<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>11.Sınıf - Evdeki Hocam</title>
	<atom:link href="https://www.evdekihocam.com/tag/11-sinif/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.evdekihocam.com/tag/11-sinif/</link>
	<description>Tüm Dersler Kaynak Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 05 Mar 2026 22:39:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">247443532</site>	<item>
		<title>11.Sınıf Coğrafya 2.Dönem 1.Yazılı Soru ve Cevapları</title>
		<link>https://www.evdekihocam.com/11-sinif-cografya-2-donem-1-yazili-soru-ve-cevaplari/</link>
					<comments>https://www.evdekihocam.com/11-sinif-cografya-2-donem-1-yazili-soru-ve-cevaplari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2026 00:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[11.Sınıf]]></category>
		<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılı Soruları]]></category>
		<category><![CDATA[11.Sınıf Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[11.Sınıf Coğrafya 2.Dönem 1.Yazılı]]></category>
		<category><![CDATA[11.Sınıf Coğrafya 2.Dönem 1.Yazılı Soru ve Cevapları]]></category>
		<category><![CDATA[2.Dönem 1.Yazılı Soru ve Cevapları]]></category>
		<category><![CDATA[Alperhocam]]></category>
		<category><![CDATA[Coğrafya 2.Dönem 1.Yazılı Soru ve Cevapları]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim koçu]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılı]]></category>
		<category><![CDATA[yazılı soruları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.evdekihocam.com/?p=3864</guid>

					<description><![CDATA[<p>11. Sınıf Coğrafya 2. Dönem 1. Yazılı Soruları (Cevap Anahtarlı) olarak siteye eklenmiştir. 11.Sınıf öğrencilerine uygulanmış olan bu yazılı sınavı MEB müfredatına uygun olarak hazırlanmıştır 11. Sınıf Coğrafya 2. Dönem 1. Yazılı Soruları (Cevap Anahtarlı) indirip çözmeniz sınav öncesinde faydalı olacaktır. 11.Sınıf Coğrafya 2.Dönem 1.Yazılı Soruları PDF İndir &#160; 11.Sınıf Coğrafya 2.Dönem 1.Yazılı Cevapları PDF [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.evdekihocam.com/11-sinif-cografya-2-donem-1-yazili-soru-ve-cevaplari/">11.Sınıf Coğrafya 2.Dönem 1.Yazılı Soru ve Cevapları</a> first appeared on <a href="https://www.evdekihocam.com">Evdeki Hocam</a>.</p>
<p><a href="https://www.evdekihocam.com/11-sinif-cografya-2-donem-1-yazili-soru-ve-cevaplari/">11.Sınıf Coğrafya 2.Dönem 1.Yazılı Soru ve Cevapları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.evdekihocam.com">Evdeki Hocam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>11. Sınıf Coğrafya 2. Dönem 1. Yazılı Soruları</strong> (Cevap Anahtarlı) olarak siteye eklenmiştir. 11.Sınıf öğrencilerine uygulanmış olan bu yazılı sınavı MEB müfredatına uygun olarak hazırlanmıştır</p>
<p>11. Sınıf Coğrafya 2. Dönem 1. Yazılı Soruları (Cevap Anahtarlı) indirip çözmeniz sınav öncesinde faydalı olacaktır.</p>
<h1 style="text-align: center;"><span style="color: #0000ff;">11.Sınıf Coğrafya 2.Dönem 1.Yazılı Soruları PDF İndir</span></h1>
<p>&nbsp;</p>
<h1 style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">11.Sınıf Coğrafya 2.Dönem 1.Yazılı Cevapları PDF İndir</span></h1><p>The post <a href="https://www.evdekihocam.com/11-sinif-cografya-2-donem-1-yazili-soru-ve-cevaplari/">11.Sınıf Coğrafya 2.Dönem 1.Yazılı Soru ve Cevapları</a> first appeared on <a href="https://www.evdekihocam.com">Evdeki Hocam</a>.</p><p><a href="https://www.evdekihocam.com/11-sinif-cografya-2-donem-1-yazili-soru-ve-cevaplari/">11.Sınıf Coğrafya 2.Dönem 1.Yazılı Soru ve Cevapları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.evdekihocam.com">Evdeki Hocam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.evdekihocam.com/11-sinif-cografya-2-donem-1-yazili-soru-ve-cevaplari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3864</post-id>	</item>
		<item>
		<title>11.Sınıf Tarih 2.Dönem 1.Yazılı Soru ve Cevapları</title>
		<link>https://www.evdekihocam.com/11-sinif-tarih-2-donem-1-yazili-soru-ve-cevaplari/</link>
					<comments>https://www.evdekihocam.com/11-sinif-tarih-2-donem-1-yazili-soru-ve-cevaplari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 23:15:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[11.Sınıf]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılı Soruları]]></category>
		<category><![CDATA[1.Yazılı Soru ve Cevapları]]></category>
		<category><![CDATA[11.Sınıf Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[11.Sınıf Tarih 2.Dönem 1.Yazılı Soru ve Cevapları]]></category>
		<category><![CDATA[alperhoca]]></category>
		<category><![CDATA[Alperhocam.com]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih 2.Dönem 1.Yazılı]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih 2.Dönem 1.Yazılı Soru ve Cevapları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılı]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılı Soru ve Cevapları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.evdekihocam.com/?p=3857</guid>

					<description><![CDATA[<p>11. Sınıf Tarih 2. Dönem 1. Yazılı Soruları (Cevap Anahtarlı) olarak siteye eklenmiştir. 11.Sınıf öğrencilerine uygulanmış olan bu yazılı sınavı MEB müfredatına uygun olarak hazırlanmıştır 11. Sınıf Tarih 2. Dönem 1. Yazılı Soruları (Cevap Anahtarlı) indirip çözmeniz sınav öncesinde faydalı olacaktır. 11-Sinif-Tarih-2-Donem- 1.Yazili-Soruları PDF İndir 11-Sinif-Tarih-2-Donem- 1.Yazili-Cevapları PDF İndir &#160; &#160;</p>
<p>The post <a href="https://www.evdekihocam.com/11-sinif-tarih-2-donem-1-yazili-soru-ve-cevaplari/">11.Sınıf Tarih 2.Dönem 1.Yazılı Soru ve Cevapları</a> first appeared on <a href="https://www.evdekihocam.com">Evdeki Hocam</a>.</p>
<p><a href="https://www.evdekihocam.com/11-sinif-tarih-2-donem-1-yazili-soru-ve-cevaplari/">11.Sınıf Tarih 2.Dönem 1.Yazılı Soru ve Cevapları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.evdekihocam.com">Evdeki Hocam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>11. Sınıf Tarih 2. Dönem 1. Yazılı Soruları (Cevap Anahtarlı) olarak siteye eklenmiştir. 11.Sınıf öğrencilerine uygulanmış olan bu yazılı sınavı MEB müfredatına uygun olarak hazırlanmıştır</p>
<p>11. Sınıf Tarih 2. Dönem 1. Yazılı Soruları (Cevap Anahtarlı) indirip çözmeniz sınav öncesinde faydalı olacaktır.</p>
<h1 style="text-align: center;"><span style="color: #0000ff;"><a style="color: #0000ff;" href="https://drive.google.com/file/d/1Nlv9C5jSLWVNVjW_C-EEGT_iduIfV7Ih/view?usp=share_link"><strong><em>11-Sinif-Tarih-2-Donem- 1.Yazili-Soruları PDF İndir</em></strong></a></span></h1>
<h1 style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;"><a style="color: #ff0000;" href="https://drive.google.com/file/d/1lXeIR3UxY-X0VZNI5Nj7baGtamjS8WTf/view?usp=share_link">11-Sinif-Tarih-2-Donem- 1.Yazili-Cevapları PDF İndir</a></span></h1>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://www.evdekihocam.com/11-sinif-tarih-2-donem-1-yazili-soru-ve-cevaplari/">11.Sınıf Tarih 2.Dönem 1.Yazılı Soru ve Cevapları</a> first appeared on <a href="https://www.evdekihocam.com">Evdeki Hocam</a>.</p><p><a href="https://www.evdekihocam.com/11-sinif-tarih-2-donem-1-yazili-soru-ve-cevaplari/">11.Sınıf Tarih 2.Dönem 1.Yazılı Soru ve Cevapları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.evdekihocam.com">Evdeki Hocam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.evdekihocam.com/11-sinif-tarih-2-donem-1-yazili-soru-ve-cevaplari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3857</post-id>	</item>
		<item>
		<title>11.Sınıf Edebiyat 4.Ünite: Makale</title>
		<link>https://www.evdekihocam.com/11-sinif-edebiyat-4-unite-makale/</link>
					<comments>https://www.evdekihocam.com/11-sinif-edebiyat-4-unite-makale/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Feb 2024 08:53:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[11.Sınıf]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[11.Sınıf Edebiyat 4.Ünite: Makale]]></category>
		<category><![CDATA[alperhoca]]></category>
		<category><![CDATA[ALPERHOCA.COM]]></category>
		<category><![CDATA[Alperhocam.com]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşegül hoca]]></category>
		<category><![CDATA[Deneme sınavı]]></category>
		<category><![CDATA[Ders Notları]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat dersi]]></category>
		<category><![CDATA[evdeki hocam]]></category>
		<category><![CDATA[Evdekihocam]]></category>
		<category><![CDATA[lise ders notu]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.evdekihocam.com/?p=3228</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilimsel ve toplumsal konularda; siyaset, ekonomi, sanat, spor vb. alanlarda yazılan, açıklayıcı veya yorumlayıcı niteliği olan gazete veya dergi yazılarına makale denir. Bilimsel dergilerde yayımlanan makalelerde tıp, ekonomi, sosyoloji, felsefe gibi bilim dallarıyla ilgili konular işlenir. MAKALELERİN GENEL ÖZELLİKLERİ BİLİMSEL MAKALELERİN BÖLÜMLERİMetnin özelliğine göre bu bölümlerden bazıları bulunmayabilir veya başlıkla belirtilmeyebilir. Başlık: Konunun ilgilileri tarafından okunacak ilk bölümdür. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.evdekihocam.com/11-sinif-edebiyat-4-unite-makale/">11.Sınıf Edebiyat 4.Ünite: Makale</a> first appeared on <a href="https://www.evdekihocam.com">Evdeki Hocam</a>.</p>
<p><a href="https://www.evdekihocam.com/11-sinif-edebiyat-4-unite-makale/">11.Sınıf Edebiyat 4.Ünite: Makale</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.evdekihocam.com">Evdeki Hocam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="wp-block-paragraph">Bilimsel ve toplumsal konularda; siyaset, ekonomi, sanat, spor vb. alanlarda yazılan, açıklayıcı veya yorumlayıcı niteliği olan gazete veya dergi yazılarına <strong>makale</strong> denir. Bilimsel dergilerde yayımlanan makalelerde tıp, ekonomi, sosyoloji, felsefe gibi bilim dallarıyla ilgili konular işlenir.<br><br><strong>MAKALELERİN GENEL ÖZELLİKLERİ</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Makalelerin konuları, toplumun büyük bir bölümünü ilgilendirir.</li>



<li>Hemen hemen her konuda makale yazılabilir.</li>



<li>Makalede bir konuya yeni bir açıdan bakılır.</li>



<li>Konuyla ilgili ortaya atılan tez, örnek ve kanıtlarla ispatlanır.</li>



<li>Makalenin yazılış amacı bir konuyu açıklamak, konuyla ilgili bilgi vermektir.</li>



<li>Diğer yazı türlerinin çoğunda olduğu gibi giriş, gelişme, sonuç bölümlerinden oluşan bir planı vardır.</li>



<li>Makalede mecazlı, süslü anlatım ile konuşma dili havasından kaçınılır. Ciddi, ağırbaşlı, yalın, pürüzsüz, açık ve anlaşılır anlatım esas alınır. Evdekihocam.com</li>



<li>Örnekleme, karşılaştırma, tanık gösterme, tanımlama gibi düşünceyi geliştirme yollarına başvurulur. Alıntılardan yararlanılır; alıntı yapılan kaynak, kaynakçada gösterilir.</li>



<li>Makaleler gazete ve dergi makaleleri olmak üzere iki şekilde karşımıza çıkar. Gazete makalelerinde genellikle günlük siyasi, toplumsal sorunlar ele alınır. Dergi makaleleri ise akademik konulardan oluştuğu için daha çok uzmanlık gerektirir. Bilimsel bulgu ve terimler bu makalelerde daha çok yer alır. Evdekihocam.com</li>



<li>Edebiyat, dil, sanatsal özelliği ön planda olan makaleler edebi makale; ekonomi, tıp, sosyoloji gibi bilime dayalı meslekleri dile getiren makaleler de mesleki makaleler olarak adlandırılır.</li>



<li>Şinasi&#8217;nin&nbsp;<strong>&#8220;Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi&#8221;&nbsp;</strong>edebiyatımızdaki ilk makale örneğidir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>BİLİMSEL MAKALELERİN BÖLÜMLERİ<br></strong><br>Metnin özelliğine göre bu bölümlerden bazıları bulunmayabilir veya başlıkla belirtilmeyebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br><strong>Başlık:</strong> Konunun ilgilileri tarafından okunacak ilk bölümdür. Bu nedenle başlık düzenlenirken kelimeler dikkatle seçilmeli, makalenin içeriğini yansıtan en az sayıda kelime kullanılmalıdır. Uygun bir başlığı olmayan makale, hedef okuyucu kitlesine ulaşmayabilir.<br><br><strong>Özet:</strong> Metnin bütününde anlatılanların ana hatlarıyla ifade edildiği bölümdür. Araştırmanın kapsamı, amacı, araştırmada kullanılan yöntemler, elde edilen bulgular, araştırma sonunda ulaşılan sonuçlar ve metindeki anahtar kelimeler bu bölümde verilir. Evdekihocam.com<br><br><strong>Giriş:</strong> Temel bilgilerin sunulduğu bölümdür. Bu bölümde konuyla ilgili daha önce yapılan çalışmalar hatırlatılır. Bu çalışmaya neden gerek duyulduğu ortaya konur.<br><br><strong>Yöntem: </strong>Bu bölümde araştırmada tercih edilen yöntem ve söz konusu yöntemin tercih edilme nedenleri anlatılır. Yazarın neyi, nasıl ve niçin kullandığını açıkladığı bu bölüm, konuyu bilen bir uzmanın aynı çalışmayı kendi imkânlarıyla tekrar etmesini sağlar nitelikte olmalıdır.<br><br><strong>Bulgular:</strong> Bu bölümde araştırmada elde edilen bulgular ve bu bulguların ne anlama geldiği dile getirilir.<br><br><strong>Sonuç ve Tartışma: </strong>Bu bölümde araştırmada elde edilen bulguların araştırmanın amaçları ile<br>ilişkileri kurulur. Elde edilen bulgulardan birtakım nesnel genellemelere ulaşılmaya çalışılır. Ulaşılan sonuçlar, daha önce aynı veya benzer konularda yapılmış çalışmaların sonuçlarıyla karşılaştırılır.<br>Araştırmanın bilim dünyasına katkısı belirtilir. Yapılan bilimsel çalışmayla ulaşılan sonuçların günlük hayattaki olası etkileri değerlendirilir. Evdekihocam.com<br><br><strong>Kaynakça: </strong>Makalenin sonunda, yararlanılan kaynaklar liste hâlinde gösterilir. Makalede yer alan her kaynağa, kaynakçada yer verilir; kaynakçada yer alan her kaynağa metin içinde gönderme yapılır. Kaynakça hangi bilginin hangi kaynaktan alındığını göstermez. Bilginin hangi kaynaktan alındığı, metnin içinde kaynağa gönderme yapılarak belirtilir. Kaynakçada her kaynağa yalnız bir kez yer verilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br><strong>Makalenin Türk Edebiyatındaki Gelişimi ve Önemli Temsilcileri</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;Makaleler günümüzde<strong>&nbsp;bilimsel makaleler ve gazete makaleleri</strong>&nbsp;olmak üzere iki grupta toplanabilir. Fakat makalenin Türk edebiyatındaki serüveni gazetenin yayın hayatımıza girmesiyle başlar. Türk edebiyatının<strong>&nbsp;ilk gazete</strong>si 1831 ‘de çıkarılan&nbsp;<strong>Takvîm-i Vekâyi</strong>’dir. Tamamen hükûmet denetiminde çıkarılan gazeteyi 1840′ta yarı resmî yarı özel olarak çıkarılan<strong>&nbsp;Cerîde-i Havadis</strong>&nbsp;izler. Şinasi’nin Agâh Efendi’yle birlikte 1860′ta çıkard<a href="https://www.edebiyatfatihi.net/2017/10/11snf-turk-edebiyat-yeni-ders-notlar.html" target="_blank" rel="noreferrer noopener">ı</a>ğı<strong>&nbsp;Tercümân-ı Ahvâl</strong>&nbsp;ise Batılı anlamdaki ilk gazete kabul edilir.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Türk edebiyatında ilk makaleyi, İbrahim Şinasî ilk sayısı 22 Ekim 1860′ta çıkan Tercüman-ı Ahval gazetesinde yayımlamıştır.&nbsp;<strong>(Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi)</strong></li>



<li><strong> Hüseyin Cahit Yalçın</strong>’ın Fransızcadan çevirdiği (Servetifünun dergisinin kapatılmasına sebep olan)<strong> Edebiyat ve Hukuk</strong> adlı makale ile,</li>



<li><strong>Ömer Seyfettin</strong>’in Genç Kalemler dergisinde yayımlanan (Millî Edebiyat’ın dil anlayışını ortaya koyan)&nbsp;<strong>“Yeni Lisan”&nbsp;</strong>makalesi türün tanınmış örneklerindendir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Makale türünün Türk Edebiyatındaki önemli temsilcileri şunlardır:&nbsp;<br></strong>Namık Kemal, Ziya Paşa, Şemseddin Sami, Muallim Naci, Beşir Fuat, Hüseyin Cahit, Fuat Köprülü, Mehmet Kaplan, Samiha Ayverdi, Ahmet Hamdi Tanpınar, Yahya Kemal Beyatlı, Peyami Safa, Nurettin Topçu, Cemil Meriç…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Türk Edebiyatında Önemli Makale Yazarları Ve Eserleri&nbsp;</strong></p>



