                    *Bartın Kalesi

*Dolmabahçe Sarayı    *Kızılay Meydanı  

NOT: Bazı birleşik kelimeler belirtisiz isim tamlaması şeklinde oluşturulmuşlardır.

*aşçıbaşı     *yüzbaşı   *kuşburnu  *keçiboynuzu  *kargaburnu

NOT: Belirtisiz isim tamlamalarında tamlayan ile tamlanan yer değiştiremez.

3)  ZİNCİRLEME İSİM TAMLAMASI

Tamlayanın, tamlananın veya her ikisinin kendi içinde başka bir ad tamlaması olduğu söz öbekleridir.en az üç ismin aitlik ilişkisi oluşturmasıyla meydana gelir.

  • Bahçenin kapısı + (n)ın + kol + u
       (Tamlayan)                   ( Tamlanan)

Saatimin kordonunun rengi
Sınıfın duvarının sıvası

  • Ses teli + (n)in + kalınlık + ı
       (Tamlayan)     ( Tamlanan)

Kayısı ağacının çiçeği
Resim yarışmasının sonucu

  • İki tamlama birleşerek zincirleme isim tamlamasını meydana getirebilir. Bu durumda tamlayan “1. tamlama”, tamlanan ise “2. tamlama” olarak kabul edilebilir.

            1. tamlama + (n)ın + 2. tamlama
                (Tamlayan)             (Tamlanan)


Suat’ın annesi + nin + gözlük kabı (4 isim)
      (Tamlayan)               (Tamlanan)

Okulun bahçesinin çöp kutusu (4 isim)
Eskişehir yolunun asfalt işleri

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

error: Content is protected !!