<figure class="wp-block-table"><table><tbody><tr><td><strong>Makale Türünde Önemli Eserler ve Yazarları</strong></td></tr><tr><td><strong>Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi</strong></td><td>İbrahim Şinasi</td></tr><tr><td><strong>Şiir ve İnşa</strong></td><td>Ziya Paşa</td></tr><tr><td><strong>Evrak-ı Eyyam</strong> <strong>Nesr-i Harp</strong> <strong>Nesr-i Sulh</strong></td><td>Cenap Şahabettin</td></tr><tr><td><strong>Edebiyat ve Hukuk (Servetifünun dergisinin kapatılmasına sebep olan makaledir)</strong></td><td>Hüseyin Cahit Yalçın</td></tr><tr><td><strong>Yeni Lisan (Millî Edebiyat’ın dil anlayışını ortaya koyan makaledir)</strong></td><td>Ömer Seyfettin</td></tr><tr><td><strong>Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak</strong></td><td>Ziya Gökalp</td></tr><tr><td><strong>Sanata Dair</strong></td><td>H. Ziya Uşaklıgil</td></tr><tr><td><strong>Milli Edebiyat Meseleleri</strong> <strong>Cenap Bey’le Münakaşalarım</strong></td><td>Ali Canip Yöntem</td></tr><tr><td><strong>Çal Çoban Çal</strong></td><td>Süleyman Nazif</td></tr><tr><td><strong>Aziz İstanbul</strong> <strong>Eğil Dağlar (makale-sohbet)</strong></td><td>Yahya Kemal Beyatlı</td></tr><tr><td><strong>Edebiyatımızın Bugünkü Meseleleri</strong></td><td>Yaşar Nabi Nayır</td></tr><tr><td><strong>Pazartesi Konuşmaları<br>İyi Vatandaş İyi İnsan</strong></td><td>Hasan Ali Yücel</td></tr><tr><td><strong>Büyük Türkiye Rüyası (makale- eleştiri)</strong> <strong>Kültür ve Dil (makale-eleştiri)<br>Nesillerin Ruhu (makale-eleştiri)</strong></td><td>Mehmet Kaplan</td></tr><tr><td><strong>Üç Tarz-ı Siyaset</strong></td><td>Yusuf Akçura</td></tr><tr><td><strong>Edebiyat Üzerine Makaleler</strong></td><td>Ahmet Hamdi Tanpınar</td></tr><tr><td><strong>Yusufçuk</strong></td><td>Samiha Ayverdi</td></tr><tr><td><strong>Enikli Kapı</strong></td><td>Arif Nihat Asya</td></tr></tbody></table></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>MAKALE-FIKRA (KÖŞE YAZISI) FARKLARI</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Makale yazarı ele aldığı fikirleri bilimsel bir yaklaşımla incelerken fıkra yazarı kişisel görüşle ele alıp inceler.</li>



<li>Makalelerde yazılanları ispatlama kaygısı vardır; ancak fıkralarda yazılanları ispatlama kaygısı yoktur.</li>



<li>Makalede dil ciddi, ağırbaşlı, bilimsel bir dil ve nesnel tutum; fıkrada ise günlük konuşma dili ve öznel bir tutum söz konusudur.</li>



<li>Makalede yazar doğruyu; fıkrada ise yazar kendi doğrusunu anlatır.</li>



<li>Makalede kullanılan cümlelerin kesinlik taşıması şarttır. Bu yüzden makalelerde, kurallı cümle kullanılır. Fakat fıkra yazarı, anlatımını rahatlatmak için, devrik cümle kullanabilir ve komik (güldürücü) unsurlara yer verebilir.</li>



<li>Fıkralar günübirlik yazı türüdür. Makalede ise böyle bir durum yoktur.</li>



<li>Makale fıkraya göre daha uzun bir yazı türüdür.</li>



<li>Makale yazmak belli bir uzmanlık ister</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>MAKALE-DENEME FARKLARI</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Makalede ortaya atılan düşünce iddia ya da görüş, kanıtlara dayanır. Denemede ise konu kişisel düşünceler, yorum ve bakış açısıyla desteklenir. </li>



<li>Denemede öznellik, makalede nesnellik hâkimdir</li>



<li>Makalede düşünce kesin bir sonuca bağlanır. Denemede ise böyle bir zorunluluk yoktur.</li>



<li>Makalenin üslup ve anlatımı ciddi, kurallı ve ağırbaşlıdır. Denemenin üslubu yazarına göre değişir.</li>



<li> Makalede söz oyunlarına yer verilmez, açık ve anlaşılır bir anlatımı vardır. Deneme yazarı ise konusuna uygun olarak söz sanatlarına ve anlam oyunlarına yer verebilir. Denemede dilin doğru ve güzel kullanımı çok önemlidir.  Evdekihocam.com</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>MAKALE-SOHBET YAZISI FARKLARI</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Makalede konu, ayrıntılı bir şekilde; sohbet yazılarında ise konu ayrıntılara girilmeden yüzeysel bir şekilde işlenir.</li>



<li>Makalelerde konuyu ispatlamak esasken sohbette ise ispat zorunluluğu bulunmaz.</li>



<li>Makalelerde bilimsel, ağırbaşlı nesnel bir anlatım; sohbette samimi, içten bir anlatım esastır.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong> </strong></p><p>The post <a href="https://www.evdekihocam.com/11-sinif-edebiyat-4-unite-makale/">11.Sınıf Edebiyat 4.Ünite: Makale</a> first appeared on <a href="https://www.evdekihocam.com">Evdeki Hocam</a>.</p><p><a href="https://www.evdekihocam.com/11-sinif-edebiyat-4-unite-makale/">11.Sınıf Edebiyat 4.Ünite: Makale</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.evdekihocam.com">Evdeki Hocam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.evdekihocam.com/11-sinif-edebiyat-4-unite-makale/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3228</post-id>	</item>
		<item>
		<title>11.Sınıf Türk Dili Ve Edebiyatı 3.Ünite: Şiir Özeti</title>
		<link>https://www.evdekihocam.com/11-sinif-turk-dili-ve-edebiyati-3-unite-siir-ozeti/</link>
					<comments>https://www.evdekihocam.com/11-sinif-turk-dili-ve-edebiyati-3-unite-siir-ozeti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Jan 2024 23:03:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[11.Sınıf]]></category>
		<category><![CDATA[11.Sınıf Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[11.Sınıf Edebiyat 3.Ünite]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[11.sınıf ders notları]]></category>
		<category><![CDATA[11.Sınıf Türk Dili Ve Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[11.Sınıf Türk Dili Ve Edebiyatı 3.Ünite: Şiir Özeti]]></category>
		<category><![CDATA[3.Ünite Şiir Özeti]]></category>
		<category><![CDATA[alperhoca]]></category>
		<category><![CDATA[ALPERHOCA.COM]]></category>
		<category><![CDATA[Alperhocam]]></category>
		<category><![CDATA[Alperhocam.com]]></category>
		<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Deneme sınavı]]></category>
		<category><![CDATA[Evdekihocam]]></category>
		<category><![CDATA[Lise]]></category>
		<category><![CDATA[meb]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Özeti]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili Ve Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili Ve Edebiyatı 3.Ünite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.evdekihocam.com/?p=2542</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; TANZİMAT I. DÖNEM ŞİİRİ (1860-1876) &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; TANZİMAT II. DÖNEM ŞİİRİ (1876-1896)&#160; TANZİMAT DÖNEMİ ŞAİRLERİ ( I. ve II. Dönem) &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; TANZİMAT DÖNEMİ ŞAİRLERİ:ŞİNASİ NOT: Şinasi, roman ve öykü alanında eser yazmamıştır. &#160;&#160; ESERLERİ: NAMIK KEMAL (1840-1888) ESERLERİ&#160;Roman Tiyatro Eleştiri Anı Çıkardığı Gazeteler Tarih ZİYA PAŞA (1825-1880)&#160; ABDÜLHAK HAMİT TARHAN (1852-1937) ESERLERİ:ŞİİR:Sahra (1879)Ölü (1886)Hacle (1886)Bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.evdekihocam.com/11-sinif-turk-dili-ve-edebiyati-3-unite-siir-ozeti/">11.Sınıf Türk Dili Ve Edebiyatı 3.Ünite: Şiir Özeti</a> first appeared on <a href="https://www.evdekihocam.com">Evdeki Hocam</a>.</p>
<p><a href="https://www.evdekihocam.com/11-sinif-turk-dili-ve-edebiyati-3-unite-siir-ozeti/">11.Sınıf Türk Dili Ve Edebiyatı 3.Ünite: Şiir Özeti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.evdekihocam.com">Evdeki Hocam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Tanzimat Dönemi Şiiri</strong><strong></strong></li>



<li><strong>Servetifünun Şiiri</strong><strong></strong></li>



<li><strong>Fecriati Şiiri</strong><strong></strong></li>



<li><strong>Millî Edebiyat Dönemi Şiiri</strong><strong></strong></li>



<li><strong>Sade Dil ve Heceyle Yazılan Şiir</strong><strong></strong></li>



<li><strong>Saf Şiir (Öz Şiir)</strong><strong></strong></li>



<li><strong>Manzum Hikâye</strong><strong></strong></li>



<li><strong>Cumhuriyet Dönemi&#8217;nin İlk Yıllarında Şiir</strong><strong></strong></li>



<li><strong>Türkiye Dışındaki Çağdaş Türk Şiiri</strong><strong></strong></li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; TANZİMAT I. DÖNEM ŞİİRİ (1860-1876)</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Bu dönem sanatçılarına göre edebiyat,&nbsp;<strong>halkı eğitmede bir araç</strong>tır.</li>



<li><strong>“Sanat toplum içindir.”</strong>&nbsp;anlayışı benimsenmiştir.</li>



<li>Edebiyatta&nbsp;<strong>hak, adalet, millet, halk, vatan, özgürlük, eşitlik</strong>&nbsp;gibi kavramlar ilk kez kullanılmıştır.</li>



<li><strong>Dilde sadeleşme fikri savunulmuş fakat bunda tam başarılı olunamamıştır.</strong></li>



<li>Divan şiiri nazım şekilleri kullanılmış (gazel, kaside, murabba, terkib-i bend) ama şiirin&nbsp;<strong>içeriği (özü)</strong>&nbsp;değişmiştir.</li>



<li>Genelde&nbsp;<strong>aruz ölçüsü</strong>&nbsp;kullanılmış, hece ölçüsü de denenmiştir.</li>



<li>Şinasi, klasisizmden; Namık Kemal, romantizmden etkilenmiştir.</li>



<li>Bu dönemin önemli şairleri şunlardır:&nbsp;<strong>İbrahim Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa</strong></li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; TANZİMAT II. DÖNEM ŞİİRİ (1876-1896)&nbsp;</strong><strong></strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>“Sanat sanat içindir.”</strong>&nbsp;anlayışı benimsenmiştir.</li>



<li>Eserlerde dil ağırlaşmış, sanatlı söyleyişe önem verilmiştir.</li>



<li>Şiirde&nbsp;<strong>felsefi düşünceler, ölüm, tabiat, karamsarlık, aşk, özlem</strong>&nbsp;gibi konular işlenmiştir.</li>



<li><strong>“Güzel olan her şey”</strong>in şiire konu olabileceği kabul edilmiş, şiirin konusu genişletilmiştir.</li>



<li><strong>Bireysel duygulanmalar&nbsp;</strong>ağırlık kazanmıştır.</li>



<li>Divan şiiri nazım biçimleri terk edilmeye başlanmış, eski biçimlerin yanı sıra karma nazım biçimleri kullanılmış ve Batılı nazım biçimleri denenmiştir.</li>



<li><strong>Aruz ölçüsü</strong>&nbsp;kullanımı devam etmiş, bazı eserlerde heceye de başvurulmuştur.</li>



<li>Bu dönemin şiiri&nbsp;<strong>Servetifünun</strong>’a örnek olmuştur.</li>



<li><strong>Muallim Naci</strong>, bu dönemde yaşadığı hâlde divan edebiyatını savunmuştur.</li>



<li>Abdülhak Hamit Tarhan, Recaizade Mahmut Ekrem romantik anlayışla şiir yazmışlardır.</li>



<li>Bu dönemin önemli şairleri şunlardır:</li>



<li><strong>Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan, Muallim Naci&#8230;</strong></li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><br>TANZİMAT DÖNEMİ ŞAİRLERİ ( I. ve II. Dönem)</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Her iki dönem şairleri biçim yönünden Divan şiiri geleneğine bağlı kalmışlardır.</li>



<li>Her iki dönem şairleri romantizmin etkisinde kalmışlardır. Bu dönem şiirinin Batı düşüncesiyle klasisizm ve romantizm edebi akımlarıyla ilişkisi vardır.</li>



<li>1.dönem şairleri toplum için sanat anlayışını; 2.dönem şairleri ise sanat için sanat anlayışını benimsemişlerdir.</li>



<li>1.dönem şairleri vatan, millet, adalet gibi konuları ele alırken; 2. dönem şairleri&nbsp;aşk, doğa, ölüm gibi konuları ele almışlardır. Dolayısıyla konu ve temada yenilik yapmayı başarmışlardır.</li>



<li>1.dönem şairleri dilde sadeleşmeyi amaçlamış ancak bunda başarılı olamamışlardır. 2. dönem şairleri ise ağır olan bu dili daha da ağırlaştırmışlardır. Şiirde sanatlı söyleyiş her iki dönem şairleri için de amaç olmaktan çıkmıştır.</li>



<li>İki dönemin şairleri de şiirde parça güzelliğini bırakıp bütün güzelliğine ve konu birliğine önem vermiştir.</li>



<li>Aruz ölçüsü kullanılmaya devam ederken az da olsa hece ölçüsü kullanılmıştır.</li>



<li>Gazel, kaside, terkib-i bent gibi eski nazım şekilleri kullanılmaya devam etmiştir.</li>



<li>Özellikle ikinci dönem sanatçıları yeni nazım şekilleriyle şiir yazmada başarılı olmuşlardır (Abdülhak Hamit Tahran, Recaizade Mahmut Ekrem başarılıdır).</li>



<li>Tanzimat şairleri bireysel duygu düşünce ve anlatıma önem vermiş, böylece Türk edebiyatına Batı&#8217;daki bireyci anlayışı getirmişlerdir.<a href="https://www.edebiyatfatihi.net/files/-coaiiq_xZ5g/Xcm1YNL2pDI/AAAAAAAAWeM/lFIBcYcI2NcTNbdNoa-baZ89zu4q5JzzwCLcBGAsYHQ/s1600/divan-siiri-tanzimat-siiri-karsilastirmasi.PNG"></a></li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; TANZİMAT DÖNEMİ ŞAİRLERİ:<br>ŞİNASİ</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Tanzimat edebiyatı</strong>&nbsp;İbrahim Şinasi ile başlar.&nbsp;</li>



<li><strong>Batı etkisindeki Türk edebiyatının&nbsp;kurucusu, ilk bilinçli temsilcisi ve yeniliklerin öncüsüdür.</strong></li>



<li>Bir kısım fikirleri edebiyatımıza ilk kez getiren, çıkardığı gazetelerde bu fikirleri yayarak yeni edebiyatın temellerini atan ŞİNASİ&#8217;dir.&nbsp;</li>



<li>Batı edebiyatı yolunda ilk nazım ve nesir türlerinde eserler veren odur.&nbsp;</li>



<li><strong>Klasisizm&nbsp;</strong>akımından etkilenmiştir.&nbsp;</li>



<li><strong>Türk şiirini söz oyunlarından kurtararak şiire konuşma dilini getirmiştir.&nbsp;</strong></li>



<li>Şiirde divan edebiyatı nazım biçimlerini kullansa da nazım biçimlerinde bazı değişiklikler yapmıştır.&nbsp;</li>



<li>Genellikle&nbsp;<strong>“didaktik”&nbsp;</strong>şiirler yazmıştır.&nbsp;</li>



<li>Şiirlerini&nbsp;<strong>aruz ölçüsü</strong>yle yazmıştır.&nbsp;</li>



<li>Şiirde&nbsp;<strong>konu birliğine ve bütün güzelliği</strong>ne önem vermiştir.&nbsp;</li>



<li>Şiirin konusunu genişletmiştir.&nbsp;<strong>Akıl, medeniyet, hak, adalet, kanun gibi kavramları şiirde kullanan ilk şairdir.&nbsp;</strong></li>



<li><strong>Akılcı ve mantıkçıdır.</strong></li>



<li>Gazete ve edebiyatı&nbsp;<strong>halkı eğitmede bir araç olarak</strong>&nbsp;görmüştür.&nbsp;</li>



<li>Agâh Efendi ile birlikte 1860′ta<strong>&nbsp;ilk özel gazete olan Tercüman-ı Ahval</strong>’i çıkarmıştır. Türk basınının ilk başyazarı sayılır.&nbsp;</li>



<li>Türk edebiyatında ilk makale örneği olan<strong>&nbsp;Mukaddime-i Tercüman-ı Ahval</strong>’i bu gazetenin ön sözü olarak yayımlamıştır. Bu makalede gazete çıkarmanın gerekliliğini anlatmıştır</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>NOT: Şinasi, roman ve öykü alanında eser yazmamıştır.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp; ESERLERİ:</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Tercüme-i Manzume (Çeviri Şiirler)</li>



<li>Şair Evlenmesi (Bir perdelik komedi, 1860. Türk edebiyatında yazılan ilk tiyatro eseridir, fakat oynanmamıştır.)&nbsp;</li>



<li>Müntehebat-ı Eş’ar (Şiirler)&nbsp;</li>



<li>Durub-ı Emsal-i Osmaniye (Atasözleri)&nbsp;</li>



<li>Müntehebat-ı Tasvir-i Efkar (Seçme makaleler, 2 cilt)&nbsp;</li>



<li>Tercümân-ı Ahvâl Mukaddimesi (Tanzimat edebiyatındaki ilk makale)</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>NAMIK KEMAL (1840-1888)</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>21 Aralık 1840&#8217;da Tekirdağ&#8217;da doğmuş, 2 Aralık 1888&#8217;de vefat etmiştir.&nbsp;</li>



<li>Tanzimat döneminin &#8220;en gür sesli vatan şairi&#8221; olarak tanımıştır.&nbsp;</li>



<li>Hürriyet kavramını şiirde ilk kez kullanan şairdir.&nbsp;</li>



<li>Divan edebiyatı nazım biçimlerini kullanmıştır. Gazel, kaside, murabba gibi eski nazım biçimleriyle yeni kavram ve konuları işlemiştir.&nbsp;</li>



<li>“Kanun, vatan, hürriyet, adalet, hak, hukuk” gibi konuları işlemiştir.&nbsp;</li>



<li>Şiirlerinde aruz ölçüsünü kullanmıştır.&nbsp;</li>



<li>Tiyatrolarında geçen bazı şiirlerinde hece ölçüsünü kullanmıştır.&nbsp;</li>



<li>Şiiri, düşüncelerini aktarmak için bir araç olarak kullanmıştır.&nbsp;</li>



<li>Şiirde sosyal konulara ağırlık vermiştir.&nbsp;</li>



<li>Toplum için sanat ilkesine bağlı kalmıştır.&nbsp;</li>



<li>Şinasi’yle tanışıncaya kadar tümüyle divan şiiri çizgisinde yazmıştır. Şinasi’yle tanıştıktan sonra divan şiirinden uzaklaşarak Batı şiiri çizgisine yaklaşmıştır.&nbsp;</li>



<li>Şiirinde üç farklı dönem vardır:&nbsp;</li>



<li>a. İlk dönem şiirleri, biçim bakımından eski, konu (öz) bakımından yenidir. (Gazelleri)&nbsp;</li>



<li>b. Daha sonraki şiirleri, biçim bakımından eski, konu (öz) bakımından yenidir. (Hürriyet Kasidesi)&nbsp;</li>



<li>c. Son dönem şiirleri biçim ve konu (öz) bakımından da yenidir. (Vaveyla)&nbsp;</li>



<li>Divan şiirini, abartılı bir biçimde eleştirmiştir, kocakarı masallarına benzetmiştir.&nbsp;</li>



<li>Romantizm akımının etkisinde kalmıştır.&nbsp;</li>



<li>Romanları teknik açıdan kusurludur. Araya girip bilgi vermiştir.&nbsp;</li>



<li>Düz yazılarında (nesirlerinde) sanatkârane (edebi) bir üslup kullanmıştır.&nbsp;</li>



<li>Yazıda konuşma dilinin kullanılmasından yana olmuş ve özellikle tiyatrolarını sade bir dille yazmıştır.&nbsp;</li>



<li>Tiyatroyu halk eğitiminde bir araç olarak görmüştür.&nbsp;</li>



<li>Tiyatro yapıtlarının konularını günlük hayattan veya tarihten almıştır.&nbsp;</li>



<li>Ona göre “Tiyatro bir eğlencedir ve eğlencelerin en faydalısıdır.”&nbsp;</li>



<li>Tiyatrolarının tümü dramdır.&nbsp;</li>



<li>&#8220;Vatan yahut Silistre&#8221; isimli oyunu sahnelendikten sonra Mağusa’ya sürülmüştür.&nbsp;</li>



<li>Türk edebiyatındaki yerini, düz yazı alanında; özellikle roman, tiyatro, makale, biyografi, eleştiri, tarih türünde yazdığı yapıtlar belirlemiştir.&nbsp;</li>



<li>Gazetecilik yönü de vardır, Ziya Paşa ile birlikte Hürriyet gazetesini çıkarmıştır.&nbsp;</li>



<li>Sosyal ve siyasi konularda hicivler de yazmıştır.&nbsp;</li>



<li>Encümen-i Şuara topluluğunda yer almıştır. Osmanlıcılık düşüncesini benimsemiştir.&nbsp;</li>



<li>“Lisan-ı Osmani’nin Edebiyatı Hakkında Bazı Mülahazat-ı Şamildir” makalesinde dil ile ilgili görüşlerini ortaya koymuştur.&nbsp;</li>



<li>&#8220;Renan Müdafaanamesi&#8221;ni Fransız tarihçi Ernest Renan’ın “İslamiyet, ilerlemeye engeldir.” düşüncesini çürütmek için yazmıştır.&nbsp;</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ESERLERİ</strong>&nbsp;<strong>Roman</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>İntibah</li>



<li>Cezmi</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tiyatro</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Vatan Yahut Silistre</li>



<li>Celalettin Harzemşah</li>



<li>Zavallı Çocuk</li>



<li>Akif Bey</li>



<li>Gülnihal</li>



<li>Karabela</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Eleştiri</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Tahrib-i Harabat</li>



<li>Takip</li>



<li>İrfan Paşa&#8217;ya Mektup</li>



<li>Renan Müdafaanamesi</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anı</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Magosa Hatıraları</li>



<li>Biyografi</li>



<li>Fatih Sultan Mehmet</li>



<li>Selahaddin-i Eyyubi</li>



<li>Yavuz Sultan Selim</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Çıkardığı Gazeteler</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Tasvir-i Efkâr</li>



<li>Hürriyet</li>



<li>İbret</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tarih</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>İslam Tarihi</li>



<li>Osmanlı Tarihi</li>



<li>Evrak-ı Perişan</li>



<li>Devr-i İstila</li>



<li>Barika-i Zafer</li>



<li>Kanije Muhasarası</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ZİYA PAŞA (1825-1880)&nbsp;</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Şinasi ve Namık Kemal&#8217;le birlikte Tanzimat&#8217;la başlayan yeni Türk edebiyatının ilk aşamasını oluşturan üç sanatçıdan biridir.&nbsp;</li>



<li>Ziya Paşa meşrutiyetçi ve toplumcu bir şairdir.&nbsp;</li>



<li>Çeşitli devlet kademelerinde çalışmış, politika ve sanatla uğraşmıştır.&nbsp;</li>



<li>Düşünceleriyle yenilikçi, yapıtları ve yaşantısıyla eskiye bağlı bir sanatçı olan Ziya Paşa’daki tezat ve ikilik hem yaşantısına hem de yapıtlarına yansımıştır.</li>



<li>Hürriyet gazetesinde çıkan &#8220;Şiir ve İnşa&#8221; makalesinde Halk edebiyatını ve dilini savunur, gerçek şiirimizin halk şiiri olduğunu belirtmiştir. Bir süre sonra hazırladığı &#8220;Harabat&#8221; adlı antolojide Divan şiirini yücelterek Halk şiirini kötülemiş ve halk ozanlarının şiirlerini &#8220;eşek anırması&#8221; olarak nitelemiştir.&nbsp;</li>



<li>Ziya Paşanın yaşadığı bu çelişkiye Namık Kemal tepki göstermiş ve onu eleştirmek için Tahrib-i Harabad adlı eleştirileri yazmıştır.&nbsp;</li>



<li>Hem biçim hem de hayalleri ve duyuş tarzı bakımından divan şiirine bağlıdır.&nbsp;</li>



<li>Divan şiiri nazım biçimlerini kullanan sanatçının lirik sayılabilecek gazelleri vardır.&nbsp;</li>



<li>Sade bir dili savunmuş, beğenmiş; ancak Arapça, Farsça tamlamalarla yüklü bir dil kullanmıştır.&nbsp;</li>



<li>Hece ölçüsüyle yazdığı birkaç türküsü dışında bütün şiirlerini aruz ölçüsüyle yazmıştır.&nbsp;</li>



<li>Tanzimat Edebiyatının bütün özelliklerini taşır. Tanzimat Edebiyatını oluşturan dört önemli etki (divan şiiri, mahallileşme etkisi, Batı etkisi, âşık tarzı) onun şiirlerinde ve düz yazılarında görülür.&nbsp;</li>



<li>Türk edebiyatında terci-i bent ve terkib-i bent türlerinin en önemli şairlerindendir.&nbsp;</li>



<li>En ünlü şiiri Terkib-i Bent DÖNEMİNİN SOSYAL BİR ELEŞTİRİSİDİR.(Ziya Paşa bu şiirini Bağdatlı Ruhi&#8217;ye nazire yazmıştır)&nbsp;</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>ESERLERİ VE TÜRLERİ</strong></li>



<li>Hiciv: Zafername&nbsp;</li>



<li>Düzyazı: Rüya&nbsp;</li>



<li>Mektup: Veraset Mektupları&nbsp;</li>



<li>Şiir: Eş’ar-ı Ziya&nbsp;</li>



<li>Makale: Şiir ve İnşa&nbsp;</li>



<li>Anı: Defter-i Amal&nbsp;</li>



<li>Tercümeleri: Viardot’tan Endülüs Tarihî‘ni, Cheruel ile Lavallee’den Engizisyon Tarihî‘ni, J.J. Rousseau’dan Emil‘i, Moliere’den Tartuffe‘ü tercüme etmiştir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ABDÜLHAK HAMİT TARHAN (1852-1937)</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Edebiyatımızın en&nbsp;<strong>bireysel</strong>&nbsp;şairlerindendir.</li>



<li>Batılılaşma hareketinin asıl öncüsü olarak kabul gördüğü için kendisine&nbsp;<strong>&#8220;ŞAİR-İ AZAM&#8221;</strong>(büyük şair) lakabı verilmiştir.</li>



<li>İkinci dönem Tanzimat edebiyatının en verimli, üretken, kudretli yazarlarından olan Abdülhak Hamit,<strong>&nbsp;modern edebiyatımızın kurucularındandır.</strong>&nbsp;Doğu ile Batı arasında bir köprü olabilecek kadar kuvvetli bir kültüre sahiptir.</li>



<li>Şiirdeki<strong>&nbsp;Batılılaşma hareketinin asıl büyük öncüsü</strong>dür.&nbsp; Şiir biçiminde ve içeriğinde önemli değişiklikler yapmıştır. Onda ölçü, uyak, dil kaygısı görülmez; bundan dolayı eserleri dil bakımından kusurludur.&nbsp;<strong>Dili çok ağır üslubu dağınıktır.</strong></li>



<li>Abdülhak hamit Tarhan, şiirde<strong>&nbsp;tezatlara</strong>, şaşırtmacalara çok yer vermiş; lirik-felsefi bir anlayışla yazmıştır.&nbsp;<strong>Günlük hayat, ölüm, metafizik düşünceler, tabiat, aşk, vatan sevgisi&nbsp;</strong>gibi konuları işlemiştir.</li>



<li>Tanzimat şiirine geniş ufuklar açan,&nbsp;<strong>divan şiiri geleneğini tamamıyla yıkan</strong>&nbsp;Abdülhak Hamit; Tanzimat şiirine yüksek bir anlatım yeteneği kazandırmıştır.</li>



<li>Veremden ölen eşi&nbsp;<strong>Fatma Hanım</strong>&nbsp;onun edebiyatını büyük ölçüde etkilemiştir. Böylelikle ölüm teması onun şiirlerinin en temel teması olmuştur. Ünlü&nbsp;<strong>Makber</strong>&nbsp;şiirini eşinin ölümü üzerine yazmıştır.</li>



<li>Tiyatrolarında&nbsp;<strong>ağır bir dil</strong>&nbsp;kullanmıştır. Ayrıca tiyatroları sahne tekniğine de uygun değildir. Abdülhak Hamit tiyatrolarını sahnelenmek için değil okunmak için yazmıştır. nazım-nesir karışık tiyatrolarında tarihi olaylar ve hayallerini anlatmıştır.</li>



<li><strong>Sanat için sanat</strong>&nbsp;anlayışını benimseyen sanatçı, romantizm akımın etkisindedir.</li>



<li>Abdülhak hamit Tarhan, edebiyatımızın&nbsp;<strong>ilk pastoral şiir örnekleri</strong>&nbsp;olan şiirlerini<strong>&nbsp;Sahra</strong>&nbsp;adlı eserde toplamıştır.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ESERLERİ:<br>ŞİİR:</strong><br>Sahra (1879)<br>Ölü (1886)<br>Hacle (1886)<br>Bir Sefilenin Hasbihali (1886)<br>Bâlâ&#8217;dan Bir Ses (1911)<br>Validem (1913)<br>İlham-ı Vatan (1918)<br>Tayflar Geçidi (1919)<br>Ruhlar (1922)<br>Garâm (1923)<br><br><strong>OYUN:</strong><br>İçli Kız (1874)<br>Sabr ü Sebat (1875)<br>Duhter-i Hindu (1875)<br>Nazife yahut Feda-yı Hamiyet (1876, 1919)<br>Tarık yahut Endülüs Fethi (1879, 1970)<br>Eşber (1880, 1945)<br>Zeynep (1908)<br>Macera-yı Aşk (1910)<br>İlhan (1913)<br>Tarhan (1916)<br>Finten (1918, 1964)<br>İbn Musa (1919, 1928)<br>Yadigar-ı Harb (1919)<br>Hakan (1935)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>RECÂİZÂDE MAHMUT EKREM (1847-1914)</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Tanzimat<strong>&nbsp;ikinci dönem</strong>&nbsp;sanatçılarından Recaizade Mahmut Ekrem; şiir, roman, tiyatro, hikaye ve eleştiri türünde eserler vermiş, dönemin genç kuşaklarına örnek olmuş bir sanatçıdır.</li>



<li>Döneminde<strong>&nbsp;&#8220;üstad&#8221;</strong>&nbsp;olarak tanınır.</li>



<li>Bu dönemde eski edebiyat taraftarlarıyla, özellikle Muallim Naci ile, kalem mücadelesi yapan öncü sanatçılardandır.&nbsp;<strong>Yeni edebiyatı savunanların hocası</strong>&nbsp;olmuştur.</li>



<li>Servetifünun dergisinin başına Tevfik Fikret&#8217;i getirerek&nbsp;<strong>Edebiyatıcedide hareketi</strong>nin hazırlayıcısı olmuştur.</li>



<li>Tevfik Fikret&#8217;in akıl hocasıdır.</li>



<li>Şiirleri sanat bakımından pek güçlü olmayan sanatçı, sanat için sanat ilkesiyle yazmış, kulak için kafiye görüşünü ilk kez ortaya atarak bu konuda büyük bir tartışma başlatmış; göz için kafiye anlayışında olan Muallim Naci ile büyük bir tartışmaya girmiştir.</li>



<li>Hece ölçüsüyle yazdığı şiirleri de olmakla birlikte, aruza bağlı kalmıştır.</li>



<li><strong>Güzel olan her şeyin şiir olabileceği fikrinin savunucusudur.</strong></li>



<li>Batı edebiyatı nazım şekillerini başarıyla kullanmıştır.</li>



<li>Şiirlerinde&nbsp;<strong>hüzün ve acı&nbsp;</strong>vardır. Piraye, Emced, Nijad adlı çocuklarının ölümünü görmüş olması ona içli ve acı dolu şiirler yazdırmıştır. Hüzünlü duygular, ölümü hatırlatan tabiat manzaraları, solgun güller, romantik güzellikler şiirlerinde işlediği konulardandır.</li>



<li>Bütün yapıtlarında sanat için sanat anlayışını benimsemiştir.</li>



<li>Düzyazı alanındaki en önemli eseri, edebiyatımızın Batılı anlamdaki ilk realist romanı sayılan Araba Sevdası&#8217;dır. Bu eserde, yanlış ve bilinçsizce Batıyı takip etmeye çalışan Bihruz Beyin ne hallere düştüğü anlatılır. Realist çizgilerle ve ince bir mizahla bilinçsiz şekilde Batılı olmaya çalışan insanlar bu eserde göz önüne serilir.</li>



<li>Şiirlerinde romantizmin, tiyatrolarında klasisizmin etkileri,roman ve öykülerinde realizmin etkisi görülür.</li>



<li><strong>Eserleri</strong></li>



<li><strong>Şiir:&nbsp;</strong>Nağme-i Seher, Yadigâr-ı Şebâb, Zemzeme I-II-III, Tefekkür, Pejmürde, Nijad Ekrem, Nefrin.</li>



<li><strong>Roman:</strong>&nbsp;Araba Sevdası.</li>



<li><strong>Öykü:</strong>&nbsp;Saime, Muhsin Bey Yahut Şairliğin Hazin Bir Neticesi, Şemsa.</li>



<li><strong>Oyun:&nbsp;</strong>Afife Anjelik (İlk romantik dram), Atala Yahut Amerikan Vahşileri, Vuslat Yahut Süreksiz Sevinç, Çok Bilen Çok Yanılır.</li>



<li><strong>Ders Kitabı:</strong>&nbsp;Talim-i Edebiyat,</li>



<li><strong>Eleştiri:</strong>&nbsp;Takdir-i Elhan, Zemzeme III Mukaddimesi.</li>



<li><strong>Biyografi:&nbsp;</strong>Kudemadan Birkaç Şair Takrizat.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; SERVETİFÜNUN ŞİİRİ GENEL ÖZELLİKLERİ</strong><strong></strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Türk edebiyatını kesin olarak modernleştiren Servetifünun &nbsp;Dönemi’nin büyük bir hızla sonuç aldığı ilk edebi tür şiirdir.</li>



<li>Topluluğun genelinin şair olması ve<strong>&nbsp;Tevfik Fikret</strong>’in güçlü bir şair olması şiir konusunda hızlı bir netice almayı sağlamıştır.</li>



<li>Konular&nbsp;<strong>bireysel</strong>dir.</li>



<li>Oldukça ağır, süslü, sanatlı ve sanatkârâne bir dil ve üslup kullanılmıştır.</li>



<li><strong>Parnasizm ve sembolizm</strong>&nbsp;etkileri görülür.</li>



<li>Aruz ölçüsü kullanılmıştır.</li>



<li><strong>&#8220;Kafiye göz için değil kulak içindir.&#8221;&nbsp;</strong>görüşünü benimsemişlerdir.&nbsp;</li>



<li>Fransız şiiri örnek alınmıştır.</li>



<li><strong>&#8216;Sanat için sanat&#8221;</strong>&nbsp;anlayışını benimsemişlerdir.</li>



<li>Serbest müstezat, terza-rima, triyole, sone gibi nazım şekillerini kullanmışlardır.</li>



<li>Beyitlerle bentler bir arada kullanılmıştır.</li>



<li>Parça güzelliği yerine bütün güzelliği ön plana çıkmıştır.</li>



<li>Anlatılan bir düşünce, bir ifade sonraki birimlere taşınabilmiştir<strong>&nbsp;(anjambman)</strong></li>



<li>Serveti fünun şiiri<strong>&nbsp;melankoliktir, duygusaldır, karamsar</strong>dır. (Dönemin siyası baskısı etkisi)</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>SERVETİFÜNUN ŞAİRLERİ:</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>TEVFİK FİKRET (1867-1915)</strong><strong></strong></li>



<li>Asıl ismi Mehmed Tevfik olan şair ve öğretmen Tevfik Fikret, 24 Aralık 1867&#8217;de İstanbul&#8217;un Kadırga semtinde doğdu.</li>



<li>Servetifünun edebiyatının en önemli şairidir.</li>



<li>Önceleri sanat için sanat, sonraları toplum için sanat anlayışını savunmuş ve buna uygun eserler vermiştir.</li>



<li>Servetifünun topluluğunun dağılmasından sonra yazdığı şiirlerde toplumsal konulara yönelir. Bu şiirlerinin ana teması&nbsp;<strong>&#8220;hürriyet&#8221; ve &#8220;medeniyet&#8221;</strong>tir.1901&#8217;den sonraysa yöneldiği toplumsalcı nitelikteki şiirlerini topladı.</li>



<li>Toplumsal ve siyasal ortamı Han-ı Yağma, 95’e Doğru, Balıkçılar, Haluk’un Bayramı, Tarih-i Kadim, Promete, Sis gibi şiirleriyle eleştirmiştir.&nbsp;</li>



<li>SİS&nbsp;&nbsp;şiirinde İstanbul&#8217;a nefretini dile getirmiştir.</li>



<li><strong>Ferda&nbsp;</strong>(Yarın) şiirinde gençlerin vatana karşı sorunluluk ve görev temasını işlemiştir.&nbsp;</li>



<li><strong>Karamsarlığı ve iç dünyasındaki çalkantıları</strong>&nbsp;şiirlerinde öne çıkmıştır.&nbsp;</li>



<li><strong>Serbest müstezat</strong>ı şiirlerinde başarıyla kullanmıştır.&nbsp;</li>



<li>Aruzla Türkçeyi, şiirle düz yazıyı başarıyla kaynaştırmayı bilmiştir&nbsp;</li>



<li>Beyit ve mısra bütünlüğünü kırmış, anlamı birkaç dizeye yaymıştır. (anjambman özelliği)</li>



<li>Nazmı nesre başarıyla yaklaştırmış, manzum hikayeler yazmıştır.&nbsp;</li>



<li>Şiirlerinde noktalama işaretlerine, biçimsel mükemmelliğe, tasvire önem vermiştir.&nbsp;</li>



<li>“Yağmur” şiirinde olduğu gibi şiirin içeriğine uygun aruz kalıplarını seçmiş ve kullanmıştır.&nbsp;</li>



<li>Şiirlerinde parnasizmden etkilenmiştir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ESERLERİ</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Rübab-ı Şikeste (1900-1984)&nbsp;</li>



<li>Haluk&#8217;un Defteri (1911-1984)&nbsp;</li>



<li>Rübabın Cevabı (1911-1945)&nbsp;</li>



<li>Şermin (1914-1983)&nbsp;</li>



<li>Tarih-i Kadim (1905)&nbsp;</li>



<li>Son Şiirler (1952. Yay. Haz. Cevdet Kudret)</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>CENAP ŞAHABETTİN (1870-1935)</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Gerçek mesleği&nbsp;<strong>doktorluk</strong>&nbsp;olan sanatçı, Servetifünun edebiyatının Tevfik Fikret’ten sonra gelen en önemli şairidir.&nbsp;</li>



<li>Tıp eğitimi için gönderildiği Paris’te, tıptan çok şiire alaka duymuş ve Fransız sembolistlerini tanımıştır.&nbsp;</li>



<li><strong>“Sanat için sanat”&nbsp;</strong>anlayışına uygun eserler vermiştir.&nbsp;</li>



<li>Eserlerinde sosyal konulara hiç değinmemiştir.&nbsp;<strong>Bireysel temalar</strong>a yönelmiş, şiirlerinde genellikle<strong>&nbsp;aşk ve doğa</strong>&nbsp;konularını işlemiştir.&nbsp;</li>



<li>Cenap Şahabettin, farklı ve ince hayallerini dile getirmek için Arapça ve Farsça&#8217;dan yeni sözcükler kullanmış bu da onun şiir dilini iyice ağırlaştırmıştır. Şiirlerinde çok zengin bir lirizm ve geniş hayal gücü göze çarpar.&nbsp;</li>



<li><strong>Elhan-ı Şita (Kış Ezgileri)&nbsp;</strong>şiirinde karın yağışını okuyucuya hissetirmiştir.&nbsp;</li>



<li>Halk arasında birçok dizesi atasözü gibi kullanılmaktadır.</li>



<li>Hem şiir hem de düzyazı türlerinde eserleri vardır.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Eserleri:&nbsp;</strong>Tâmat, Hac Yolunda, Avrupa Mektupları, Suriye Mek­tupları, Tiryaki Sözleri, Yalan, Körebe, Nesr-i Harp, Evrak-ı Eyyam, Nesr-i Sulh</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>FECRİATİ ŞİİRİNİN ÖZELLİKLERİ</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>“Sanat, şahsi ve muhteremdir (saygıdeğerdir).” diyerek gayelerinin sanata ve edebiyata hizmet et­mek olduğunu açıkladılar, Servetifünuncuları yeteri kadar Batı edebiyatı yanlısı olmamakla suçladılar. Batı’daki edebiyat topluluklarından fay­dalanmak, en büyük gayeleri arasındadır.</li>



<li>Özellikle Fransız edebiyatını örnek al­dılar. Yurdun sanata ve bilime ihtiyacı olduğunu düşünerek, edebiyatın önemini ve ciddiyetini hal­ka anlatmak gerektiği fikrini savundular.</li>



<li>Yapıtlarında aşk ve tabiat konusunu işlediler.</li>



<li>Duygulu ve romantik bir aşkı dile getirdiler.</li>



<li>Gerçekten uzak tabiat betimlemeleri yaptılar.</li>



<li>Fransız sembolistlerinden etkilendiler.</li>



<li>Dil ve üslup yönünden Servetifünuncularla aynı doğrultudadırlar. Dilleri ağır, sanatlı ve süslüdür. Arapça, Farsça sözcük ve tamlamalarla doludur.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Fecriati&nbsp; topluluğu Servet-i Fünun topluluğunun devamı olmuştur. Köklü bir yenilik, ori­jinallik sağlayamadıkları için ve sanat anlayışlarında birlik ve bütünlük olmadığından 1912&#8217;de dağılmış­lardır. Dağılan sanatçıların bir kısmı Milli Edebiyat akımına dâhil olurken bir kısmı da bağımsız olarak sanat yaşamına devam etmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>AHMET HAŞİM (1884-1933)</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">*<strong>Fecr-i Âti topluluğu</strong>nun en güçlü şairidir.&nbsp;<br>*Şiirlerinde<strong>&nbsp;musiki&nbsp;</strong>&nbsp;vardır.&nbsp;<br>*<strong>Empresyonizm ve sembolizm</strong>in etkisiyle şiirler yazar.&nbsp;<br>*Ona göre şiir,&nbsp;<strong>anlamın ve ahengin uyumundan doğar.&nbsp;</strong><br>*Ahenk kavramına büyük önem verir.&nbsp;<br>*Sanatçıya göre gerçek şiir, nesre çevrilmesi mümkün olmayan bir şiirdir.&nbsp;<br>*Tüm şiirlerini&nbsp;<strong>aruz ölçüsü</strong>yle yazan şair, Arapça ve Farsça sözcüklere de bolca yer verir.&nbsp;<br>*Haşim, anlamca kapalı olan şiirleri sever.&nbsp;<br>*<strong>Serbest müstezat</strong>a ilgi duyar. Haşim’e göre şiirlerde&nbsp;<strong>“açıklık” ve “fikir”&nbsp;</strong>gereksizdir. Şiir, anlamını okuyucudan almalıdır. Okuyucu kendi gücü oranında yorum yapmalıdır.&nbsp;<br>*<strong>”Piyâle”&nbsp;</strong>Haşim’in olgunluk dönemi şiirlerini kapsamaktadır.&nbsp;<br>*Bu dönemde hayat ve kadın karşısında kendisini yalnızlık içinde bulan sanatçının ruh yansımaları vardır.&nbsp;<br>*Ahmet Haşim, hece ölçüsünü musiki açısından yeterli görmez, serbest müstezatı Servet-i Fünûnculardan daha rahat kullanır.&nbsp;<br>Ahmet Haşim<strong>&nbsp;hece ölçüsünü hiç kullanmamıştır.</strong>&nbsp;Hatta bu ölçüyü&nbsp;<strong>“Köylü Vezni”</strong>&nbsp;olarak nitelemiştir.&nbsp;<br>*Şiirlerinde&nbsp;<strong>tasvir</strong>e yer veren sanatçı sıfatları da çok kullanır.&nbsp;<br>*Sembolizmin ahenk ve anlam kapalılığı ilkesinden; empresyonizmin izlenimlerinden yararlanır.&nbsp;<br>*Sanatçı,<strong>&nbsp;toplumsal sorunlara ilgisizdir.</strong>&nbsp;Şiirlerinin konusunu hüzün, yalnızlık, ölüm, aşk gibi bireysel konular oluşturur.&nbsp;<br>*<strong>Haşim’e göre şiir, musiki ile söz arasında; fakat sözden çok musikiye yakın bir dildir.</strong>&nbsp;Şiirlerin, açık ve anlaşılır olmasına karşıdır. Haşim; sarı, kırmızı, siyah renkleri kullanır.&nbsp;<br>*Şiirlerinde duygusallığa anlam kargaşalığına önem veren sanatçı nesirlerinde açık, yalın, anlaşılır bir üslupla karşımıza çıkar. Sanatçının fıkraları, edebi tenkitleri, gezi yazıları vardır. Ayrıca nesirlerinde sosyal konulara da ağırlık verir.&nbsp;<br><strong>ESERLERİ&nbsp;<br>ŞİİRLER:&nbsp;<br></strong>Göl Saatleri (1921)<br>Piyale (1926)<br><strong>FIKRA VE SOHBET:&nbsp;<br></strong>Bize Göre (1926)<br>Gurabahane-i Laklakan (1928)<br><br><strong>GEZİ:&nbsp;</strong><br>Frankfurt Seyahatnamesi (1933)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ ŞİİRİNİN ÖZELLİKLERİ:</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>1911’de yayın hayatına başlayan Genç Kalemler dergisinde toplanan şairler; kullandıkları dil, biçim,</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">ölçü ve işledikleri temalarla Millî Edebiyat’ın oluşumunu sağlamıştır. Türkçülük akımının savunucusu Mehmet Emin Yurdakul, Millî Edebiyat akımının öncü ismidir. Servetifünun şiirinin zirvede olduğu dönemde onun toplum için, yalın bir dille ve hece ölçüsüyle yazıp yayımladığı Türkçe Şiirler, Millî Edebiyat şiirinin habercisi niteliğindedir.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Toplum için sanat anlayışına uygun “sade dil ve hece ölçüsüyle” milliyetçi şiirler&nbsp;yazılmıştır.</li>



<li>Şiirde&nbsp;millî kaynaklara yönelme&nbsp;gerçekleşmiştir.</li>



<li>Konu seçiminde yerlilik&nbsp;esas alınmıştır.</li>



<li>Şiirlerin konuları genelde&nbsp;halkın yaşamından ve&nbsp;ülkenin içinde bulunduğu koşullardan seçilmiştir.</li>



<li>Şiirlerde ortak temalar&nbsp;halkın yaşamı, millî tarih ve milliyetçilik duygusu, kahramanlıktır.</li>



<li>Birinci Dünya ve Kurtuluş savaşı sırasında&nbsp;genç şairler kendi duygu ve hayallerini&nbsp;işlemekten de kendilerini alamamışlardır.</li>



<li>Duygudan ziyade fikir ön plandadır.</li>



<li>Şiir, fikrin taşıyıcısı&nbsp;olarak görülmüştür.</li>



<li>Eserler genelde&nbsp;didaktiktir.</li>



<li>Kitabî bir dilden&nbsp;gündelik yaşamda konuşulan dille geçilmiş, halk şiiri söyleyiş biçimlerinden yararlanılmıştır.</li>



<li>Şiir dili olarak&nbsp;İstanbul Türkçesi&nbsp;esas alınmış ve şiirler&nbsp;sade bir Türkçeyle yazılmıştır.</li>



<li>İmgelere çok başvurulmamış, kullanılan imgelerin ise kolay anlaşılır olmasına dikkat edilmiştir.</li>



<li>Somut benzetmeler kullanılmıştır.</li>



<li>Millî Edebiyat dönemi şiirinde&nbsp;Halk edebiyatı nazım biçimlerine yönelinmiş; dörtlüklerle şiirler yazılmış; mani, koşma gibi nazım biçimleri kullanılmıştır.</li>



<li>Serbest müstezat&nbsp;geliştirilmiştir.</li>



<li>Batıdan alınan&nbsp;sone ve terza-rima&nbsp;gibi nazım şekilleri de kullanılmıştır.</li>



<li>Tam ve zengin uyağın yanında&nbsp;yarım uyak da kullanılmıştır.</li>



<li>Aruzun yerine&nbsp;hece ölçüsü kullanılmıştır.</li>



<li>Bu dönemin en önemli şiir topluluğu olan Beş Hececiler şiirde önemli bir çıkış yapmıştır</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ ŞİİRİNİN SINIFLANDIRMASI:</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">A-SADE DİL VE HECE ÖLÇÜSÜYLE YAZILMIŞ ŞİİRLER</p>



<p class="wp-block-paragraph">B-SAF (ÖZ) ŞİİR ANLAYIŞINA ÖZGÜ ŞİİRLER</p>



<p class="wp-block-paragraph">C-HALKIN YAŞAMA TARZINI VE DEĞERLERİNİ YANSITAN ŞİİRLER (MANZUMELER)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>A-SADE DİL VE HECE ÖLÇÜSÜYLE YAZILMIŞ ŞİİRLER:</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Milli Edebiyatçılar, o döneme kadar yazılmış olan şiirleri Arap, Fars veya Batı taklidi olarak görmüşler ve&nbsp;Halk edebiyatına dönerek heceyle şiir yazmışlardır.</li>



<li>Halk edebiyatı geleneğinden faydalanmış; ancak&nbsp;hece ölçüsü kullanılarak modern biçimlere ve söyleyişlere de yer vermişlerdir.</li>



<li>“Genç Kalemler” dergisinde&nbsp;“Yeni Lisancılar” olarak bilinen şairler, sade bir dille ve hece ölçüsüyle şiirler kaleme almıştır.</li>



<li>Bu şiir anlayışının şairleri,&nbsp;halka seslenip onların duygu ve hayallerini ifade etmeyi amaçlamış ve aynı zamanda onlara kendi fikirlerini açıklamışlardır.</li>



<li>Şairler, Tanzimat birinci dönem sanatçıları gibi&nbsp;şiire öğretici bir amaç yüklemişlerdir.</li>



<li>Tanzimat sanatçılarından farkları, Türkçülük düşüncesiyle hareket etmeleridir.</li>



<li>Didaktik anlayış, şiirde, sanatsal amaçların önündedir.</li>



<li>Şiirlerin önemli bir kısmında&nbsp;kuru bir didaktizm karşımıza çıkar.</li>



<li>Şairler,&nbsp;imgelere ve kapalı anlatıma çok başvurmamış; kullandıkları imgelerin yalın olmasına dikkat etmişlerdir.</li>



<li>Söz sanatlarının ve imgelerin kaynakları genellikle halk şiirine dayanır.</li>



<li>Sanatçılar,&nbsp;konuşma dilinin imkânlarından&nbsp;faydalanmışlardır.</li>



<li>Bu anlayışla oluşan&nbsp;şiirlerin temasını İslamiyet’ten önceki Türk tarihi, İslam tarihi, Türk coğrafyası ve Anadolu oluşturmuştur.</li>



<li>Şiirlerde devrin gerçekliği olan&nbsp;milliyetçilik tartışmaları, savaşlar, halkın içinde bulunduğu durum bir tema olarak işlenmekle birlikte aşk, ayrılık gibi evrensel temalar da işlenmiştir.</li>



<li>Yurt sevgisi, kahramanlık&nbsp;gibi konuların yanında&nbsp;bireysel konular&nbsp;da dile getirilir.</li>



<li>Çoğunlukla halk edebiyatı nazım biçimlerinden&nbsp;koşma, mani&nbsp;gibi şekiller tercih edilmiştir.</li>



<li>Heceyle yeni kalıplar&nbsp;denemişlerdir.</li>



<li>Şiirde&nbsp;ölçü, kafiye ve redif&nbsp;gibi ahenk unsurlarına önem verilmiştir.</li>



<li>Duraklar da ahengi sağlamda bir unsur olarak karşımıza çıkar.</li>



<li>Nazım birimi olarak genelde&nbsp;dörtlük&nbsp;kullanılmıştır. Üçlük, beşlik gibi&nbsp;değişik kümelerden oluşan birimler de denenmiştir.</li>



<li>Bu şiir anlayışının en önemli temsilcileri&nbsp;Ziya Gökalp, Ali Canip Yöntem ve Mehmet Emin Yurdakul’dur.</li>



<li>Beş Hececiler olarak adlandırılan&nbsp;Yusuf Ziya Ortaç, Enis Behiç Koryürek, Faruk Nafiz Çamlıbel, Orhan Seyfi Orhon, Halit Fahri Ozansoy&nbsp;da bu anlayışa uygun şiirler yazmıştır.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>B- SAF (ÖZ) ŞİİR ANLAYIŞINA ÖZGÜ ŞİİRLER:</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Millî Edebiyat döneminin etkili olduğu yıllarda&nbsp;bazı şairler, hece vezniyle, yalın bir dille, devrin gerçeklerini, halkın sorunlarını dile getiren şiirler yazmak yerine, sanat değeri yüksek saf (öz) şiire yönelmişlerdir.</li>



<li>Bu anlayışın şairleri, hece vezninin yaygın biçimde kullandığı bu dönemde&nbsp;aruzla şiir yazmayı sürdürmüşlerdir.</li>



<li>Şiirde öğreticilik ve toplumsallık reddedilerek&nbsp;“sanat için sanat” anlayışı benimsenmiştir.</li>



<li>Sese, musikiye, söyleyiş ve şekil mükemmelliğine&nbsp;önem verilir.</li>



<li>Şairler, zaman zaman sade dille şiirler yazsalar da&nbsp;sadeleşme akımını bir dava olarak görmemişlerdir.</li>



<li>Şiiri anlam değerlerinden çok, ses, ahenk ve müzik olarak gören&nbsp;sembolizm ve parnasizm akımına yakın bir anlayış benimserler.</li>



<li>Bu şiir anlayışında sanatçılar, genellikle bireysel konularda şiirler yazmış olsalar da özellikle&nbsp;Yahya Kemal, tarihi konulara da eğilmiş; ancak bu konuları işlerken&nbsp;öğretici bir hava taşımamaya dikkat etmiştir.</li>



<li>Şairler&nbsp;tema bakımından sınırlandırılamaz.</li>



<li>Şairler duygu ve hayallerini anlatırken,&nbsp;bilinçaltındaki düşüncelerini şiirle ifade etmişlerdir.</li>



<li>Şiir duyulmak ve hissedilmek için yazıldığından saf şiir,&nbsp;imgelerle yüklü ve kapalı anlatıma sahiptir.</li>



<li>Yahya Kemal ve Ahmet Haşim, bu şiir anlayışının Milli Edebiyat Dönemindeki önemli temsilcileridir.</li>



<li>Ahmet Haşim, şiiri “Nesre çevrilme olanağı bulunmayan nazımdır.” olarak tarif eder ve&nbsp;“sanat için sanat”&nbsp;anlayışıyla şiirler yazar.</li>



<li>“Her şeyden önce güzel şiirler yazmak” amacı vardır.</li>



<li>Şiir,&nbsp;hiçbir şeyin aracı olmamalıdır.</li>



<li>Ahmet Haşim&#8217;e göre&nbsp;şiir, musiki ile söz arasında, sözden ziyade musikiye yakındır.</li>



<li>Bireyselliği, şiirde anlam kapalılığını&nbsp;savunur.&nbsp;Ağır bir dil&nbsp;kullanır.</li>



<li>İlk örneklerini Cenap Şahabettin&#8217;de gördüğümüz&nbsp;sembolist şiir, edebiyatımızda onunla en usta, en başarılı temsilcisini bulur.</li>



<li>Millî Edebiyat kapsamına alınamayacak bir şairdir.</li>



<li>Ahmet Haşim, &#8220;serbest müstezat”tan &#8220;sone&#8221;ye kadar&nbsp;çeşitli biçimleri kullanmıştır.</li>



<li>Ahmet Haşim, &#8220;çöl, göl, akşam, gurbet, daüssıla, gece, gökyüzü, yarı aydınlık ortamlar, karanlık” gibi&nbsp;imgeler&nbsp;etrafında toplumsallıktan uzak, bireysel temaları öne çıkarmıştır.</li>



<li>Haşim,&nbsp;kendine özgü bir söyleyiş biçimi oluşturmuştur.</li>



<li>Yahya Kemal&nbsp;de bu devirde Batı’da gördüğü&nbsp;“parnasizm” akımından etkilenmiş;&nbsp;divan şiiri anlayışıyla modern şiirin söyleyiş özelliklerini birleştirerek bir sentez oluşturmuştur.</li>



<li>Mallarme, Valery gibi Fransız ozanlarının sanat anlayışını kendi görüşleriyle birleştirerek&nbsp;neo-klasik bir şiir geliştirmiştir.</li>



<li>Biçim kusursuzluğuna, yapmacıksız ve sağlam bir anlatıma&nbsp;önem vermiştir.</li>



<li>Yahya Kemal, &#8220;Şiir bir nağmedir.&#8221;, &#8220;Şiirde nefes ve ses iki unsurdur.&#8221; sözleriyle&nbsp;şiirle müziğin birbirine yakınlığına vurgu yapar.</li>



<li>Yahya Kemal&nbsp;biçim konusunda hassastır. Bu konuda &#8220;Mısra haysiyetimdir.&#8221; der.</li>



<li>Yahya Kemal &#8220;millî tarih, aşk, ölüm, sonsuzluk, İstanbul sevgisi&#8221; gibi temalara ağırlık vermiştir.</li>



<li>Yahya Kemal konularını Türk tarihinden alıp işlese de dönemin belirgin anlayışı olan halka, ülke gerçeklerine, dönemin millî olaylarına yöneldiği söylenemez.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Edebiyatımızda saf (öz) şiir anlayışını benimsemiş şairlerden başlıcaları:</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ahmet Haşim, Yahya Kemal Beyatlı, Ahmet Hamdi Tanpınar, Cahit Sıtkı Tarancı, Ahmet Muhip Dıranas, Behçet Necatigil, Asaf Halet Çelebi, Necip Fazıl Kısakürek, Özdemir Asaf, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Ziya Osman Saba</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>C- HALKIN YAŞAMA TARZINI VE DEĞERLERİNİ YANSITAN ŞİİRLER (MANZUMELER):</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Millî Edebiyat döneminde,&nbsp;halkın yaşama tarzı ve değerleri üzerine, anlaşılır bir dille manzumeler yazılmıştır.</li>



<li>Manzum hikâye ya da&nbsp;manzumeler; şiirin, kafiye, redif, dize ve ritim gibi yapı unsurlarını kullanan hikâyelerdir.</li>



<li>Yer, olay, kişi ve zaman öğeleri taşıması yönüyle&nbsp;büyük ölçüde&nbsp;öyküye benzer.</li>



<li>Öyküyle tek farkı şiir biçiminde yazılmış olmasıdır.</li>



<li>Manzum hikâyelerde genelde&nbsp;toplumsal sorunlar&nbsp;işlenmiştir.</li>



<li>Anlayış olarak&nbsp;sanat, toplumun hizmetindedir.</li>



<li>Manzum hikâyeler,&nbsp;belli bir olaya dayalı şiirlerdir.</li>



<li>Olay, manzum olarak hikâye edilir.</li>



<li>Günlük konuşma diline ve halk söyleyişlerine, deyim ve atasözlerine&nbsp;yer verilmiştir.</li>



<li>Tür özellikleri bakımından&nbsp;mesneviyle benzerlik gösterir.</li>



<li>Bu şiirlerde&nbsp;aruz ölçüsü kullanılmıştır.</li>



<li>Vezin ve uyağa önem verilmiştir.</li>



<li>Konuşma dilinin tüm sıcaklığının şiir diline yansıdığı&nbsp;görülür.</li>



<li>Manzumeler o dönemde&nbsp;toplumun içinde bulunduğu sosyal, siyasal ve ekonomik problemler etrafında oluşmuştur.</li>



<li>Bu manzumelerin&nbsp;yazılış amacı,&nbsp;halkı aydınlatmak, onun içinde bulunduğu kötü durumdan çıkmasını sağlamak, ona yol göstermektir.</li>



<li>Millî Edebiyat döneminde halkın yaşama tarzını ve değerlerini anlatan manzumeler&nbsp;yazıldığı dönemle bire bir ilişkilidir.</li>



<li>Mehmet Akif,&nbsp;manzum hikâye (manzume) türünün edebiyatımızdaki en önemli temsilcilerinden biridir.</li>



<li>İlk defa Servet-i Fünûn’da (Tevfik Fikret) görülen mensur şiir örneklerinin devamı niteliğinde olan&nbsp;nazmı nesre yaklaştırma anlayışını sürdürüp geliştirmiştir.</li>



<li>Millî Edebiyat döneminin etkili olduğu dönemde Mehmet Âkif,&nbsp;Türk milliyetçiliği üzerine yoğunlaşan Millî Edebiyat şairlerine katılmamıştır.</li>



<li>Mehmet Âkif,&nbsp;halkın içinde bulunduğu olumsuz durumların nedenini İslam dininden uzaklaşmaya bağlamıştır.</li>



<li>Dinden uzaklaşan insanların ne duruma düştüklerini örneklendirmek için de&nbsp;halkın yaşayışını gözler önüne seren manzumeler yazmıştır. &nbsp;</li>



<li>Manzumelerin ana teması “cahillik, yoksulluk sarmalında kıvranan Müslümanların dramı”dır.</li>



<li>Bu eserlerde,&nbsp;Türkçülük yerine İslamcılık öne çıkmıştır.</li>



<li>*Şairin&nbsp;İslamcılık görüşünün bütün izleri&nbsp;manzumelerinde görülür.</li>



<li>Manzumelerinde&nbsp;halkın yaşama biçimini gerçekçi biçimde yansıtmıştır.</li>



<li>Mehmet Akif,&nbsp;yaşadığını anlatmıştır.</li>



<li>Özellikle&nbsp;İstanbul’un fakir semtlerinde yaşanan&nbsp;iç yakıcı ve karartıcı hayat sahnelerinin konu edildiği manzumeler, yazıldığı dönemde oldukça ses getirmiştir.</li>



<li>Halkın yaşamını yansıtmasına karşın,&nbsp;hece ölçüsünü değil, aruz veznini kullanmıştır.</li>



<li>Manzum hikâye türünün en başarılı örneğini&nbsp;Seyfi Baba&nbsp;isimli eserle vermiştir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>MANZUME VE ŞİİR ARASINDAKİ AYIRICI ÖZELLİKLER:</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Şiirde anlatılanları düz yazıyla ifade edemeyiz, manzumede anlatılanları düz yazıyla ifade edebiliriz.</li>



<li>Şiirde olay örgüsü yoktur, manzumede olay örgüsü vardır.</li>



<li>Şiirde bireysellik duygu ve çağrışım ön plandadır; manzumede toplumsal konular yaşanmış ya da yaşanabilecek olaylar işlenir.</li>



<li>Şiirde çok anlamlılık ve imge ağır basarken manzumede sözcükler genellikle gerçek anlamında kullanılır. Genellikle didaktik metinlerdir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>MEHMET EMİN YURDAKUL(1869-1944)</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Milli edebiat akımı ve Türkçülüğün önde gelen temsilcileri arasında yer aldı.</li>



<li>“Türk Şairi”, “Milli Şair” unvanı ile tanınır..</li>



<li>Tanzimat Dönemi&#8217;nde ortaya çıkan “halk için halk diliyle yazma” anlayışını Servetifünûn Dönemi’nde yeniden canlandıran sanatçı Mehmet Emin Yurdakul’dur.</li>



<li>Şiirlerinde Türk milletinin yüceliğini haykırır.</li>



<li>1897’de Türk-Yunan Savaşı sırasında “Cenge Giderken” adlı şiiri yazmıştır. Bu şiiri yazmıştır. Bu şiirin ilk dizesi olan “Ben bir Türküm; dinim, cinsim uludur.” sözüyle edebiyatımızda yeni bir çığır açmıştır.</li>



<li>Şiirlerinde kahramanlık ve milli bilinci öne çıkararak savaşa giden halkı cesaretlendirmiştir.</li>



<li>Konuşma diliyle ve hece ölçüsüyle şiirler yazmak gerektiği üzerinde durmuştur.</li>



<li>Türkçe şiirler adlı kitabıyla edebiyat çevrelerinde sesini duyurmuştur. Onun bu eseri ile Türkçülük edebiyat alanına girmiştir.</li>



<li>Sade dil ve hece ölçüsü ile şiirler yazan ilk şairdir.</li>



<li>Milli duyguları ve sosyal konuları işlemiştir.</li>



<li>Dil ve şekil özellikleri bakımından halk şiirinden etkilenmiştir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ESERLERİ:<br>ŞİİR:</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Türkçe Şiirler (1899-1918)</li>



<li>Türk Sazı (1914)</li>



<li>Ey Türk Uyan (1914)</li>



<li>Tan Sesleri (1915, 1956)</li>



<li>Ordunun Destanı (1915)</li>



<li>Dicle Önünde (1916)</li>



<li>Hastabakıcı Hanımlar (1917)</li>



<li>Turana Doğru (1918)</li>



<li>Zafer Yolunda (1918)</li>



<li>İsyan ve Dua (1918)</li>



<li>Aydın Kızları (1919)</li>



<li>Mustafa Kemal (1928, şiir ve düzyazı)</li>



<li>Ankara (1939)</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>DÜZYAZI:</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Fazilet ve Asalet (1890)</li>



<li>Türkün Hukuku (1919)</li>



<li>Kral Corc’a (1923)</li>



<li>Dante’ye (1928)</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ZİYA GÖKALP (D: 23 Mart 1876-Ö: 25 Ekim 1924)&nbsp;</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Diyarbakır&#8217;da doğdu, İstanbul&#8217;da ya­şamını yitirdi. Asıl ismi Mehmet Ziya’ dır.&nbsp;</li>



<li>Ziya Gökalp, sanatı, düşüncelerini yaymak için araç olarak kullanan şairlerdendir.&nbsp;</li>



<li>Şiirleri de düz yazıları da fikir ağırlıklıdır. O, bunlarda sanatsal bir ağırlığa yönelmediği gibi dilsel bir yetkinliğe ulaşamamıştır.&nbsp;</li>



<li><strong>Onun en büyük özelliği Türkçülük sisteminin bir düzene bağlamasıdır.&nbsp;</strong></li>



<li>O&#8217;nun fikir hayatında önemli bir dönüm noktası ve sanat hayatının ikinci merhalesinin başlangıcı olan&nbsp;<strong>&#8220;TURAN&#8221;</strong>&nbsp;şiiri çok ünlüdür ve bu şiir aruzla yazılmıştır.&nbsp;</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Vatan ne Türkiye’dir Türklere, ne Türkistan<br>Vatan, büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Ziya Gökalp&#8217;ın sanatının en önemli özelliklerinden biri de Türk şiirine o zamana kadar ihmal edilen Türk mi­tolojisini sokmasıdır. Şair, destan yönünden çok zen­gin olan Türk mitolojisini şiirlerinde yansıtmıştır.&nbsp;</li>



<li>Milli Edebiyat Akımı&#8217;na düşünsel yönden büyük katkılar sunmuştur.&nbsp;</li>



<li>Edebiyatımızın gelişmesi için halka, ulusal kaynaklara gidilmesi, yalın bir dil kullanılması, aruz yerine hece ölçüsünün tercih edilmesi konuşma dili ile yazı dilinin birleştirilmesi, Halk edebiyat ile Batı edebiyatının örnek alınması gerektiğini savunur.&nbsp;</li>



<li>Şiirlerinde çoğunlukla ikili (mesnevi), koşma, sone vb. nazım şekillerini kullanan Gökalp, şiir sanatı­nın teknik yönüyle pek ilgilenmemiştir. O, şiirin ne söy­lediği kısmıyla ilgilenmiştir. Bu yönüyle onun şiirlerinde kuru bir didaktizm göze çarpar.&nbsp;</li>



<li>Eserinde sade, konuşma diline yakın, doğal, kolay anlaşılır bir dil kullanmıştır.&nbsp;</li>



<li>Türk mitolojisinden, Türk folklorundan, Dede Korkut Hikâyelerinden, masalardan yararlanılır.&nbsp;</li>



<li>Hece ölçüsünün benimsenip yaygınlaşmasında büyük rolü olmuştur.&nbsp;</li>



<li>İnceleme, makale, didaktik şiir, manzum destan, masal türlerinde eserler vermiştir.<br>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<a href="http://3.bp.blogspot.com/-fVweIVu7Esk/UWG2hhIPgQI/AAAAAAAAEHg/3qKZJAXPIjE/s1600/Ziya_Gokalp3_yasamoykusu.jpg"></a><br><strong>ESERLERİ:<br>Şiir:</strong></li>



<li>* Kızıl Elma</li>



<li>* Yeni Hayat</li>



<li>* Altın Işık</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Düz yazı:</strong></li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">* Türkleşmek İslamlaşmak Muasırlaşmak<br>* Türkçülüğün Esasları<br>* Türk Töresi<br>*Türk A</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>İSTİKLÂL ŞAİRİMİZDİR.</li>



<li>Küçük yaşta iyi bir din eğitimi görmüş, Arapça, Farsça; gençlik yıllarında ise Fransızca öğrenmiş olan Mehmet Âkif, dini -milli &#8211; lirik &#8211; epik özellik taşıyan şiirleriyle edebiyatımızdaki yerini almıştır.</li>



<li>1908&#8217;den sonra Sırat-ı Müstakim ve Sebil&#8217;ür-Reşat adlı din dergilerinde şiirler, din ve edebiyatla ilgili makaleler yayımlayarak yazı hayatına başlamıştır.</li>



<li>Şiirlerinin çoğunda İslâm&#8217;ı anlatmaya çalış­mış, İslâm dininin doğru anlaşılması duru­munda toplumun ilerleyebileceğini söylemiş­tir.</li>



<li>Mehmet Âkif realist bir şairdir.&#8221;Hayır, hayâl ile yoktur benim alışverişim/İnan ki her ne demişsem görüp de söylemi­şim&#8230;&#8221; dizeleri onun bu özelliğini yansıtır.</li>



<li>Öğretici yanı ağır basan, din, ahlâk, vatan konularının işlendiği şiirlerinde konuşma dili­ni başarıyla kullanmıştır.</li>



<li>Tüm şiirlerini aruzla yazmıştır.</li>



<li>Aruzu konuşma diline büyük bir başarıyla uygulayan şair, nazmı nesre yaklaştırmıştır (Bu özellikleriyle Tevfik Fikret&#8217;e benzer).</li>



<li>Şiirlerinin çoğu manzum öykü şeklindedir.</li>



<li>Âkif, birçok şiirinde sosyal sorunlara da yer vermiştir. Sözgelimi &#8220;Küfe&#8221;şiirinde yetim kalan bir çocuğun dramını, &#8220;Mahalle Kah­vesinde zamanını kahvelerde öldüren tem­bel kişileri, &#8220;Köse İmam&#8221;da İslâmı yanlış anlayarak karısını boşamak isteyen acıma­sız, cahil bir adamı&#8230; anlatır.</li>



<li>Sanatçı, milli marşımız olan İstiklâl Marşı&#8217;nın da şairidir.</li>



<li>Mehmet Âkif, özlediği gençliği &#8220;Asım&#8221;da simgeleştirmiştir. Ona göre gençlik İslâm inancı ile Batı&#8217;nın bilimini sentezleyebilirse görevini yapmış olacaktır.</li>



<li>Mehmet Âkif, Fransız sanatçı Emile Zola&#8217;nın gerçekçiliğine hayrandır. Bu bakımdan da naturalisttir. Gerçeği olduğu gibi, bütün çir­kinliği ve kusurlu yanlarıyla anlatması onu naturalistlere yaklaştırır.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ESERLERİ:&nbsp;</strong>Mehmet Âkif bütün şiirlerini&nbsp;<strong>Safahat</strong>&nbsp;adı altında yedi ciltte toplamıştır.<br>Safahat&#8217;ın ciltleri şu başlıkları taşır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Safahat</li>



<li>Süleymaniye Kürsüsünde</li>



<li>Hakkın Sesleri</li>



<li>Fatih Kürsü­sünde</li>



<li>Hatıralar</li>



<li>Âsım</li>



<li>Gölgeler</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>BEŞ HECECİLER (HECENİN BEŞ ŞAİRİ)</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Beş hececiler ismi verilen sanatçılar,&nbsp;şiire 1. Dünya Savaşı ve Millî Mücadele yıllarında başlamışlardır.</li>



<li>Millî edebiyat akımından etkilenmiş;&nbsp;önceleri aruzu kullanırken bırakıp heceye geçiş yapmışlardır.</li>



<li>Eserleriyle&nbsp;hece ölçüsünü şiire egemen kılarlar.</li>



<li>Sadece ölçü olarak bir değişim yaşatmamışlardır;&nbsp;şiirin işleyeceği konu ve dilin süsten, sanattan ve yabancı kelimelerden kurtulup sade bir Türkçe ile yazılmasını sağlamaya çalışmışlardır.</li>



<li>Mütareke yıllarında şöhret kazanan hececiler,&nbsp;Anadolu&#8217;yu ve vasat insan tipini şiire sokmuşlardır.</li>



<li>Memleket sevgisi, yurt güzellikleri, kahramanlık ve yiğitlik&nbsp;işledikleri başlıca konulardır.</li>



<li>Şiirde&nbsp;sade ve özentisiz olmayı ve süsten uzak olmayı tercih etmişlerdir.</li>



<li>Mısra kümelerinde dörtlük esasına bağlı kalmayıp&nbsp;yeni biçimler denemişlerdir.</li>



<li>Nesir cümlesini şiire aktarmışlardır.</li>



<li>Düzyazıdaki söz diziminin şiirlerde de görülmesi beş hececilerde çok rastlanan bir özelliktir.</li>



<li>Hece ölçüsünün 11 ve 14’lü gibi&nbsp;uzun kalıplarını kullanmayı tercih etmişlerdir.</li>



<li>Yarım kafiye yerine&nbsp;tam, tunç ve zengin kafiyeyi tercih etmişlerdir.</li>



<li>Gerçekçi bir şiir anlayışına sahip olsalar da&nbsp;romantizme kaydıkları görülür.</li>



<li>Beş Hececiler ve eserleri,&nbsp;Türk edebiyatının önemli bir dönüm noktasını oluşturmuştur.</li>



<li>Hecenin bu beş şairinin bir araya gelip birlikte&nbsp;tam bir topluluk oluşturdukları söylenemez.</li>



<li>Bu adlandırmayı ve gruplandırmayı İsmail Hakkı Sevük&nbsp;yapmıştır.</li>



<li>Türk şiirinin serbest vezne yönelmeye başlaması ile etkileri azalmıştır.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>HECENİN BEŞ ŞAİRİ:</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">ORHAN SEYFİ ORHON, FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL, HALİT FAHRİ OZANSOY, ENİS BEHİÇ KORYÜREK, YUSUF ZİYA ORTAÇ<br><strong>CUMHURİYET DÖNEMİ’NİN İLK YILLARINDA ŞİİR</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Millî Edebiyat Dönemi’nde başlayan edebî eserlerde millî değerlerin işlenmesine Cumhuriyet’in ilk<br>yıllarında devam edilmiştir. Şiirde millî duyarlılığa önem verilmiş, ağırlıklı olarak halk şiirinden gelen ögeler (yalın dil, hece ölçüsü, dörtlük nazım birimi vb.) kullanılmıştır. Bu dönemde Millî Edebiyat zevk ve anlayışını sürdüren bir şiir çizgisi görülür.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Kurtuluş Savaşı kazanılmış, sıra vatanın ve milletin maddi ve manevi yönden kalkınmasına gelmiştir. Bu düşüncede millî bir heyecanla hareket eden şairler, şiirlerinde genellikle Anadolu’yu ve Anadolu insanını konu edinmiş; böylece Memleket Edebiyatı adı verilen bir akım oluşmuştur. İlk örneklerini II. Meşrutiyet’ten sonra vermeye başlayan memleketçi şiir, bu akım içinde varlığını güçlü biçimde sürdürmüştür. Anadolu’ya yöneliş, memleket manzaraları, vatan ve millet sevgisi bu akımın işlediği başlıca temalardır. Bu akımda Batı edebiyatının zevk ve anlayışıyla yerli anlayış, memleket edebiyatı düşüncesi etrafında birleşmiş; millî kimlik, edebî eserlerin merkezine yerleşmiştir.<br><strong><br>Faruk Nafiz Çamlıbel, Ahmet Kutsi Tecer, Kemalettin Kamu, Orhan Şaik Gökyay, Ömer Bedrettin Uşaklı</strong>&nbsp;gibi şairler;&nbsp;<strong>Memleket Edebiyatı&nbsp;</strong>akımı doğrultusunda eser vermiştir. Cumhuriyet Dönemi şiiri, farklı anlayış ve akımlarla gelişimini sürdürmektedir.<br><strong><br>Faruk Nafiz Çamlıbel</strong>,&nbsp;<strong>&#8220;Sanat&#8221;</strong>&nbsp;adlı şiirinde sanat hakkındaki görüşlerini ifade etmiştir. Bu şiir, memleketçi şiirin bir bildirisi gibidir. Şair, yalın bir dil ve lirik bir eda ile yazdığı şiirde anlatma ve betimleme anlatım tekniklerinden yararlanmıştır. Anadolu’ya, millî kültüre yöneliş şiirde açıkça görülmektedir:<br><br>Başka sanat bilmeyiz, karşımızda dururken<br>Yazılmamış bir destan gibi Anadolu’muz.<br>Arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken<br>Sana uğurlar olsun&#8230; Ayrılıyor yolumuz!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp; <a href="https://1.bp.blogspot.com/-ljyxG5BmlYA/UWM94-L4gCI/AAAAAAAAEJI/UOdKQeZ1CNw/s1600/Faruk_Nafiz_camlibel.jpg"></a><strong>FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL (1898 – 1974)</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Beş Hececilerin en önemli ismidir.</li>



<li>Aruz ölçüsüyle yazdığı ilk şiirlerden sonra daha çok heceyi kullanmaya başlamıştır.</li>



<li>Aruzu tamamıyla terk etmeyen şair her iki vezni de usta­ca kullanmıştır. &#8220;Şarkın Sultanları&#8221; ve &#8220;Gönülden Gönüle&#8221; şiirlerini aruzla yazmıştır.</li>



<li>“Sanat” adlı şiiriyle “memleketçi edebiyat” anlayışının öncülüğünü yapmıştır. Bu şiir, memleketçi şiirin ilk bilinçli bildirisi kabul edilir.</li>



<li>&#8220;Folklor&#8221; ve &#8220;Halk Edebiyatı&#8221; Faruk Nafiz Çamlıbel&#8217;in sanatını süsleyen önemli unsurlardır.</li>



<li>Hem bireysel duygularını hem de memleket konularını şiirlerinde işlemiştir.</li>



<li>Şiirlerindeki başlıca temalar aşk, hasret, tabiat, ölüm, kahramanlık ve ihtirastır.</li>



<li>Düş ile gerçeği kaynaştırdığı epik ve lirik özellikteki şiir­ler yazmıştır.</li>



<li>Realist-romantik özellikler taşır.</li>



<li>“Han Duvarları” şiiri çok ünlüdür.</li>



<li>Behçet Kemal Çağlar ile birlikte Onuncu Yıl Marşı&#8217;nın sözlerini yazmıştır. Bu marşla, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesini ve hedeflerini anlatmıştır.</li>



<li>Faruk Nafiz Çamlıbel, şiirlerinde &#8220;Çam Deviren&#8221;, &#8220;Akıllı Ozan&#8221;, &#8220;Kalender&#8221; ve &#8220;Deli Ozan&#8221; gibi takma adlar kullanmıştır.</li>



<li>Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı’nda da etkili bir isimdir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ESERLERİ<br>ŞİİR:</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Şarkın Sultanları (1919)</li>



<li>Gönülden Gönüle (1919)</li>



<li>Dinle Neyden (1919)</li>



<li>Çoban Çeşmesi (1926)</li>



<li>Suda Halkalar (1928)</li>



<li>Bir Ömür Böyle Geçti (1933)</li>



<li>Elimle Seçtiklerim (1934)</li>



<li>Akarsu (1937)</li>



<li>Tatlı Sert (Mizah Şiirleri, 1938)</li>



<li>Akıncı Türküleri (1938)</li>



<li>Heyecan ve Sükûn (1959)</li>



<li>Zindan Duvarları (1967)</li>



<li>Han Duvarları (Seçme Şiirler, 1969)</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>OYUN: (çoğu manzumdur)</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Canavar (1925)</li>



<li>Özyurt (1932)</li>



<li>Akın (1932)</li>



<li>Kahraman (1933)</li>



<li>Yayla Kartalı (1945)</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ROMAN:</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Yıldız Yağmuru (1936)</li>



<li>Ayşenin Doktoru</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>TÜRKİYE DIŞINDAKİ ÇAĞDAŞ TÜRK ŞİİRİ</strong><br>Türk dünyası edebiyatı, ortak duygu ve düşünce dünyasının yanı sıra zengin bir kültür birikimine sahiptir.<br>Türkiye dışındaki coğrafyalarda yaşayan Türkler, ana dili bilinci ile Türkçe eserler vermiştir.<br>Türk dilinin konuşulduğu ülkelerde, bölgelerde yaşayan Türk şairler; halkın sorunlarını, beklentilerini şiirleri aracılığıyla dile getirmiştir.<br>Bu bölgelerde Türkçenin çeşitli lehçe ve şivelerinde eserler verilmiştir. Türkiye dışındaki çağdaş Türk şiirinde genellikle özgürlük ve ulusal bilinç temaları işlenmiştir.<br><strong>Türkiye dışındaki çağdaş Türk şiirinin başlıca temsilcileri:</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Bahtiyar Vahapzade (Azerbaycan)</li>



<li>Şehriyar (İran)</li>



<li>Recep Küpçü (Bulgaristan)</li>



<li>Mağcan Cumabayulı (Kazakistan)</li>



<li>Osman Türkay, Özker Yaşın (Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti)</li>



<li>Abdülhamit Süleyman Çolpan, Aybek (Özbekistan)</li>



<li>Ata Atacanoğlu (Türkmenistan)</li>



<li>Nimetullah Hafız (Eski Yugoslavya)</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>BAHTİYAR VAHAPZADE(1925-2009)</strong><br>Çağdaş Azerbaycan edebiyatının en büyük şairlerinden biri sayılan Bahtiyar Vahapzade, Azeri Türkmenlerinden olup ülkesinde halk şairi olarak bilinir. Dil bilinci, özgürlük, din ve vatan sevgisi eserlerinde önemle üzerinde durduğu temalardır. Sovyet rejiminin baskılarına rağmen sürekli bir özgürlük savaşçısı olmuş, Azeri halkının felaketlerini kendine dert edinmiş ve eserlerinde işlemiştir. Şiirlerini genellikle hece ölçüsü ile yazmıştır. Eserlerinde duru ve akıcı bir Azerbaycan Türkçesi kullanmaya özen göstermiştir.<br>Azeri halkının sıkıntılarını konu ettiği pek çok eserini yurt dışına kaçırarak yayınlanmasını sağladı.<br>1995 yılında Azeri özgürlük mücadelesindeki hizmetlerinden dolayı İstiklal nişanı ile ödüllendirilmiştir.<br>Vahabzade 1980-2000 yılları arasında da 5 defa milletvekili seçildi.<br><br><strong>ESERLERİ:<br>Şiirleri: </strong>Menim Dostlarım, Çınar, Kökler ve Budaklar, İnsan ve Zaman, Gün Var Bin Aya Değer<br><strong>ŞEHRİYAR (1906-1988)</strong><br>Azeri edebiyatının 20. yüzyılda yetişmiş en büyük şairlerinden birisidir. İran Türklerinden olan Muhammed Hüseyin Şehriyar, Azerbaycan&#8217;da yaşamış İran Azerisi şairidir.<br><br><strong>Eserleri <br></strong> Heyder Baba&#8217;ya Selam, Türkçe Şiirlerinden Seçmeler<br> Divan (Farsça Şiirleri)</p><p>The post <a href="https://www.evdekihocam.com/11-sinif-turk-dili-ve-edebiyati-3-unite-siir-ozeti/">11.Sınıf Türk Dili Ve Edebiyatı 3.Ünite: Şiir Özeti</a> first appeared on <a href="https://www.evdekihocam.com">Evdeki Hocam</a>.</p><p><a href="https://www.evdekihocam.com/11-sinif-turk-dili-ve-edebiyati-3-unite-siir-ozeti/">11.Sınıf Türk Dili Ve Edebiyatı 3.Ünite: Şiir Özeti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.evdekihocam.com">Evdeki Hocam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.evdekihocam.com/11-sinif-turk-dili-ve-edebiyati-3-unite-siir-ozeti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2542</post-id>	</item>
		<item>
		<title>11.Sınıf Edebiyat 5.Ünite: Sohbet-Fıkra</title>
		<link>https://www.evdekihocam.com/11-sinif-edebiyat-5-unite-sohbet-fikra/</link>
					<comments>https://www.evdekihocam.com/11-sinif-edebiyat-5-unite-sohbet-fikra/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Feb 2023 12:58:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[11.Sınıf]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[11.Sınıf Edebiyat 4.Ünite: Makale]]></category>
		<category><![CDATA[11.Sınıf Edebiyat 5.Ünite: Sohbet-Fıkra]]></category>
		<category><![CDATA[alperhoca]]></category>
		<category><![CDATA[ALPERHOCA.COM]]></category>
		<category><![CDATA[Alperhocam.com]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşegül hoca]]></category>
		<category><![CDATA[Deneme sınavı]]></category>
		<category><![CDATA[Ders Notları]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat dersi]]></category>
		<category><![CDATA[evdeki hocam]]></category>
		<category><![CDATA[Evdekihocam]]></category>
		<category><![CDATA[lise ders notu]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.evdekihocam.com/?p=3233</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir yazarın kişisel görüşlerini fazla derinleştirmeden, karşısındakiyle konuşuyormuş hissini verecek bir üslupla yazdığı fikir yazısına&#160;sohbet (söyleşi / söylev)&#160;denir. SOHBET YAZILARININ GENEL ÖZELLİKLERİ MADDELER HALİNDE SÖYLEŞİ TÜRÜNÜN TÜRK EDEBİYATINDAKİ ÖNEMLİ TEMSİLCİLERİ ŞUNLARDIR: Ayrıca Cenap Sahabettin, Refik Halit Karay, Hasan Ali Yücel gibi yazarlarımız da bu türde eserler vermişlerdir. Evdekihocam.com SOHBET-FIKRA (KÖŞE YAZISI) FARKLILIKLARI &#160;FIKRA (KÖŞE YAZISI)&#160;&#160;Bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.evdekihocam.com/11-sinif-edebiyat-5-unite-sohbet-fikra/">11.Sınıf Edebiyat 5.Ünite: Sohbet-Fıkra</a> first appeared on <a href="https://www.evdekihocam.com">Evdeki Hocam</a>.</p>
<p><a href="https://www.evdekihocam.com/11-sinif-edebiyat-5-unite-sohbet-fikra/">11.Sınıf Edebiyat 5.Ünite: Sohbet-Fıkra</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.evdekihocam.com">Evdeki Hocam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="wp-block-paragraph">Bir yazarın kişisel görüşlerini fazla derinleştirmeden, karşısındakiyle konuşuyormuş hissini verecek bir üslupla yazdığı fikir yazısına&nbsp;<strong>sohbet (söyleşi / söylev)</strong>&nbsp;denir.<br><br><strong>SOHBET YAZILARININ GENEL ÖZELLİKLERİ MADDELER HALİNDE</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Düşünceleri fazla derinleştirmeden, bir konuşma havası içinde anlatan yazı türüdür.&nbsp;</li>



<li>Öznel bir anlatıma sahiptir.  Evdekihocam.com</li>



<li>Her konuda yazılabilir.</li>



<li>Konu, tez ve savunma amacı güdülmeden; karşılıklı konuşma havası içinde, sıcak bir dille yazılır.&nbsp;</li>



<li>Sohbet, makaleden üslup yönüyle ayrılır.&nbsp;</li>



<li>Çoğunlukla günlük konuların işlendiği sohbet yazılarında senli benli bir anlatım yolu seçilir, hatıralardan halk fıkralarından, nüktelerden, özlü sözlerden, atasözü ve deyimlerden yararlanılır.&nbsp;</li>



<li>Okuyucuyu konu üzerinde düşündürmeyi amaçlar.</li>



<li>Sohbet yazıları dergi ve gazetelerde yayımlanabildiği gibi yazar bu yazıları bir kitap haline de getirebilir.&nbsp;</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>SÖYLEŞİ TÜRÜNÜN TÜRK EDEBİYATINDAKİ ÖNEMLİ TEMSİLCİLERİ ŞUNLARDIR:</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>&nbsp;Ahmet Rasim &#8220;Ramazan Sohbetleri&#8221;&nbsp;</li>



<li>Ahmet Haşim ““Gurabahâne-i Laklakan” (Düşkün Leylekler Evi), Bize Göre”&nbsp;</li>



<li>Suut Kemal Yetkin &#8220;Edebiyat Söyleşileri&#8221;, Şevket Rado “Eşref Saati”&nbsp;</li>



<li>&nbsp;Melih Cevdet Anday &#8220;Dilimiz Üzerine Söyleşiler&nbsp;</li>



<li>Nurullah Ataç &#8220;Karalama Defteri&#8221;&nbsp;</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca Cenap Sahabettin, Refik Halit Karay, Hasan Ali Yücel gibi yazarlarımız da bu türde eserler vermişlerdir. Evdekihocam.com</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>SOHBET-FIKRA (KÖŞE YAZISI) FARKLILIKLARI</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Fıkra, etkisi uzun süren bir yazı türü değilken sohbet ve deneme hemen hemen her zaman okunabilen türlerdir.&nbsp;</li>



<li>Sohbette yazar, karşısında biri varmış gibi sorular sorar, sorulara cevaplar verir; fıkrada ise yazar, samimi bir dille konusunu işler, okura doğrudan seslenmez.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;FIKRA (KÖŞE YAZISI)<br></strong>&nbsp;&nbsp;Bir yazarın herhangi bir konu veya günlük olaylar hakkındaki görüşlerini, düşüncelerini ayrıntılara inmeden anlattığı gazete ve dergilerde yayımlanan kısa fikir yazılarına<strong>&nbsp;fıkra&nbsp;</strong>denir. Bu tür yazıların diğer adı da&nbsp;<strong>“köşe yazısıdır.”</strong>&nbsp;Fıkralar, gazete ve dergilerin belli sütun veya köşelerinde yayımlanır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>GENEL ÖZELLİKLLERİ</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Fıkralar güncel konularda yazılır.</li>



<li>Fıkra yazıları günübirlik yazılar olduğu için kalıcılığı yoktur.&nbsp;</li>



<li>Fıkra yazıları gazetelerin belli sütunlarında yayınlandığı için köşe yazısı olarak adlandırılır.&nbsp;</li>



<li>Fıkra türünde dil açık, anlaşılır ve sadedir.&nbsp;</li>



<li>Fıkralarda anlatıcı öznel bir tavır takınır.&nbsp;</li>



<li>Fıkra yazılarında ortaya konan düşüncenin kanıtlanma zorunluluğu yoktur.&nbsp;</li>



<li>Yazar yönlendirmek, kanıları değiştirmek, bilgi vermek, haber vermek vb. gibi amaçlarla yazısını oluşturur.  Evdekihocam.com</li>



<li>Nükteli fıkralardan, kıssalardan, vecize ve atasözlerinden faydalanılmalıdır.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fıkranın Yazılma Amacı</strong><br>Fıkraların amacı, siyasî, kültürel, ekonomik, toplumsal vb. konuları çok defa eleştirel bir bakış açısıyla anlatarak kamuoyunu yönlendirmektir. Fıkralarda kesin olmaktan ziyade güzel, hoş sonuçlara varmaya; canlı, ilgi çekici olmaya özen gösterilmelidir. Yazar kendi duygu ve düşüncelerini en başarılı şekilde yansıtarak okuyucu ile arasında sıkı bir bağ kurar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>NOT:</strong> Bu tür fıkraları, kısa hikâye niteliğindeki, nükteli, mizah öğesi taşıyan fıkralarla karıştırmayınız. Bu tür fıkralarda dinleyeni güldürmek, eğlendirmek ön plandadır. Oysa köşe yazılarında okuyucuyu düşündürmek, güncel bir sorunu dile getirmektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><br>TÜRK EDEBİYATINDAKİ &nbsp;FIKRA YAZARLARI</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fıkra türü Tanzimat Dönemi’nde Batı’dan geçmiştir.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Özellikle Ahmet Rasim fıkralarıyla tanınmıştır.</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Ahmet Rasim ➜ Şehir Mektupları, Muharrir Bu Ya</li>



<li>Refik Halit Karay ➜Bir Avuç Sarma, Ay Peşinde</li>



<li>Orhan Seyfi Orhon ➜Kulaktan Kulağa</li>



<li>Ziya Osman Saba ➜Sarı Çizmeli Mehmet Ağa, Gün Doğmadan</li>



<li>Falih Rıfkı Atay ➜ Eski Saat, Çile</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>DİĞER FIKRA YAZARLARI</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Namık Kemal, Ahmet Haşim, Hüseyin Cahit Yalçın, Falih Rıfkı Atay (Pazar Söyleşileri), Burhan Felek, Peyami Safa, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç, Bedii Faik, Necip Fazıl Kısakürek, Rauf Tamer, Ahmet Kabaklı, Çetin Altan, Oktay Ekşi, Uğur Mumcu, Abdi İpekçi, İlhan Selçuk, Ergun Göze, Hasan Pulur, Taha Akyol, Gürbüz Azak, Cengiz Çandar, Yavuz Gökmen, Hasan Cemal, Oktay Akbal, Şevket Rado, Aziz Nesin…</p><p>The post <a href="https://www.evdekihocam.com/11-sinif-edebiyat-5-unite-sohbet-fikra/">11.Sınıf Edebiyat 5.Ünite: Sohbet-Fıkra</a> first appeared on <a href="https://www.evdekihocam.com">Evdeki Hocam</a>.</p><p><a href="https://www.evdekihocam.com/11-sinif-edebiyat-5-unite-sohbet-fikra/">11.Sınıf Edebiyat 5.Ünite: Sohbet-Fıkra</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.evdekihocam.com">Evdeki Hocam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.evdekihocam.com/11-sinif-edebiyat-5-unite-sohbet-fikra/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3233</post-id>	</item>
		<item>
		<title>11.Sınıf Tarih 1.Dönem 2.Yazılı Soru ve Cevapları</title>
		<link>https://www.evdekihocam.com/11-sinif-tarih-1-donem-2-yazili-soru-ve-cevaplari/</link>
					<comments>https://www.evdekihocam.com/11-sinif-tarih-1-donem-2-yazili-soru-ve-cevaplari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Dec 2022 21:21:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[11.Sınıf]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılı Soruları]]></category>
		<category><![CDATA[1.Dönem 2.Yazılı Soru ve Cevapları]]></category>
		<category><![CDATA[10.Sınıf Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[11.Sınıf Tarih 1.Dönem 2.Yazılı Soru ve Cevapları]]></category>
		<category><![CDATA[2.Yazılı Soru ve Cevapları]]></category>
		<category><![CDATA[alperhoca]]></category>
		<category><![CDATA[ALPERHOCA.COM]]></category>
		<category><![CDATA[Alperhocam]]></category>
		<category><![CDATA[Alperhocam.com]]></category>
		<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Deneme sınavı]]></category>
		<category><![CDATA[Evdekihocam]]></category>
		<category><![CDATA[meb]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih 1.Dönem 2.Yazılı Soru ve Cevapları]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih 2.YAZILI]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.evdekihocam.com/?p=2519</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarih dersinden yazılı sınavlar için siz öğrencilerin çalışabilmesi ve öğretmenlerin kullanımı amacıyla aşağıdaki linkten yazılılara ulaşabilirsiniz. Yazılıların cevap anahtarları da yine linklerdedir. Ayrıca 1.Dönem 2. Yazılı Sınavı için hazırlanan en seçkin hocalardan yazılı hazırlık videoları da sayfanın aşağısına eklenmiştir. İyi Çalışmalar Dilerim. Tarih 1.Dönem 2.Yazılı Sorularının PDF için Tıklayınız KİTAP ÇEKİLİŞLERİNİN YAPILACAĞI GRUBUMUZA KATILMAK İÇİN [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.evdekihocam.com/11-sinif-tarih-1-donem-2-yazili-soru-ve-cevaplari/">11.Sınıf Tarih 1.Dönem 2.Yazılı Soru ve Cevapları</a> first appeared on <a href="https://www.evdekihocam.com">Evdeki Hocam</a>.</p>
<p><a href="https://www.evdekihocam.com/11-sinif-tarih-1-donem-2-yazili-soru-ve-cevaplari/">11.Sınıf Tarih 1.Dönem 2.Yazılı Soru ve Cevapları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.evdekihocam.com">Evdeki Hocam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio wp-block-paragraph">Tarih dersinden yazılı sınavlar için siz öğrencilerin çalışabilmesi ve öğretmenlerin kullanımı amacıyla aşağıdaki linkten yazılılara ulaşabilirsiniz. </p>



<p class="wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio wp-block-paragraph">Yazılıların cevap anahtarları da yine linklerdedir. </p>



<p class="wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio wp-block-paragraph">Ayrıca 1.Dönem 2. Yazılı Sınavı için hazırlanan en seçkin hocalardan yazılı hazırlık videoları da sayfanın aşağısına eklenmiştir. </p>



<p class="wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio wp-block-paragraph">İyi Çalışmalar Dilerim.</p>



<p class="wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio wp-block-paragraph"><strong><a href="https://drive.google.com/file/d/1GqfS7fVNygMhqG5wQkKEhxFbAqWYhanv/view?usp=share_link" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Tarih 1.Dönem 2.Yazılı Sorularının PDF için Tıklayınız</a></strong></p>



<h2 class="wp-block-heading"><a href="https://www.facebook.com/groups/1657859814348252" target="_blank" rel="noreferrer noopener">KİTAP ÇEKİLİŞLERİNİN YAPILACAĞI GRUBUMUZA KATILMAK İÇİN TIKLAYINIZ</a></h2><p>The post <a href="https://www.evdekihocam.com/11-sinif-tarih-1-donem-2-yazili-soru-ve-cevaplari/">11.Sınıf Tarih 1.Dönem 2.Yazılı Soru ve Cevapları</a> first appeared on <a href="https://www.evdekihocam.com">Evdeki Hocam</a>.</p><p><a href="https://www.evdekihocam.com/11-sinif-tarih-1-donem-2-yazili-soru-ve-cevaplari/">11.Sınıf Tarih 1.Dönem 2.Yazılı Soru ve Cevapları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.evdekihocam.com">Evdeki Hocam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.evdekihocam.com/11-sinif-tarih-1-donem-2-yazili-soru-ve-cevaplari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2519</post-id>	</item>
		<item>
		<title>11.Sınıf Edebiyat 1.Dönem 1.Yazılı Soru ve Cevapları</title>
		<link>https://www.evdekihocam.com/11-sinif-edebiyat-1-donem-1-yazili-soru-ve-cevaplari/</link>
					<comments>https://www.evdekihocam.com/11-sinif-edebiyat-1-donem-1-yazili-soru-ve-cevaplari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Nov 2022 14:54:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[11.Sınıf]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılı Soruları]]></category>
		<category><![CDATA[1.Yazılı Soru ve Cevapları]]></category>
		<category><![CDATA[1.Yazılı Soruları]]></category>
		<category><![CDATA[11.Sınıf Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[11.Sınıf Edebiyat 1.Dönem 1.Yazılı Soru ve Cevapları]]></category>
		<category><![CDATA[alperhoca]]></category>
		<category><![CDATA[ALPERHOCA.COM]]></category>
		<category><![CDATA[Alperhocam]]></category>
		<category><![CDATA[Alperhocam.com]]></category>
		<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Deneme sınavı]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat 1.Dönem 1.Yazılı]]></category>
		<category><![CDATA[Evdekihocam]]></category>
		<category><![CDATA[Fen Bilimleri]]></category>
		<category><![CDATA[meb]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilgiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.evdekihocam.com/?p=1828</guid>

					<description><![CDATA[<p>11.Sınıf Edebiyat 1.Dönem 1.Yazılı Soruları İçin Tıklayınız 11.Sınıf Edebiyat 1.Dönem 1.Yazılı Cevapları Tıklayınız</p>
<p>The post <a href="https://www.evdekihocam.com/11-sinif-edebiyat-1-donem-1-yazili-soru-ve-cevaplari/">11.Sınıf Edebiyat 1.Dönem 1.Yazılı Soru ve Cevapları</a> first appeared on <a href="https://www.evdekihocam.com">Evdeki Hocam</a>.</p>
<p><a href="https://www.evdekihocam.com/11-sinif-edebiyat-1-donem-1-yazili-soru-ve-cevaplari/">11.Sınıf Edebiyat 1.Dönem 1.Yazılı Soru ve Cevapları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.evdekihocam.com">Evdeki Hocam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://www.evdekihocam.com/wp-content/uploads/2022/11/11-tde-secmeli-1.donem-1.-yazili.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:600px" aria-label="&lt;strong&gt;11-tde-1.donem-1.-yazili&lt;/strong&gt; gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-61aeacae-5a60-44e4-8757-9fc6d7202fee" href="https://www.evdekihocam.com/wp-content/uploads/2022/11/11-tde-secmeli-1.donem-1.-yazili.pdf"><strong>11-tde-1.donem-1.-yazili</strong></a><a href="https://www.evdekihocam.com/wp-content/uploads/2022/11/11-tde-secmeli-1.donem-1.-yazili.pdf" class="wp-block-file__button wp-element-button" download aria-describedby="wp-block-file--media-61aeacae-5a60-44e4-8757-9fc6d7202fee"></a></div>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em><a href="https://drive.google.com/file/d/17S-diQIgw6uEeVJtZ4E3CVDT3yAoG91-/view?usp=share_link" target="_blank" rel="noreferrer noopener">11.Sınıf Edebiyat 1.Dönem 1.Yazılı Soruları İçin Tıklayınız</a></em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://drive.google.com/file/d/1PTqfCLkJXOA5SxAXIS7sSTYYxfNZOCZS/view?usp=share_link" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><strong><em>11.Sınıf Edebiyat 1.Dönem 1.Yazılı  Cevapları</em></strong> <strong><em>Tıklayınız</em></strong></a></p><p>The post <a href="https://www.evdekihocam.com/11-sinif-edebiyat-1-donem-1-yazili-soru-ve-cevaplari/">11.Sınıf Edebiyat 1.Dönem 1.Yazılı Soru ve Cevapları</a> first appeared on <a href="https://www.evdekihocam.com">Evdeki Hocam</a>.</p><p><a href="https://www.evdekihocam.com/11-sinif-edebiyat-1-donem-1-yazili-soru-ve-cevaplari/">11.Sınıf Edebiyat 1.Dönem 1.Yazılı Soru ve Cevapları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.evdekihocam.com">Evdeki Hocam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.evdekihocam.com/11-sinif-edebiyat-1-donem-1-yazili-soru-ve-cevaplari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1828</post-id>	</item>
		<item>
		<title>11.Sınıf Edebiyat TYT Sözcükte Anlam</title>
		<link>https://www.evdekihocam.com/11-sinif-edebiyat-tyt-sozcukte-anlam/</link>
					<comments>https://www.evdekihocam.com/11-sinif-edebiyat-tyt-sozcukte-anlam/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Sep 2022 21:02:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[11.Sınıf]]></category>
		<category><![CDATA[12.Sınıf]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[11.Sınıf Edebiyat TYT Sözcükte Anlam]]></category>
		<category><![CDATA[Anlam]]></category>
		<category><![CDATA[Sözcükte Anlam]]></category>
		<category><![CDATA[SÖZCÜKTE ANLAM ÖZELLİKLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[TYT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.evdekihocam.com/?p=1208</guid>

					<description><![CDATA[<p>SÖZCÜKTE ANLAM ÖZELLİKLERİ Gerçek, Yan, Mecaz ve Terim Anlam GERÇEK ANLAM (TEMEL ANLAM): Bir kelime farklı bir anlamı çağrıştırmayacak şekilde, herkesin bildiği ilk ve kendi anlamında kullanılırsa gerçek anlamda kullanılmış olur. “Ormanda ateş yakmak tehlikelidir.” cümlesinde orman, ateş, yakmak ve tehlike sözcüklerinin hepsi gerçek anlamı ile kullanılmıştır.Ateş: Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık.Orman: Ağaçlarla örtülü geniş alan.Yakmak: yanmasına yol açmak, tutuşturmakTehlike: Büyük zarar veya yok olmaya yol açabilecek durum. Mecaz Anlam [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.evdekihocam.com/11-sinif-edebiyat-tyt-sozcukte-anlam/">11.Sınıf Edebiyat TYT Sözcükte Anlam</a> first appeared on <a href="https://www.evdekihocam.com">Evdeki Hocam</a>.</p>
<p><a href="https://www.evdekihocam.com/11-sinif-edebiyat-tyt-sozcukte-anlam/">11.Sınıf Edebiyat TYT Sözcükte Anlam</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.evdekihocam.com">Evdeki Hocam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="wp-block-paragraph"><strong>SÖZCÜKTE ANLAM ÖZELLİKLERİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Gerçek, Yan, Mecaz ve Terim Anlam</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>GERÇEK ANLAM (TEMEL ANLAM):</strong> Bir kelime farklı bir anlamı çağrıştırmayacak şekilde, <strong>herkesin bildiği ilk ve kendi anlamında </strong>kullanılırsa gerçek anlamda kullanılmış olur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<strong>Ormanda</strong> <strong>ateş yakmak</strong> <strong>tehlikelidir</strong>.” cümlesinde <strong>orman, ateş, yakmak ve tehlike</strong> sözcüklerinin hepsi <strong>gerçek anlamı</strong> ile kullanılmıştır.<br><strong>Ateş:</strong> Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık.<br><strong>Orman:</strong> Ağaçlarla örtülü geniş alan.<br><strong>Yakmak: </strong>yanmasına yol açmak, tutuşturmak<br><strong>Tehlike:</strong> Büyük zarar veya yok olmaya yol açabilecek durum.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mecaz Anlam (Değişmece):</strong> Sözcüğün <strong>gerçek anlamından tamamen uzaklaşarak başka bir anlam verecek</strong> şekilde kullanılmasıdır. Anlatımda bir<strong> anlam inceliği elde etme, söyleyişi daha etkili, daha çarpıcı kılma amacı </strong>ile yapılır. Sözcük mecazlığını <strong>cümle içerisinde</strong> kazanır. Yani bir sözcüğün mecaz olup olmadığını <strong>kullanıldığı cümledeki manasına bakarak</strong> çözebiliriz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ateş ve yakmak sözcüklerini mecaz olacak şekilde örneklendirelim:<br><br>“Kendinizi&nbsp;<strong>ateşe</strong>&nbsp;<strong>atıyorsunuz</strong>.” cümlesinde ateş sözcüğü,&nbsp;<strong>tehlike</strong>&nbsp;anlamında kullanılmıştır. Sözcüğün yeni kazandığı bu “<strong>tehlike” anlamının</strong>, sözcüğün&nbsp;<strong>temel anlamı olan “yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık”&nbsp;</strong>anlamı ile ilgisi yoktur. Daha doğrusu, cümlede<strong>&nbsp;kendini gerçekten yanan bir ateşe atma anlamı</strong>&nbsp;yoktur.<br><br>“Biletini ve tatilini boşunu boşuna&nbsp;<strong>yaktı.</strong>” cümlesinde yakmak sözcüğü, “<strong>zamanında kullanılmadığından geçerliğini yitirmek</strong>” anlamında kullanılmıştır ve gerçek anlamı olan “tutuşturmak” ile ilgisi yoktur. Daha doğrusu,<strong>&nbsp;cümlede anlatılmak istenen</strong>&nbsp;<strong>biletlerin gerçekten yanıp tutuştuğu</strong>&nbsp;değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Yan Anlam:</strong>&nbsp;Kelimenin temel anlamı yanında,&nbsp;<strong>kullanıma bağlı olarak kazandığı yeni anlam</strong>lardır. Yan anlamlar,&nbsp;<strong>mecaz değildir</strong>. Sözcüğün&nbsp;<strong>ilk anlamı dışında kullanılan diğer gerçek anlamlarıdır.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Örneğin, “Yemeği <strong>ateşten </strong>indirdim.” veya “<strong>Ateşi</strong> kırk dereceye yaklaşmış.” cümlelerinde ateş sözcüğü<strong> temel anlamı ile </strong>(yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık) <strong>kullanılmamıştır.</strong> Ama <strong>mecaz da değillerdir.</strong><br><br><strong>Yemek ısıtılan yer </strong>ve <strong>vücut sıcaklığı</strong> anlamında kullanılan ateş sözcüklerinin,<strong> temel anlamla </strong>bağlantısı devam etmektedir. <strong>Isı ile bağlantıları</strong> devam etmektedir.<br><br>Yine, “Bugün güneş çok <strong>yakıyor</strong>.” dersek, <strong>yakmak sözcüğünü akla ilk gelen anlamı ile değil diğer bir anlamı</strong> ile kullanmış oluruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>NOT:</strong> Türkçede ayak, göz, parmak, boğaz, burun, sırt gibi organ adları da epey yan anlamlara sahiptir. Birçok kaynakta yan anlama örnek olarak yalnızca bu sözcükler verilir: Masanın ayağı, çekmecenin gözü, İstanbul Boğazı, Sinop Burnu, dağın sırtı vb. gibi.</p>



<figure class="wp-block-table"><table><tbody><tr><td><br><strong>Gerçek Anlam</strong></td><td><strong>Yan Anlam</strong></td><td><strong>Mecaz Anlam</strong></td></tr><tr><td><strong>Başındaki&nbsp;</strong>tokayı çıkarttı.</td><td><strong>Merdiven&nbsp;başında</strong>&nbsp;seni bekliyor.</td><td><strong>Başı&nbsp;bağlanacak</strong>&nbsp;yaşa gelmiş.</td></tr><tr><td><strong>Kırık&nbsp;</strong>koluyla oynuyor.</td><td><strong>Ekmek&nbsp;kırıklarını</strong>&nbsp;kuşa ver.</td><td><strong>Kırık&nbsp;bir kalp</strong>&nbsp;benimki.</td></tr><tr><td><strong>Saçları&nbsp;kesikken</strong>&nbsp;daha güzel.</td><td><strong>Parmağındaki&nbsp;kesik</strong>&nbsp;canını acıtıyor.</td><td><strong>Kulağı&nbsp;kesik</strong>&nbsp;birine benziyor.</td></tr><tr><td><strong>Boş</strong>&nbsp;bardakları kaldırın.</td><td><strong>Boş&nbsp;</strong>kadro kalmadı.</td><td><strong>Boş</strong>&nbsp;tesellilere aldanmayalım.</td></tr></tbody></table></figure>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>TERİM ANLAM:</strong> Bir bilim, sanat, meslek dalıyla veya bir konu ile ilgili özel ve belirli bir kavramı karşılayan kelimeler terim anlamlı sözcüklerdir.</li></ul>



<p class="wp-block-paragraph">“Tabanı otuz metre kadar tutan bir&nbsp;eşkenar&nbsp;<strong>üçgen</strong>&nbsp;biçimindedir.”<br>“Bu&nbsp;<strong>notaları</strong>&nbsp;çalarken dikkat et.”<br>“Yarı&nbsp;<strong>ofsayt</strong>&nbsp;durumlardan sürekli kol çıkartır.”<br>“Bu oyun iki&nbsp;<strong>perdeden</strong>&nbsp;oluşacak.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>SOMUT, SOYUT, NİTEL, NİCEL ANLAM</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>SOMUT ANLAM:</strong> <strong>Doğada varlığı bulunan</strong> ve <strong>duyu organlarım</strong>ız ile algılaya bildiğimiz varlıkları karşılayan sözcükler somut anlamlı sözcüklerdir:</p>



<p class="wp-block-paragraph">İnsan, hayvan, kedi, kuş, gemi, araba, deniz, göl, silgi, kalem, defter, hava, su, toprak, şeker gibi birçok sözcük örnek gösterilebilir.<br>Somut sözcüğünün ortasındaki “m” harfini <strong>maddenin m’si</strong> olarak düşünebilirsiniz.<strong>Somut anlamlı bir kelime soyut bir anlam ifade edecek şekilde kullanılabilir</strong>. Buna <strong>soyutlama </strong>da denir: “Taş kalpli bir insansın.” cümlesinde “<strong>somut bir sözcük olan taş</strong>” duygusuz, kötü kalpli anlamında soyut bir anlama gelecek şekilde kullanılmıştır.<br><strong>Soyutlama yapılan sözcük aslında mecaz anlam kazanır</strong>. Soyutlamayı bulurken mecazlara dikkat edebilirsiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>SOYUT ANLAM:</strong> Var olanı değil, <strong>varlıkları değil, kavramları karşılayan sözcükler</strong> soyut anlamlıdır. Soyut anlamlı sözcükler varlığı karşılamadığından<strong> duyu organları ile algılanamaz.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Hayal, rüya, sevgi, aşk, özgürlük, nefret, üzüntü gibi birçok sözcük örnek gösterilebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Soyut anlamlı bir kelime somut bir anlam ifade edecek şekilde kullanılabilir</strong>. Buna <strong>somutlama </strong>da denir: “Mutluluk sanki bana düşman.” cümlesinde “soyut bir sözcük olan mutluluk” somut bir varlıkmış gibi davranış sergileyecek şekilde kullanılmıştır.<br><strong>          Soyutlama yapılan yerde aslında kişileştirme veya benzetme söz konusudur.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>NİCEL ANLAM:</strong> Nicelik, bir şeyin<strong> sayısal olarak ölçülebilen</strong> özellikleridir. Bir kelime bir şeyin sayısal olarak ölçülebilen bir özelliğini belirtecek şekilde kullanılırsa <strong>nicel anlamda</strong> kullanılmış olur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uzun, kısa, dar, geniş, yüksek, alçak, büyük, küçük, hafif, ağır gibi birçok sözcük örnek gösterilebilir.<br>             Nicel sözcüğündeki “c harfini <strong>cetvelin c’si</strong> olarak düşünebilirsiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>NİTEL ANLAM:</strong> Nitelik, bir şeyin<strong> sayısal olarak ölçülemeyen</strong>  özellikleridir. Bir kelime bir şeyin sayısal olarak ölçülemeyen bir özelliğini belirtecek şekilde kullanılırsa nitel anlamda kullanılmış olur. Bir şeyin nitel özellikleri, daha çok<strong> nasıl oldukları, nasıl göründükleri ile ilgilidir</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Güzel, çirkin, iyi, kötü, huysuz, sinirli, yakışıklı, eski, yeni gibi birçok sözcük örnek gösterilebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tüm sözcükler cümle içinde anlamlarını kazanır. Öyle ise bir sözcüğün nicel mi nitel mi olduğuna bakmak için cümlede kullanılan anlamına bakmak gerekir:<br><br>“Dar&nbsp;düşünceli&nbsp;insanlara katlanamıyorum” (Nitel)<br>“Dar bir koridorda&nbsp;yürüdük.” (Nicel)</strong><strong></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong><strong>SÖZCÜKLER ARASI ANLAM İLİŞKİSİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <strong>EŞ ANLAMLI, EŞ SESLİ, YAKIN ANLAMLI, ZIT ANLAMLI SÖZCÜKLER</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>EŞ ANLAMLI SÖZCÜKLER&nbsp;</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>Farklı sözcükler oldukları halde aynı anlamda kullanılan sözcükler</strong>&nbsp;arasında eş anlamlılık ilişkisi vardır.</li><li>Bu kelimeler eş anlamlı olarak adlandırılır.&nbsp;</li></ul>



<p class="wp-block-paragraph">Ad-isim,&nbsp;sözcük-kelime,&nbsp;yaşlı-ihtiyar,&nbsp;anı-hatıra,&nbsp;asır-yüzyıl,akıl-us,&nbsp;düşünce-fikir&nbsp;özgürlük-hürriyet vb. kelimeler eş anlamlı kelimelerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ZIT ANLAMLI SÖZCÜKLER</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li>Anlamları birbirine zıt,<strong>&nbsp;anlamları birbirinin&nbsp;tam tersi&nbsp;olan kelimeler&nbsp;</strong>arasında zıt anlamlılık ilişkisi vardır.</li><li>Bu kelimeler zıt ya da karşıt anlamlı sözcükler olarak adlandırılır.</li></ul>



<p class="wp-block-paragraph">Ağır / hafif,&nbsp;aşağı / yukarı,&nbsp;büyük / küçük,&nbsp;düz / eğri,&nbsp;iyi / kötü,&nbsp;ileri / geri,&nbsp;ucuz / pahalı,&nbsp;zor / kolay&nbsp; vb. sözcükler karşıt anlamlı sözcüklerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>NOT:Olumsuzluk ile zıtlık birbiriyle karıştırılmamalıdır</strong>: Tuzlu ile tutsuz gelmek ile gelmemek birbirinin zıttı değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; YAKIN ANLAMLI SÖZCÜKLER</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li>Bazı sözcükler&nbsp;<strong>tam olarak aynı anlamı ifade etmese de</strong>&nbsp;anlamları birbirine yakındır.</li></ul>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşmak / uyuşmak,&nbsp;göndermek / yollamak,&nbsp;çalışmak / çabalamak / koşuşturmak,&nbsp;yola çıkmak / yola düşmek / yola koyulmak vb. sözcükler yakın anlamlıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; EŞ SESLİ SÖZCÜKLER</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>Söylenişleri ve yazılışları aynı fakat anlamları farklı</strong>&nbsp;olan sözcüklerdir.</li></ul>



<p class="wp-block-paragraph">Toprak parçası olan&nbsp;<strong>kara</strong>&nbsp;ile bir renk olan&nbsp;<strong>kara</strong>&nbsp;sözcüğü gibi.<br>Bir sayıyı ifade eden&nbsp;<strong>yüz</strong>&nbsp;ile çehre anlamına gelen&nbsp;<strong>yüz</strong>&nbsp;sözcüğü gibi.<br>Küçük dere anlamındaki&nbsp;<strong>çay</strong>&nbsp;ile içecek türü olan&nbsp;<strong>çay</strong>&nbsp;gibi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Yâr</strong>&nbsp;ile yar,&nbsp;<strong>kâr</strong>&nbsp;ile kar,&nbsp;<strong>hâlâ</strong>&nbsp;ile hala sözcükleri sesteş&nbsp;<strong>değildir.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; AD AKTARMASI (MECAZIMÜRSEL),&nbsp;DOLAYLAMA, GÜZEL ADLANDIRMA,</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;DEYİM AKTARMASI</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>AD AKTARMASI (MECAZIMÜRSEL):</strong>&nbsp;Ad aktarması yapılırken&nbsp;<strong>anlatılmak istenilen herhangi bir&nbsp;nesne&nbsp;ya da varlık, doğrudan söylenilmek yerine bir parçası ya da özelliği söylenilerek</strong>&nbsp;aktarılır. Kısaca,&nbsp;<strong>bir sözcüğün benzetme amacı güdülmeden başka bir sözcüğün yerine kullanılmasıdır.</strong></li></ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İstanbul</strong>&nbsp;iptal edilen seçimlere çok tepkili. (İstanbul ile kastedilen İstanbul’da yaşayan halk)<br><strong>Evi&nbsp;</strong>geçen hafta taşıdık. (Evdeki eşyaları)<br><strong>Sobayı&nbsp;</strong>yakmak oldukça zor. (Sobanın içindeki kömür, odun)<br><strong>Turgut Uyar</strong>&nbsp;okumayı severim. (Turgut Uyar kitaplarını)<br><strong>Evden</strong>&nbsp;izin almam gerek. (aile bireyleri)</p>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>DOLAYLAMA:</strong>&nbsp;<strong>Tek sözcükle ifade edilebilen bir kavramı birden çok sözcükle</strong>&nbsp;ifade etmeye&nbsp;<strong>dolaylama</strong>&nbsp;denir. Amaç sözü etkileyici kılmak, anlatımı güçlendirmektir.</li></ul>



<p class="wp-block-paragraph">File bekçisi (kaleci), meşin yuvarlak (top),&nbsp; bacasız sanayi (turizm),&nbsp; delikli demir (tüfek),&nbsp; evin direği (baba), beyaz perde (sinema), beyaz cam (televizyon), ekmek kapısı (iş), Altın boynuz (Haliç), Kara kıta (Afrika), Yavru vatan (Kıbrıs), Güller diyarı (Isparta), Kızıl gezegen (Mars), Yedi tepeli şehir (İstanbul), Medeniyetler beşiği (Mezopotamya), Ege’nin incisi (İzmir),Ulu önder (Atatürk), Sanat güneşi (Zeki Müren), Minik serçe (Sezen Aksu), Cep Herkülü (Naim Süleymanoğlu) vb…</p>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>GÜZEL ADLANDIRMA</strong><strong>:</strong>&nbsp;Olumsuz olduğu düşünülen bazı kavramları<strong>&nbsp;kibarca</strong>&nbsp;adlandırmadır.</li></ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>verem</strong> → <strong>ince hastalık</strong><br><strong>kör</strong> → <strong>görme engelli</strong><br><strong>sağır </strong>→ <strong>işitme engelli</strong><br><strong>cenaze</strong> → <strong>son yolculuk</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>DEYİM AKTARMASI (ANLAM AKTARMASI):</strong> Deyim aktarması aralarında benzetme ilişkisi kurulan iki şeyin adından birinin geçici bir süre ile diğer adın yerine kullanılması olayıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>a) İnsandan doğaya aktarma</strong>: İnsanın fiziksel veya ruhsal bir özelliğini doğada var olan bir varlığa aktarma işidir.&nbsp;&nbsp;&nbsp; Örneğin baş sözcüğü doğada yolun başı, hükümetin başı, dağın başı vb. anlamlarda kullanılmaktadır.&nbsp;<strong>(Yan anlam oluşturur, insana ait organların yan anlamda kullanılması)</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>b) Doğadan insana aktarma:</strong>&nbsp;Doğada var olan hayvan, meyve, sebze, cisim vb. nitelik anlamlı sözcükler insan için kullanıldığında bu anlam olayı ortaya çıkar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Örneğin kurnaz insanlar için tilki, argoda hıyar, tatlı adam vb.&nbsp;<strong>(Benzetme sanatı elde edilir.)</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>c) Doğadan doğaya aktarma:</strong>&nbsp;Doğada var olan hayvan ve bitki adları benzetme yoluyla birbirlerine ad olur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Örneğin kuzukulağı bitkisi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ç) Duyular arası aktarma:</strong>&nbsp;İnsanın sahip olduğu beş duyusu arasında yapılan aktarım çeşididir. Anlama güzellik katmak için yapılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Örneğin “tatlı bir söz” yapısında tatlı tatma duyusuyla algılanabilirken söz işitme duyusudur. Yani tatmadan işitmeye bir aktarım yapılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>SÖZ ÖBEKLERİNDE ANLAM</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>DEYİMLER</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li>Gerçek anlamından farklı bir anlam taşıyan ve çekici bir anlatım özelliğine sahip olan&nbsp; kalıplaşmış söz öbeklerine deyim denir.</li><li>Deyimler halkın ortak mirasıdır ve kalıplaşmış olduğundan değiştirilemez.</li><li>Deyimlerdeki anlatım güzelliği deyimlerin mecaz anlamlı olmasındandır.</li><li>Deyimler bir dildeki en önemli zenginliktir. Olayları ya da durumları kısa, özlü, net, kıvrakça ifade eden tabirlerdir.</li></ul>



<p class="wp-block-paragraph">Abayı yakmak, aşağıdan almak, bağrına taş basmak, buluttan nem kapmak, çileden çıkmak, dalga geçmek, el ele vermek, karşı gelmek, nalları dikmek, saman altından su yürütmek, üç buçuk atmak, yasak savmak, yüzgöz olmak, zılgıt vermek, kulağı delik, eli açık, tepesi atmak, gönül almak, göze gelmek, dile düşmek, küplere binmek, Atı alan Üsküdar’ı geçti vb.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Deyimleri atasözünden ayıran özellik: Deyimlerin bir durumu anlatması, öğüt vermemesidir.&nbsp;</strong>Örneğin abayı yakmak, aşık olma durumunu anlatır, öğüt vermez.<br>Cümle düzeyinde deyimleri atasözünden sadece bu şekilde ayırabilirsiniz.<br>Örneğin “Atı alan Üsküdar’ı geçti.” cümlesinde herhangi bir öğüt verilmez, bu yüzden bu cümle düzeyinde bir deyimdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; ATASÖZLERİ</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li>Atasözü ya da atalar sözü, halkın ortak ürünü olan, halkın olaylar ve durumlar karşısında edindiği tecrübe ve gözleme dayalı, öğüt verici nitelikte özlü, kısa, çarpıcı kalıplaşmış cümlelerdir.</li><li>Atasözleri,&nbsp; söz oyunlarına ve zengin bir anlatıma dayalı, gerçek anlamı dışında derin bir anlam taşıyan mecazlı sözlerdir.</li><li>Atasözleri, kalıplaşmış olduğundan değiştirilemez.</li><li>Deyimlerle birlikte atasözleri bir milletin geçmişten bugüne dünya görüşünü, felsefesini, olaylara bakış açısını gösteren binlerce yıllık birikimlerdir.</li><li>Bu yüzden bir Türk atasözünü, Anadolu’da yaşayan Türk de Kazakistan’daki Türk de Kırgız da Türkmen de Azeri de bilir, kullanır. Bu yüzyılda kullanılan atasözü bundan bin yıl önce de var olduğu gibi bin yıl sonra da var olacaktır.</li></ul>



<p class="wp-block-paragraph">Âlet işler, el övünür. Ak akça kara gün içindir. Çalma elin kapısını, çalarlar kapını. Ağlamayan çocuğa meme vermezler. Güzele bakmak sevaptır. Eşek hoşaftan ne anlar denesini yer suyunu bırakır vb.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İKİLEMELER</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li>Anlamı pekiştirmek, anlatımı güçlendirmek için kalıplaşmış şekilde arka arkaya söylenen iki kelimeden meydana gelen söz öbeklerine ikileme denir. İkilemeler oluşturulma şekillerine göre sınıflandırılabilir:</li><li><strong>Aynı sözcüklerin tekrarı&nbsp;</strong>ile oluşanlar: ağır ağır, yavaş yavaş, hızlı hızlı vb.</li></ul>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“Ama bu yeni şiir,<strong>&nbsp;yavaş yavaş</strong>&nbsp;yayılıp birçok kimse tarafından da tutulunca iş değişti.</em>” –&nbsp;<strong>O. V. Kanık</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>Eş ya da yakın anlamlı sözcüklerin tekrarı&nbsp;</strong>ile oluşanlar: ses seda, yorgun argın, zarar ziyan, mutlu mesut, doğru dürüst, eş dost vb.</li></ul>



<p class="wp-block-paragraph">“Bak hele üzerinden&nbsp;<strong>ses&nbsp;seda</strong>&nbsp;uzaklaşır,<br>Düşerim gerilere, iyceden iyceden.” –&nbsp;<strong>F. H. Dağlarca</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>Karşıt anlamlı sözcüklerin tekrarı</strong>&nbsp;ile oluşanlar: aşağı yukarı, iyi kötü, ileri geri, acı tatlı, altı üstü vb.</li></ul>



<p class="wp-block-paragraph">“Her birimiz&nbsp;<strong>iyi&nbsp;kötü</strong>&nbsp;bir vitrin taşımaktayız göğüs kafesimizde.” – E. Şafak</p>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>Biri anlamlı diğeri anlamsız sözcüklerin tekrarı&nbsp;</strong>ile oluşanlar: çoluk çocuk, eski püskü, yarım yamalak, yırtık pırtık, gelmek melmek vb.</li></ul>



<p class="wp-block-paragraph">“Kentler, büründüğümüz kıyafetler gibidir. Kimi zaman bol, dökümlü, zengin gösteren, kimi zaman&nbsp;<strong>eski&nbsp;püskü</strong>, gariban ama mağrur…” –&nbsp;<strong>A. Erdoğan</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>Her ikisi de anlamsız sözcüklerin tekrarı</strong>&nbsp;ile oluşanlar: abur cumur, mırın kırın, paldır küldür vb.&nbsp;</li></ul>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“Olumlu, verimli bir işe adayacağı zamanını,&nbsp;<strong>abur cubur</strong>&nbsp;işlere harcamak ağırlarına gider.” –&nbsp;</em><strong>H. Taner</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>Yansıma sözcüklerin tekrarı&nbsp;</strong>ile oluşanlar: şırıl şırıl, gıcır gıcır, gürül gürül, fokur fokur, cik cik, miyav miyav, pır pır vb.</li></ul>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“İdare lambası&nbsp;<strong>pır pır&nbsp;</strong>edip duruyordu sofadaki merdiven başında.” –&nbsp;</em><strong>Ç. Altan</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Yansıma sözcükler&nbsp;</strong>insanların doğada duyduğu sesleri taklit edip türettikleri sözcüklerdir.</p><p>The post <a href="https://www.evdekihocam.com/11-sinif-edebiyat-tyt-sozcukte-anlam/">11.Sınıf Edebiyat TYT Sözcükte Anlam</a> first appeared on <a href="https://www.evdekihocam.com">Evdeki Hocam</a>.</p><p><a href="https://www.evdekihocam.com/11-sinif-edebiyat-tyt-sozcukte-anlam/">11.Sınıf Edebiyat TYT Sözcükte Anlam</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.evdekihocam.com">Evdeki Hocam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.evdekihocam.com/11-sinif-edebiyat-tyt-sozcukte-anlam/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1208</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
